Çevrenize şöyle bir bakın isterseniz, televizyonlardaki tartışma programlarını izleyip, kimin neler söylediğine kulak veriniz.
Birisi çıkıyor, “Ben Atatürk’ü sevmiyorum” diyor, bir başkası askere sesleniyor:
“Sizin koruyamadığınız cumhuriyeti biz koruyoruz!”
Gazeteler haber yapınca kıvırtıyor bizim sosyal demokrat il başkanı:
“Ben öyle demek istemedim...”
Kimse ama kimse askeri darbelerin Türkiye’de solu, sosyalistleri, devrimcileri, emekçileri, gençleri, aydınları, yazarları, gazetecileri zindanlara attığını, üzerlerinden silindirle geçip ezdiği gerçeğini gizleyemez.
Ha baskıcı askeri faşist rejim... Ha ileri demokrasi ve özgürlük masalları anlatan AKP iktidarı...
Aralarında fark yoktur!
Bu gerçekler nedense göz ardı ediliyor, sermaye-emek çelişkisi ağızlara alınınca sesler yükseliyor:
“Bunlar Marksist düşünceler, dünya çoktan değişti, siz 1970’lerde kalmışsınız...”
89 yıllık cumhuriyetimize baktığımızda ne görüyoruz?
Egemenlerin düzeni sürüyor, biri giderken öteki geliyor...
***
Olan emekçilere oluyor!
Bayrak koşusu gibi...
Egemenlerin iktidarı, baskı, zulüm, işkence el değiştiriyor.
Apoletli, apoletsiz...
Hepsi aynı yolda; kimi İslamı kullanır, kimi Mustafa Kemal’i...
İlhan Selçuk çok güzel bir ad takmıştı:
“Rozet Atatürkçüleri, din bezirgânları...”
Birey olmak öyle kolay olmuyor bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde.
Bağnazlık toplumun üzerinde siyah bir örtü.
Şimdi soruyorum:
Mardin’den sözde bir ahlak kuruluşunun başı diyor ki, üniversite açılınca, bazı gençler caddelerde, parklarda el ele gezip herkesin gözü önünde öpüşüyormuş.
Eğer önlem alınmazsa herkes bu vebalin altında kalırmış. Mardin, İstanbul, Ankara ve İzmir’e benzeyip ahlaksızlık artarmış.
Mardin’de bir Tanrı’nın kulu çıkıp, bu adama tepki göstermeyecek mi?
Sen kimsin, demeyecek mi; merak ediyorum!
***
Demokrasi!
Özgürlük!
Kardeşlik!
Barış!
Yaşama hakkı!
Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti...
Bizim kuşağın emperyalizme karşı savaşımı kaçıncı yılını doldurdu?
Değişen nedir 40 yılı aşkın süreç içinde, söyler misiniz?
Adı hiç önemli değil... İster demokrasi deyin, ister cumhuriyet, ister özgürlük...
Temel hak ve özgürlükleri savunmak, emperyalizme karşı çıkmak, genç bedenlerin açlık grevlerinde, ölüm oruçlarında yitip gitmesini durdurmak için sağcı, solcu, devrimci olmaya gerek yok.
Sadece insani duygularla, vicdanınızla bakın...
***
Cumhuriyeti kurtarmak için yapılan darbelerin hesabının sorulmadığı bir ülkede, yapılmamış darbenin hesabının sorulduğu bir dönemde, yeni egemen güç “kana kan intikam” duygusu içinde.
Ortada egemenlerin savaşı var aslında...
Dağda vurulan Mehmetler, Şırnak’ta şehit düşen polisler, dağa çıkarılan 14 yaşında çocuklar kimin?
Hepsi bizim!
Düşman yaratmakta, ezmekte, aşağılamakta üzerimize yok!
Bugün kibirlisin, çiğneyip geçeceksin, bir zamanlar hapis yattığını, gençlik yıllarında eylemlere katılıp “tek yol İslam” dediğin için poliste işkence gördüğünü unutacaksın.
Çünkü iktidarsın, egemensin!

Yorum Gönder