Öğrencilerin anlattığına göre; üniversite açılır açılmaz ilk hafta yurt görevlilerinin ellerinde anketlerle oda oda dolaşarak yaptıkları anketteki iki soru şöyleymiş;
“Daha önce kaç birliktelik yaşadınız”, “Hiç canlı doğum yaptınız mı”...
SİZE NE KARDEŞİM?
Haklısınız, her ikisinin de doğru cevabı “Sana ne, ona ne, buna ne” olacak ama işte bunu söyleyenlere, soruları “cinsiyetçi ve ayırımcı” olarak niteleyip cevaplamayı reddedenlere de yurt görevlileri tarafından 500 TL disiplin cezası kesilmiş. Düşünün, çocuklara toplu tecavüzde 12-13 yaşındaki çocukların “rızası olduğu”nun düşünülebildiği ülkede yetişkin yaştaki üniversite öğrencilerine neredeyse kızlık muayenesi yapacaklar.
Nedir istenen bu anketle yani, “daha önce kaç birliktelik yaşadığını” öğrenince ne olacak, yurda alınmayacaklar mı? Ya çocuğu olduğu halde okumak istiyorsa ne olacak, evlat mı edineceksiniz çocukları? Peki size doğru cevabı vereceklerine nasıl eminsiniz, hangi sivri zekalı hazırladı soruları?
Son soruyu öğrenciler israrla sormuş zaten, cevap “TÜİK”miş, Türkiye İstatistik Kurumu.. Devlet kurumunun işi kalmamış, kız öğrencilerin ilişkilerinin istatistiğine gelmiş sıra.. Lahavle çekmekten başka çare varsa bana da söyleyin lütfen. Bu anketin hangi nedenle yapıldığını TÜİK derhal açıklamalıdır, çünkü üniversite öğrencisini buna zorlamak bile AİHM’ye gidecek bir insan hakları ihlalidir.
Okan Bayülgen TV 8’de “Muhabbet Kralı” programında 13 yaşındaki çocuğa (aslında Yargıtay’ın açıklamasına göre 12 yaşında olduğu anlaşılıyor) tecavüz eden ve çoğu önemli işlerin sahibi 26 utanmazın isimlerini yayınlamış ve Yargıtay’ın “tecavüz çocuğun rızasıyla oldu” kararıyla ceza indirimi yapmasına tepki göstererek “Bu liste korkunç bir liste. Bu 26 kişi o şehrin ileri gelen adamları, ben orada olsam bana da tecavüz ederlerdi” demiş.
Bravo Okan Bayülgen’e.. Aynı şeyi tüm erkekler söyleyebilir zira 26 tane kazık kadar sapık, bırakın 13 yaşında çocuğu bir erkeğe bile tecavüz edebilirler istedikten sonra. Bütün toplum ayağa kalkmış, herkes “Bu davada sonuna kadar beraberiz” diyerek skandala tepkisini haykırıyor ama efendim öte yanda kararı onayan Yargıtay 14’üncü Ceza Dairesi Başkanı Fevzi Elmas hala verdikleri kararı savunuyor.
YORUMLAR PSİKOLOJİSİNİ BOZARMIŞ
Önce “Nüfus yaşı 12’ydi, kemik yaşı 14 çıktı, biz de cezayı böyle kurduk” gibi böyle bir toplu tecavüz olayında, kendilerinin gayet iyi bildiği “başkalarının önünde tecavüz ve yetişkinlere çocuk pazarlama” olayında asla ve asla kabul edilemez bir gerekçe söylüyor. Yani demek ki böyle bir vahşette dahi suçluları kurtarmak isteyen her hakim nüfus yaşına boşverip kızları büyütebilir, çocukları çekip uzatarak “rıza ile toplu ve teşhir şeklinde tecavüz isteyecek” yaşa (ne iğrenç değil mi) getirebilir.
Sonra da “Yapılan haber ve yorumların N.Ç’ye yeniden travma yaşatacağını” söylüyor. Ki onun bakımını üstlenen avukatlar, uzmanlar “Çocuğun tecavüz kadar büyük bir travmayı da verilen ‘rızası ile olmuş’ kararı ile yaşadığını” tekrar tekrar belirttiler. Yargıtay hiç başkalarına sorumluluk atmaya filan kalkmasın, bu olayın açıklaması, mazereti olamaz ve toplum vicdanı “mahkemenin kararını onayarak” ortak oldukları bu hukuk skandalının düzeltilmesini istiyor.
NASIL DÜZELTECEKLER, O AÇIKLANSIN
Mahkemede 11 yıl sürdüğü yetmezmiş gibi her nasılsa Yargıtay’da da 13 ayda bitirilemeyen bu meşum dava için “Henüz tüm safhaları bitmedi” dediklerine göre nasıl düzeltecekler oturup onu düşünmeleri gerekiyor. Gerekiyor çünkü toplum bunun peşini bırakmaz, AİHM’de böyle bir skandala imza attıklarının duyulmasını bile istemezler sanıyorum.
Ekranlarda, köşelerde N.Ç’ye tecavüz edenlerin isimleri ve işleri yeterince deşifre edildi, çok da iyi oldu. Mümkün olduğunca tanınsınlar ki aileleri, tanıdıkları belki yüzlerine tükürmek, lanet okumak ister. Dedesi yaşında olduğu çocuklara tecavüz eden tüm sapıkların serbest bırakıldığı ülkede “yüze tükürmek, lanetlemek, işaretleyip herkese ‘işlediği suçu’ anlatmak, onlardan kaçmak, çocuklarını kaçırmak” da toplum cezası olarak gereklidir.
ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ TUTUKSUZ YARGILANIR MI?
Ağır cezalar verilmemesine karşı çıkarken bunlar da olmalıdır. Haberini duymuştuk; bazı ülkeler bu tür suçları “suçlunun boynuna asılı tabelaya yazıp, sokaklarda dolaştırarak” cezalandırmayı da denediler. Bizde ise tümden kurtaramadıklarını “tutuksuz yargılanacak” diye yeniden salıveriyorlar toplumun içine (yaşlı bir tecavüzcüyü böyle bıraktılar, nerede acaba?)
N.Ç’ye tecavüz edenler arasında “ Ziraat Odası Başkanı, İlköğretim okulu müdür yardımcısı, mahalle muhtarı, astsubay, devlet memuru, Kızıltepe Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü, zabıta memurları, Orman İşleri Müdürlüğü şefi” gibi devlet görevlerinde olan sapıklar çoğunlukta. Eğer en ağır cezaların verilmesi sağlanmazsa, kesinlikle “görevlerinden dolayı kurtarıldıklarını”, bu hukuk cinayetinin bu nedenle işlendiğini düşüneceğiz, başka açıklaması yok bunun.
Bu tecavüz kadar dehşet verici “aile içi çocuk tecavüzleri” de yaşanıyor bu ülkede, çocuk tecavüzüne kalkışanları ömür boyu pişman etmezseniz o çocuklar kurtarılamaz. Bir kerecik doğru karar verilse caydırıcı olacak ama verilmiyor, nasıl bir hukuktur, adalettir bu yahu?
Bu haberler aklımdan çıkmıyor, acaba asıl “harekete geçmesi gerekenler”i, örneğin savcıları da etkiliyor mu, görevlerini hatırlıyorlar mı? Perşembe günü VATAN’ın 3’üncü sayfasında İzmir’de annesi “sürekli şiddet uygulayan babası tarafından öldürülmüş olan” Ezgi Sezer’in “kocam beni ‘boşanırsan sonun annen gibi toprak olur’ diye tehdit etti. Sonumun annem gibi olmasını istemiyorum, yardım bekliyorum. Bunu da çocuğum için istiyorum” dediği haber vardı.
Ezgi Sezer’in ne kadar çaresiz olduğu açıkça ortada. Yalnız o değil, boşanmaya kalkan genç kadınların çoğu kocaları tarafından benzer tehditler altında. Bu kadınların devlet tarafından korunması gerekiyor, Ezgi Sezer’in hayatı mutlaka kurtarılmalı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yapsın, gerekiyorsa tehdit eden kocayı gözaltına alsın.
Ruhat Mengi/VATAN
Yorum Gönder