Bölücü terör örgütü PKK uğursuz bir eylemle kendini bize yeniden hatırlattı.
Hatay’da dün sabah göreve giden jandarma özel harekât timine Amanos Dağları eteğinde roketatarla saldırı düzenleyen caniler üç subayımızı şehit etti.
Binbaşı Erhan Dikmen, Üsteğmen Aytaç Kaya ve Teğmen Ahmet Tarım’a Tanrı’dan rahmet, ailelerine, silâh arkadaşlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.
Terör uzmanları son zamanlarda olay bölgesindeki hareketliliğe dikkat çekerek saldırıya karşı uyarılar yapıyorlardı.
Mesela isabetli öngörüleri ile tanınan Taraf yazarı Emre Uslu da PKK’nın önümüzdeki süreçte izleyeceği stratejinin yaz aylarını eylemler bakımından yoğun geçirme kararı üstünde şekillendiğini yazmıştı.
Dünkü saldırıyı tahlil ederken terör örgütünün “devletle müzakereler” yürüttüğü dönemi yeniden canlandırma arzusunun bu eylemi tahrik eden sebeplerin başında geldiğini söylemek yanlış olmaz.
Çünkü Öcalan özgürleşmeden, KCK tutukluları bırakılmadan, demokratik özerklik ve anadilde eğitim için AKP’den güvence alınmadan olumlu bir adımın gelmeyeceği mesajı, MİT krizinden önce yaygın bir tartışma ortamı bulmuşken şimdi unutulmaya terk edilmiş gibidir.
Yani PKK’nın dünkü saldırı ile müzakere dönemini geri getirmeye çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Ama bu taktik geri tepebilir.
PKK’nın hükümeti bezginliğe sürükleme hesabı büyük ihtimalle tutmayacaktır.
Çünkü iktidar, terör örgütü ile masaya oturmanın zararını görmüştür. PKK’nın şiddeti tırmandırdığı ölçüde müzakereye isteği artan bir muhatap görmesi sadece çözümsüzlüğü beslemiştir.
İktidar aynı yanlışı tekrarlamayacaktır.
Bundan sonra izlenecek yol “teröre anladığı şekilde cevap vermek” olmalı, şiddetin işe yaradığı düşüncesi PKK önderlerine asla verilmemelidir.
Bugün eylem yapan teröristi ertesi gün eline bulaşmış kanla müzakere masasında muhatap kabul etmek fahiş hata idi.
Bu yanlışa bir daha asla dönülmeyeceği inancını vermek bile terör mücadelesinde gidişi değiştirebilir!
Adaletin kangreni
Tutuklu milletvekillerine özgürlüklerini kazandırmak hayal oluyor.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ dün bunun işaretini verdi.
Bozdağ, hapisteki milletvekillerini kurtarmanın, aynı durumdaki birçok yüksek rütbeli komutana haksızlık olacağını savundu.
Evet, milletvekillerini Meclis’e götürecek özel bir düzenlemenin eşitsizlik yaratacağını söylemek mümkün olabilir.
Ama eşitliği neden çağdaş hukukta ve insan haklarında sağlamaya çalışmıyor da yanlışta ve haksızlıkta arıyoruz?
Milletvekillerini kurtarmaya yönelik yoğunlaşma, adalet sistemimizin kangreni haline gelen uzun tutukluluk sorununun neredeyse unutulmasına, gündemden düşmesine sebep oldu.
AİHM’nin bizi de kanun hükmünde bağlayan içtihatları uygulanıyor olsa tutuklu milletvekilleri için özel bir arayışa gerek kalmazdı. Unutmayalım:
Herkese adalet, milletvekillerini de kurtarır!

Yorum Gönder