Unutulmuş Anahtarlar - Mümtaz Soysal

ŞEHİT sayısının yarım düzineyi aştığı her durumda olduğu gibi bu kez de sayı sekizi bulunca yine bir tartışmadır gidiyor. Kimileri, bu gidişle sorunun hiç çözülmeyeceğini söylemekte, kimileri de artık Kandil’i de bütünüyle ele geçirme zamanının geldiğini savunmakta. Oysa, cumhuriyetin “değiştirilemez”, hatta değiştirilmesi “önerilemez” denen ilkeleri başka birçok sorun gibi “Güneydoğu” ya da “Kürt sorunu” adını taşıyan derdin de ilaçlarını aynen içermekte. Ama kimse çıkıp da onlardan söz etmiyor.
Hatta, “Bu devlet laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir; anahtar olarak soruna o ilkeler açısından bakın, çözümü bulursunuz” dendiğinde sanki anlamsız bir şey söylemişsiniz gibi, hayretten kocaman açılmış gözlerle bakıyorlar insana.
Bu şaşkınlığın ne kadar yanlış olduğunu görmek için ilkeleri birer birer ele alıp hep birlikte kolay bir deneme yapmak yararlı olabilir.
Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlet olduğuna göre, çözüm demokratik olmayan yollardan çözülebilir mi? Örneğin ülkenin bir bölgesindeki insanlara “etnik özerklik” tanıyıp ırk, dil, din ayrımcılığı güderek o bölge insanlarına başka bölgelerdekinden farklı bir yönetim biçimi uygulamak demokrasiye sığar mı? Başka bölgelerdeki vatandaşlar hangi haklardan yararlanıyorlarsa, Güneydoğu’dakiler de “aynen öyle”. Ne bir eksik ne bir fazla. Cumhuriyetin eğitim politikası onlara da uygulanmalı, onlar anadillerini zaten biliyorlar; bir de devletin resmi dilini öğrenerek o dilde yetiştirilerek ulusal yaşamın her alanında eşit koşullarla yarışa katılabilmeliler. Mezhep farklılığına dayalı davranışlar, lehte ya da aleyhte, şiddetle cezalandırılmalıdır.
Laiklik açısından da “aynen öyle”. Alevilik, Sünnilik, Dersimlilik, Diyarbakırlılık, Vanlılık diye bir ayırımcılık güdülebilir mi?
Sosyal devlet açısından farklılık olabilir mi? Etnik başkalık kimilerine daha iyi iş ve hakça ücret sağlayıp başkalarını işsiz bırakmak ya da emeğinin hakkını tam vermemek olabilir mi?
Hukuk devletinin koruyucu kanadı altına herkesi alıp Kürt vatandaşları aç çıplak bırakarak kurtlara yedirmek cumhuriyet ülkesinin hangi bucağında vicdanlara nasıl sığar?
E, o halde, birbirini yemek, öldürmek niçin?
Cennet vatanda insan gibi birlikte yaşamak varken...
Yoksa, çok mu saflık, enayilik midir böyle düşünmek ve böyle bir ülke özlemek?

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget