Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre illegal= yasadışı olarak tanımlanmıştır.
Ulusal Bayramlarda çelek konulması ve bayramların halk tarafından kutlanması konusunda AKP hükümeti tarafından getirilen kısıtlamalar nedeniyle, her bayramda siyasi partiler, sivil toplum örgütleri tarafından çelenk konulması sırasında sıkıntı yaşanmakta ve güvenlik kuvvetleri ile siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilciler arasında arbede yaşanmaktadır.
29 Ekim 2012 tarihinde Sivil Toplum Kuruluşlar ve bazı siyasi partilerin birlikte düzenlemek istedikleri Cumhuriyet Bayramı kutlamasına Ankara Valiliğince yasak getirilmesi, tüm Türkiye’yi ayağa kaldırmış ve Cumhur (Halk) en büyük bayramına sahip çıkarak kutlamak istemiştir.
Güvenlik güçlerinin Tüm barikatlarına, tazyikli su ve biber gazı sıkmalarına karşın, Cumhur bayramını kutlamaktan vazgeçmemiş, barikatları yıkarak Ulustan Anıtkabire kadar yürüyerek büyük atasına saygıda bulunmuştur.
Buraya kadar her şey görsel yayınlarla anında yurttaşlara gösterilmiştir.
Bundan sonraki safhada yetkililerin yaptıkları açıklamalar ise içler acısıdır.
Barikatları kim kaldırdı? Tartışmasını bir taraf bırakarak Başbakanın her zaman olduğu gibi suçlamalarına değinmek istiyorum.
Sayın Başbakan;
“Polise barikatları kaldırma talimatı vermedim, görevlerini yapmadılar, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı provokasyondur. Cumhuriyeti Cumhur korur, yaşananlar Cumhuriyet mitinglerine benziyor; 8 ayrı yer gösterdik Kılıçdaroğlu beğenmedi, illegal örgütlerin peşine takıldı.” Demektedir.
Bu söylemlerin insafla bağdaşacak hiçbir yanı yoktur.
1- Bir kere Ankara Valisi, ne olduğu anlaşılamayan istihbarata dayanarak yasak koymasaydı, Türkiye ayağa kalkmaz ve Güvenlik güçleri ile halk karşı karşıya gelmezdi. Yasak olmayan yerlerde hiçbir olay olmadan halkın, en büyük bayramını rahatlıkla kutlaması bunu kanıtıdır.
2-Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurun yanında yer alarak kutlamalara katılmasını kışkırtma (provokasyon) olarak değerlendirilmesi tamamen yanlıştır.
3-Kutlamaya öncülük eden Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Gençlik Birliği, İşçi Partisi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, destek veren odalar ve sendikalar gibi yasal örgütleri, yasadışı (illegal) örgüt olarak değerlendirmek hiç şık olmamıştır ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına yakışmamıştır.
4-Güvenlik Güçlerinin kurduğu barikatlar kaldırılmadan önce, Polisin yurttaşlara tazyikli su ve biber gazını sıkmasını Sayın Başbakan yeterli bulmamakta ve Polisin daha sert davranmasını ima edecek şekilde “görevlerini yapmadılar” demektedir.
5-Diğer İllerden gelmek isteyen yurttaşların otobüslerini “fahri yolcu sigortası, ceset torbası yok” bahaneleriyle engellemek Anayasanın 23. Maddesindeki seyahat özgürlüğüne (hürriyetine) aykırıdır.
Sayın Başbakanın çok rahat yaptığı bu suçlamalar karşısında, el insaf demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum.
Takdiri yüce Türk halkına bırakıyor ve “yetmez ama evet” diyenlerin kulakları çınlasın diyorum.
02.11.2012
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
Yorum Gönder