İnsanlık Ayıbı - Zeynep Oral

Bir korku filmi izlermiş gibi izliyorum.
Korku, dehşet saçan, ama en çok, en çok utanç yayan bir yıkımı... Artık "Kars sözcüğü o utançtan ayrı düşmeyecek dilime gönlüme... Mehmet Aksoy adı hep içımde çocuktarı katledilen, göz göre göre boğazlanan bir insanı çağrıştıracak...
Dilim dilim kesilen, imha edilen, yok edılen"İnsanlık Anıtı "nın İnsanlık Ayıbına dönüşmesine tanıklık ediyoruz hep birlikte..
"İnsanlık Anıtı"nın son fotoğraflarını gördünüz mü? Bundan on gün önceki fotoğraflarda o bir bütünü oluşturan iki bedenin baş. omuz. göğüs bölümleri kesilmiş atılmıştı. Dün, Radikal gazetesinde yıkımın  son halini gösteren bir fotoğraf vardı. Baktım bel de gitmiş, kalçalar da... Şimdi geriye sadece bacaklar kalmış. Koparılan, kesilen parçalar çevreye yayılmış... Fotoğrafın yanında ise Başbakan istedi diye, bir ayda 13 parçanın kesilip koparıldığı; 400 tonluk anıttan geriye beş parça kaldığı belirtiliyordu. Anıtın bulunduğu tepenin altındaki "tarihi tabya"nın ise hâlâ ahır olarak kullanıldığı vurgulanıyordu.
Sevgili okurlar, tekrar tekrar aynı yazıyı yazıyormuş duygusuna kapılıyorum. Ama yazmak zorundayım.
Sırf bir heykele, bir sanat eserine bakmayı bilmeyen bir insan, beğenmedi diye... (Ki olabilir, her insanın elbet beğenme ya da beğenmeme hakkı vardır!)
Bu sanat eserine bakmasını bilmeyen insan Başbakan diye... (Ki olabilir, başka alanlarda çok başarılı olan bir insan, başbakan dahi olsa sanat eğitimi almamış olabilir, resme, heykele nasıl bakılacağını bilmeyebilir.) Hatta anlamadığı bir şeye "ucube" bile diyebilir... |önünde sonunda, kullandığımız dil bir tarz. bir görgü meselesidir.
Ancak sırf bu nedenle yıkın yok edin diye buyruk vermek, padişahtan çok padişahçı geçinenlerin işe girişmesi ve buyruğu tez elden yerine getirme iştahı, benim anlayabileceğim, kabullenebileceğim bir şey değil. Bir tür "Talibanizm" ...
Bütün bu olayın en korkunç yanı ise. bu "Talibanizm"e, "zaten halk da bunu istiyor" gibi bir zarf da uydurmaya kalkmak! Doğru ya da yanlış olması hiç ama hiç önemli deği Bunu söylemek bile benim gözümde "suç!”
Türk 'ün çağdaşlıkla sınavı'
Geçen pazar, gazetemizin 2. sayfasında İzmirli mimar Şükrü Kocagöz'ün (evet Samim Kocagöz'ün oğlu), bugüne dek bu konuda yazılmış en muhteşem analizi yayımlandı. (Kaçırdıysanız, mutlak bulun ve okuyun 22 Mayıs tarihli Cumhuriyet.)
"Çizgi de, form da bir dildir. Yabancı bir dil gibi okunması öğretilir, öğrenilir. Bu nedenle matematik kadar (nasıl artı, çarpı işaretlerinin ne olduğu öğretiliyorsa) resim, müzik de (notalan öğrenirsiniz) genel eğitim içerisinde öğretilir. Ama bu seçmeli derslere bırakılıyorsa bazılan en açık mesajları veren formları, çizgileri, renkleri, sesleri, notaları bile okuyamıyor ve hatta okuduğunu da sanıyorsa, suçlu: Sanatı, sanat eğitimini dışlayan anlayıştır. (Fazıl Say müzik eğitimi için boşuna mı çırpınıyor.) Seçmeli felsefeden söz eden ise yok." Dedikten sonra "İnsanlık Anıtı"na nasıl bakmamız gerektiğini anlatıyor.
Ve İşte, Başbakan yıkılsın emri verdiğinden beri içimde büyüttüğüm düşünce, Şükrü Kocagöz'ün kaleminden: ("Gerçek sanat eseri" tanımlamasından sonra:)
“Aksoy'un eseri de böyle. Yıkılsa da ona bir kez dikkatli bakmış, mesajını almış kişilerce hep orada. O tepeyi boş da görseler İmgelem yolu ile mesaj tamamlanacaktır.”
Ona bu yazıyı yazdıran, benim de izlemeye doyamadığım bir kayıt olmuş: Cumhur iyet'in okurlarına armağan olarak verdiği, Tank Akan'ın gerçekleştirdiği, Yıldız Kenter, Işık Yenersu, Rutkay Aziz'in oyunculuklan ve
kişilikleriyle katıldıkları, "Mehmet Aksoy" belgeseli. Bir kez daha teşekkürler Tarık Akan.
Bundan böyle ben ne zaman Kars'taki o boş tepeye baksam "İnsanlık Anıtı"nı göreceğim. Ve İçimde İnsanlık ayıbını bir kez daha

Yorum Gönderme

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget