İçimde 1000 Kanat! - Mustafa Balbay

Zaman, insanoğlunun en çok kafa yorduğu bilinemezlerin başında gelir.

Sonsuzluk nedir?

Zamanın ruhu rakamsal dilimlere sığar mı?

Yaş derinliğiyle zaman derinliği ne kadar orantılıdır?

Zaman doğadaki tüm canlılar için aynı hızda mı geçer?

Zaman yakalanabilir mi?

Sorular sonsuza kadar uzatılabilir; bir o kadar da yanıt sıralanabilir.

***

Türkçeye günü, anı yakalamak diye çevrilen anıtsal yazı “carpe diem”in tarifi şu:

“Düşünün ki her sabah hesabınıza 86.400 birim kredi veren bir bankanız var. Ama bir günden ötekine hiç bakiye devretmiyor. Tutarı ne olursa olsun, kullanmadığınız bakiye miktarı her akşam iptal ediliyor. Böyle bir durumda ne yapardınız? Tabii ki son kuruşuna kadar çekerdiniz.

Aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı, zaman.

Her sabah iyi şeylere yatırım yapmadığımız kısmını silip hesabımıza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarından bir kuruş fazla kullandırmıyor. Her gün size yeni bir hesap açıyor. Her akşam günün bakiyesini yakıyor. Eğer günlük depozitonuzu kullanmadıysanız, bu zarar sizindir. Geriye dönüş yok. Yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü depozitonuzu yaşamalısınız. Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün.

Bir senenin değerini anlayabilmek için, sınıfta kalan öğrenciye sorun.

Bir ayın değerini anlayabilmek için, prematüre bir bebek dünyaya getiren anneye sorun.

Bir haftanın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.

Bir dakikanın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.

Bir saniyenin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kılpayı atlatmış kişiye sorun.

Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Daha fazla değer verin, çünkü onu çok özel biriyle, zamanı harcamaya değecek kadar özel biriyle paylaştınız. Şunu unutmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez. Dün artık mazi oldu. Yarın ise belirsiz. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır.”

***

Bir günü yani 86.400 saniyeyi anlatan bu yazıttaki yıl, ay, hafta, dakika, saniye dilimlerinin tümünü bir de hapisteki kişiye sorun!

Hapisliğimdeki tek haneli, iki haneli rakamlar derken üç haneli rakamlar da doluyor.

Hapiste zaman güneşin hareketleriyle, saatin akrep-yelkovanıyla tarif edilecek bir şey değil.

Gün olur, bütün bir ömür bir saate sığar.

Gün olur, saatler çok hızlı geçer ama zaman geçmez.

Gün olur, zaman değirmeninde buğday olursun...

Gün olur, zaman değirmeninin gür suyu.

1000 gün, insan ömründe nelere karşılık gelir?

Sıralasam, sütun yetmez.

Yaşamasını bilen insan her yerde, her koşulda yaşama tutunmanın bir yolunu bulur.

Özgürlük, eşiti olan bir kavram değil. O nedenle hapisliği hiçbir şeyle karşılaştırmadan kendi içinde yaşamak gerekiyor.

1000 yaklaşırken kendime sordum:

- Günleri boşa geçirmedin değil mi?

Gönül rahatlığıyla, “Hayır” dedim, “boşa geçirmedim”...

İkinci bir üniversite dersem, abartmış olmam.

İçim kanatlarla dolu.

Belki de dışarıda da binlerce kanat var diye düşündüğümden.

Bütün engellere inat.

Zamana inat.

Hiç kapanmamalı.

İnsanın içindeki kanat!

Mustafa Balbay/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget