Meclis’te ‘Faşist’ Kavgası - Nilgün Cerrahoğlu

Tuhaf değil mi?
Atatürk’ü, Atatürk dönemini; adı üstünde “tek parti” yıllarını, “diktatörlük”, “faşizm” etiketleriyle yeren; Cumhuriyetin kuruluş yıllarına her fırsatta verip veriştiren sözüm ona liberal, muhafazakâr aydın/siyasetçiler; “ileri demokrasimizin”(!) içler acısı halini hiç mesele etmiyorlar.
Türkiye’de artık bu çok yaygın bir spor oldu.
Günümüzün ne kadar antidemokratik uygulaması varsa hepsine göz yumup; geçmişe “demokratlık” kontenjanından atıp tutmak… Atıp tuttukça da kendinden menkul, göz boyayan bir “demokrasi şampiyonluğuna” yükselmek!!!
Bu kof hamaset öyle başını alıp gitti ki; iktidarla ana muhalefetteki vekiller hafta ortası bu yüzden birbirlerine girdiler.
Meclis TV yayını kesildiği için haberlere bölük pörçük yansıyan Meclis’teki “faşizm” kavgasının başroldeki aktörü bu defa eski gazeteci, çiçeği burnunda vekil Mehmet Metiner’di.
Haber bültenlerinde aktarıldığı ölçüde izleyebildiğimiz olayda, AKP’li Metiner; “milli şef” dönemini “faşizm” etiketiyle hedef tahtasına oturtarak.. 80 yıl geriden günümüz CHP’sine aklı sıra laf çaktı ve anamuhalefet partisine hitaben “Sizin faşizminize asla teslim olmayacağız!” kabilinden bir laf etti.
Velev ki tek parti ‘faşist’ti…
Devreye giren Emine Ülker Tarhan bunun üzerine Metiner’e atik tetik gereken cevabı verdi ve “Faşizmi öğrenmek istiyorsanız önce siz bir aynaya bakın” dedi: “Ülkede korku imparatorluğunu kimin yarattığına dönüp de bakın. Ve CHP adını faşizmle yan yana getirmeden önce iki kez düşünün!”
Emine Ülker Tarhan’ın AKP’li vekilin yüzüne tuttuğu bu “ayna” -umulmadık süratle!- etkisini gösterdi ve kısa sürede Metiner, yeniden kürsüye çıkıp apar topar sözünü geri almak mecburiyetinde kaldı…
Meclis’teki “faşist” kavgası şimdilik yatıştı ama AKP yandaşları bu absürd propagandayı TV’lerden her fırsatta sürdürmeye, “geçmişin faşizmi” üzerinden kendilerini “hızlı demokrat” ilan etmeye devam ediyorlar.
Diyelim… 80 yıl önceki “tek parti” dönemi faşistti… Velev ki faşistti…
O dönemde dünya yüzünde kaç demokrasi var?
Sayıları düzineyi geçmez… İki elin on parmağı kadar…
Günümüzde kaç demokrasi bulunuyor?
Dünyadaki ülkelerin yarısı artık “demokratik rejimlerle” yönetiliyor.
Az buz değil.
79 ülke -art arda gelen “demokratikleşme dalgalarıyla”- demokrasiye kavuşmuş.
Biz o 79 ülke arasında mıyız peki? Ne yazık ki hayır.
Bizim yerimiz neresi?
“İçi boş, çakma demokrasiler” anlamına gelen “hibrit rejimler”.
Türkiye’yi “ileri demokrasi” iddiasıyla on yıldır yöneten ve burnundan da hiçbir konuda kıl aldırmayan AKP döneminde, “hibrit/ne idüğü belirsiz” kategoriden çıkıp bir türlü “demokrasilerin” yanına yanaşamamışız…
Bilakis…
Medya özgürlükleri, sivil özgürlükler, siyasi katılım gibi kriterlerde ilerlemek şöyle dursun, nal topladığımız için, son iki yılda bulunduğumuz konumdan da gerilere düşmüş, “iki basamak” gerilemişiz…
“Siyasi katılım” gibi demokrasinin en olmazsa olmaz katmanında, otoriter rejimlerin bile arkasında kalmışız…
“Sivil özgürlükler” sıralamasında 132. sırada çıkan Kazakistan gibi bir ülkenin gerisine yuvarlanmışız…
Bunlar, geçen yıl bu dönem “Economist Intelligence Unit”in yayımladığı, “Dünya Demokrasi Endeksi” isimli çalışmasından çıkan sonuçlar.
Pişkinliğin bu kadarı…
Türkiye’nin yeri, demokrasi endeksi araştırmasında 165 ülke arasında, aşağılarda, 89. sırada. Tanzanya, Filistin, Uganda, Zambiya, Senegal, Pakistan, Haiti gibi garibanlarla aynı kümede. “Hibrit” denen ülkeler bunlar.
AKP ve yandaşları ikide bir ağızlarını doldurarak “Türkiye’nin dünyanın en büyük 16. ekonomisi” olduğunu söylüyorlar da, nedense “demokraside 89. sıra” muhabbetini hiç yapmıyorlar.
“Dünyanın 16. büyük ekonomisi haline gelmişken, demokrasimiz neden hâlâ bu kadar fukara? Hâlâ neden Tanzanya, Uganda ve Haiti gibi ülkelerle denk düşüyor” sorusunun yanıtını aramıyorlar.
Varsa yoksa benim artık ninemin gençliğinde kalan “tek parti”, “tek şef” dönemine laf çakmak…
Bu kadar da “pişkin” olunur mu?
Siz ona buna demokrasi dersi vermeyi ve geçmişi bırakın da.. bugünün; bulunduğumuz yerin hesabını verin!
Geçmişe kolayına “faşist” etiketi yapıştırmak, kestirmeden kimseyi “demokrat” yapmayacağı gibi, yaşadığımız rejimi de “demokrasi” yapmaz…
Küresel ölçekte Türkiye’nin nerede olduğu ortada.
“İleri demokrasi” masalıyla, mehter adımıyla geri geri giden başka bir ülke misali de yok dünyada…
Ama bizde bu sonsuz hamaset iştahı ve bu masallara inanmak isteyen bunca insan, bu masallarla yol alan bunca oportünist varken; korkarım an gelir bu “hibrit” günleri de ararız.
Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım…

Nilgün Cerrahoğlu/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget