Eski Milliyet yeni Hürriyet gazetesi yazıcısı Taha Akyol, cumhuriyet tarihinin önce oluş(um) biçiminden, sonra da bu tarihin yazılım tarzından hiç hoşnut değildir. Bu nedenle cumhuriyet tarihinde kendisine göre çevre düzenlemesi, rol dağılım düzeltmeleri yapar. Kurmaca (fiction) sanatına girdiği için gerçek bir tarihçi kesinlikle böyle bir şey yapmaz. Hevesliler, tarih bilimi ile bir kurmaca sanatı olan romancılığı birbirine karıştırırlar.
Yazıcı, “İki Konu” (Hürriyet, 26.11.12) başlıklı yazısında da tarihsel çevre düzenlemesi yapıyor:
“Cumhuriyetçilerin ‘en hain dimağlar’ diye suçlayıp adlarını tarih kitaplarından sildikleri Rauf Orbay’ın, Kazım Karabekir’in imzalarının görünmesi, hatırlanması kötü mü olur. Dün tarihi gerçeği bir türlü ak-kara diye bölmek kötüydü, bugün başka bölmek elbette yine kötüdür.”
“Cumhuriyetçi” kesimle aynı felsefi görüşlerini paylaşmadığını yazan Taha Akyol’un uzman(cı)lık alanı 1921-1938 tarihleriyle sınırlı. Daha sonrasıyla pek ilgilenmez. Atatürk döneminin demokratik aksaklıklarını eleştirir de demokrasiyi gerçekleştirmekte daha şanslı olan Adnan Menderes dönemine toz kondurmaz.
En hain dimağlar
Rauf Orbay ile Kazım Karabekir‘i “hain dimağlar” suçlayanlar hangi cumhuriyetçilerdir? Tarihçiler mi, politikacılar mı? Kim? Bu türden iddialı yazılarda kaynak göstermek gerekirken, Taha Akyol kendi ikebana (çiçek düzenlemesi) sanatında böyle bir şey yapmıyor.
“Hain dimağlar” tanımlamasının sahibi M.K.Atatürk’tür. Cümleyi, herhangi bir Söylev (Nutuk) kitabının, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’yla ilgili son sayfalarında bulabilirsiniz. Ben, Atatürk Araştırma Merkezi’nin yayınladığı Nutuk’un 602. Sayfasından aktarıyorum:
“Efendiler, olaylar ve olup bitenler ortaya koydu ve ispat etti ki, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın programı en hain kafaların eseridir. Bu parti memlekette suikastçıların, gericilerin sığınağı ve ümitlerinin dayanağı oldu. Dış düşmanların, yeni Türk Devleti’ni körpe Türk Cumhuriyeti’ni yıkmayı hedef alan planların kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı. Tarih, (gizli maksatlarla hazırlanmış, genel ve geçici nitelikteki) Doğu isyanlarının sebeplerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli sebepleri arasında, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın dini konularda verdiği sözleri, doğuya gönderdiği sorumlu sekreterlerinin kurduğu örgütü ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır.”
Kaynak gösterdiğim Nutuk’un 601-608 sayfalarında Atatürk, bu iddiayla ilgili kanıtlarının bir bölümünü sıralar. 606-607 sayfalarda Gençliğe Sesleniş’le biter.
Rauf Orbay, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşıdır. Cumhuriyet’in ilan tarzına, Hilafet’in kaldırılmasına ve devrim yasalarına karşıdır. Benmerkezci olduğu vehimleri de vardır. Atatürk ile Rauf Orbay’ın yolları Cumhuriyet’in ilanından (1923) ve devrim yasalarının (1924-1925) çıkartılmasından sonra kesinlikle ayrılmıştır: “Halifeliğin Kaldırılmasına ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Sınırları Dışına Çıkartılması”na ilişkin 31 sayılı yasa 3 Mart 1924′te çıkartıldı. Bundan sonra 259 gün sonra 17 Kasım 1924 günü Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Parti programında “Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır” cümlesinin yer alması Atatürk’ü son derece tedirgin etti:
“…’Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır’ ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inanları kandırarak özel çıkarlar sağlamaya kalkmış onların taşıdıkları bayrak değil miydi?” (Nutuk, s.601-602)
“Cumhuriyet rejimi dini düşünce ve inançlara saygılı değildir” anlamına gelen “Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır” cümlesi bundan sonra siyasal hayatımızı zehirlemeye devam etmiştir.
Resmi olmayan tarihçilik
Tarihin belli bir dönemini iktidarın “nokta-i nazar”ından yorumladığı için resmi tarih elbette eleştirilebilir. Ama bize kendi “gayri resmi” tarih yorumlamalarını önerenlerin yorumsal dürtüleri “resmi tarih”e karşı olmaktan çok başka nedenlere dayanmaktadır: Etnik köken, ailevi ve kişisel intikam duyguları, maddi ve manevi çıkarlar, siyasal ihtiras…
Taha Akyol, Mustafa Kemal’i karalamak için Rauf (Orbay) Bey ile Kazım Karabekir Paşa’yı türlü saptırmalar yaparak kullanır. Kazım Karabekir’le ilgili safsatalarını 26.06.2012 tarihli yazımda sergilemiştim. Şunu bir kez daha belirteyim ki Karabekir ailesi ve mirasçıları, Taha Akyol’un Atatürk’e karşı Karabekir’i kullanmasından son derece rahatsız.
Rauf Bey’i kullanmasına gelince: Rauf Bey’in Atatürk’le yolları 4-5 yıl (1919-1925) içinde ayrılmıştı. Çünkü Rauf Bey, Mondros Mütarekesi’ni imzalamış olmanın verdiği travma ve aşağılık duygusundan bir türlü kurulamamıştır. Bu nedenle, Laussanne’a İsmet İnönü’nün yerine gidip yıkık gururunu onarmak istemiş ama başarılı olamamıştır.
19 Temmuz 1922 günü (bu tarihte başbakandır), Refet Paşa’nın Keçiören’deki köşkünde yapılan toplantıda açıkladığı gibi, “Baba vasiyeti” olduğu için, Saltanat ve Halifet’e “ekmek ve nimet” dolayısıyla bağlıdır ve bu nedenle kaldırılmasına karşıdır. (Osman Selim Kocahanoğlu, Atatürk-Rauf Orbay Kavgası, Temel Yayınları, s.299 ve sonrası).
Taha Akyol’un Cumhuriyet ve Atatürk konusunda kaleme aldığı yazılar Türk konusunda kaleme aldığı yazılar sadece saptırmalarla değil maddi hatalarla doludur. Yanlışlarını düzeltmesi için Kocahanoğlu’nun kitaplarını (Kazım Karabekir; Atatürk-Rauf Orbay Kavgası; Atatğrk’e kurulan Pusu) okumasını tavsiye ederim.
(Yarın devam edeceğim).

Yorum Gönder