Kastamonu’nun ‘HES’ Zaferi - Oktay Ekinci

Akarsularımıza bulaştırılan “HES”lere (hidroelektrik santral) karşı yöresel hukuk direnişlerinde bir zafer de Kastamonu’dan...
Çatalzeytin ilçesindeki Akçay Deresi’ne kurulmak istenen “Yunuslar Regülatörü” izni, “Çatalzeytin Âşıkları Çevre Platformu”nun açtığı dava sonucunda Kastamonu İdare Mahkemesi’nce “iptal” edildi.
Aynı yatırım Çevresel Etki Değerlendirmesi’ne (ÇED) “gerek olmadığı!” gerekçesiyle 2010 yılında valilikçe uygun bulunmuştu. Açılan davadaki bilirkişi incelemesinde ise “çevreye etkisinin yüksek düzeyde” ve “olumsuz” olacağı saptanınca, yüksek yargı, kararını “çevrenin ve yaşam kaynaklarının korunmasından yana” verdi....
Aralarında Erçeller ve Piri Köy muhtarlarının da bulunduğu Çatalzeytin Âşıkları’nın davasında oybirliği ile alınan 13 Aralık 2011 tarih ve 2011/96 sayılı mahkeme kararı bakın neleri vurguluyor:
“...proje alanında su hesaplarının açık olmadığı, proje bölgesindeki çalışmalardan etkilenecek canlı türlerinin olduğu, projenin hafriyat bölgesine ihtiyaç olduğu, ancak belirtilmediği, kırma eleme tesisinin yapılması öngörülen yaklaşımın dere yatağına çok zarar vereceği (...) havza planlamasının yapılmadığı ve Akçay Deresi havzasında gelecek yıllardaki beklentilerin belirlenmediği gibi hususlar dikkate alındığında çevreye ilişkin doğal dengenin bozulacağı kanaatine varılmıştır.”
Platform Başkanı ve Çatalzeytin Mektubu gazetesini yöneten Emin Türkay Öztürk diyor ki: “Bu karar çevre düşmanı sözde ÇED uygulamasındaki keyfiliği de mahkûm eden örnek bir hukuk dersidir.”

Anayasa dersleri

Son yıllarda aynı keyfilik içinde derelerimizi tehdit eden HES’lere karşı diğer illerde elde edilen hukuk zaferleri ise bu uygulamanın yasalara ve temelde “anayasaya aykırı”lığını açıkça kanıtlıyor.
Gündemdeki “yeni” anayasanın işte bu tür kazanımları sağlayan ilkeleri daha da güçlendirmesi yerine tümüyle yok edeceği kaygısına karşı, doğayı ve yaşamı koruyan yargı kararlarının anayasa çalışmalarına da ders olması gerekiyor....
Örneğin Rize ilindeki Küçükçayır ve Ambarlık köylerini besleyen Paşacur ve Salarha dereleri “Ambarlık 1 ve 2 Regülatörleri ve HES” projesinin tehdidi altında... Bu proje için de Çevre ve Orman Bakanlığı 2009’da “ÇED gerekli değildir” demişti; köylülerin açtıkları davada bakanlığın kararı iptal edildi. Yargı gerekçeleri arasında ise Türkiye’nin de taraf olduğu Kyoto Protokolü, Rio Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar anımsatılırken özetle şu vurgulamalar da yapılmıştı: “Aynı dereler pek çok belediyenin su kaynağıdır. Salarha Vadisi suyu ile kent merkezi dahil 9 ilçe ve belde belediyesi ile 26 köydeki 300 bine yakın nüfusa içme suyu sağlanıyor.”
Benzer şekilde Artvin’in Şavşat ilçesinde de “Susuz Regülatörü ve HES” projesi için dava açan 74 köylü, hukuk mücadelesini kazandılar... Proje için ÇED’in gerekli olmadığına dair rapor mahkemede durdurulmuş olmasına rağmen bakanlığın dava sürerken “ÇED olumlu” belgesi verdiği ortaya çıkmıştı! Köylüler bir kez daha yargıya gittiler ve yüksek yargı, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Türkiye’nin derelerini işgal eden HES projeleri hemen tüm bölgelerdeki yargı kararlarıyla sorgulanarak durduruluyor. Türkiye Su Meclisi’nin 2010’da ilan ettiği “Su Manifestosu”ndaki şu vurgulamalarınsa haklılığı her geçen gün daha da kanıtlanıyor:
“Su kendini ancak akarak var edebilir ve doğada tek bir damla su boşa akmaz.
Suyun özelleştirilmesi ve suya efendi atanması kabul edilemez.”

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget