Sevgili okuyucularım, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, başka bir deyişle hükümetin
yeni bir marifeti dünkü Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girdi. Niyetleri uzun süredir bu
idi, dün gerçekleşti.
Dün yayınlanan kanun hükmünde kararname ile, Türkiye’de yabancı doktorların ve
yabancı hemşirelerin çalışmasına resmen izin çıktı.
Şimdi konunun biraz dışına çıkacağım. Hükümet, Meclis denetiminden kaçmak
amacıyla, ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyor. Bu kararlar Bakanlar Kurulu
tarafından –güya (!)- görüşülüyor ve kanun hükmünde kararname olarak yayınlanıyor.
Bunun amacı, kendi çıkarları ve istemleri doğrultusunda alacakları kararları Meclis’e
getirmeden, tartışılmasını öngörmeden, sessiz sedasız yürürlüğe koymak. Başka bir deyişle,
alınacak önemli kararları milletten saklamak.
Neyse ki, bunların Resmi Gazete’de yayınlanma zorunluluğu var ve oradan
öğreniyoruz!
Kararname olayı Türkiye’de ilginç bir iştir! İster normal kararname olsun, ister
kanun hükmünde kararname olsun, bunlar bütün bakanların imzasıyla yayınlanır. Ama
bunları hazırlatan ilgili bakan dışında, ötekilerin hiçbiri ne olduğunu bilmez!..
Çünkü Başbakanlık, bütün hükümet üyelerine önceden boş kararnamelerin
altına imza attırır. Bir bakan bir seferinde belki 50 adet boş kararnameyi imzalar.
Bunlar günü geldiğinde, sanki hepsi tarafından bilerek imzalanmış gibi Resmi Gazete
matbaasına gönderilir, yayınlanarak piyasaya sürülür.
Belki bu yazdıklarıma itiraz edecek bazı bakanlar çıkabilir! Örneğin herhangi biri
diyebilir ki “Yok arkadaş, ben altına imza attığım her kararnamenin ne olduğunu
bilirim. Ben önceden boş kararnameleri imzalamadım. Sen yalan yazıyorsun!..”
O takdirde bana düşen görev, altına önceden imza atılmış olan boş kararnameleri
kanıtlamak olur!
Siz lütfen bekleyin, bu yazdıklarıma hiçbiri itiraz edemeyecektir.
X
X
X
Bazen öyle kanun hükmünde kararnameler yayınlanıyor ki, içinde ne ararsanız var.
Her bakanlık isteklerini yazmış, tam bir çorba. Güvenlikten sağlığa, ormanlardan eğitime,
sanayiden bakanlıkların isminin değiştirilmesine kadar her şey aynı kararnamede yer alıyor.
Peki bu durumda muhalefet partileri ne yapacak? Hükümet kanun hükmünde
kararnameler yayınlamış, istediği kuruluşlara kendi adamlarını getirmiş, yandaşlara çok
büyük olanaklar sağlamış, yolsuzluklara kapı açmış.
Bu durumda muhalefet partileri, bunların kapsadığı hükümlerin iptali için Anayasa
Mahkemesine başvurmak durumunda.
İyi de, hangi Anayasa Mahkemesine!
Hukukçu olmayan Haşim Kılıç isimli birinin başkan olduğu, üyelerinin çoğunun bu
iktidar tarafından seçildiği veya atandığı, tümüne yakını yandaşlardan oluşan bu mahkeme,
muhalefetin hangi iptal istemini nasıl görüşecek, hangi doğrultuda karar verecek?
Burada Haşim Kılıç’ın ismi geçti, onunla ilgili bazı olayları birkaç cümle ile yeniden
anımsayalım!
Bu şahıs Anayasa Mahkemesi üyesi kimliği ile Ankara’daki ABD büyükelçisi ile
görüşmüş, CHP’yi eleştirmişti. Bu gerçekler Wikileaks belgelerinde yer aldı, Haşim
tarafından yalanlanması mümkün olmadı.
Kendisi tamamen siyasi taraftır.
Bu mahkemeden bu gibi davalarda çıkacak kararların tarafsız ve hukuka uygun
olmasını beklemek bir hayaldir.
X
X
X
Şimdi gelelim bu yazının ana konusuna. Dün yayınlanan kanun hükmünde kararname
ile yabancı doktor ve hemşirelere Türkiye’de çalışma izni resmen verildi.
Bunun gerekçesi olarak da Türkiye’de Türk doktor ve hemşire sayısının yeterli
olmadığı vurgulandı.
Hükümet bunların sayılarının artması için çaba harcayacakmış.
Örneğin Sağlık Bakanı tarafından gazeteci arkadaşımız Zeynep Gürcanlı’ya verilen
bilgilere göre, doktor sayısını artırmak için hem yeni tıp fakülteleri açılacak, hem de
mevcutların kontenjanı artırılacakmış.
Tıp doktoru olan bu şahıs, tıp eğitiminin ne olduğunu herhalde bizlerden daha iyi bilir.
Tıp eğitiminde sınıflar öyle kafadan doldurulmaz. Sınıf mevcutları, eğitimin kalitesi düşmesin
diye en az sayıda tutulur. İyi tıp fakülteleri bu ilkeden asla ödün vermez. Bu bir!
İkincisi, yabancı doktorlar bizim ülkemize nereden gelecek?
Zannetmeyin ki hükümet parayı bastırıp ABD, İngiltere, Japonya gibi gelişmiş
ülkelerden deneyimli ve iyi doktorlar getirecek.
Hayır, yabancı doktorlar Pakistan, Bangladeş, Nijerya, Sudan, Malezya,
Afganistan gibi gelişmemiş ülkelerden ucuza, en düşük maaşla getirilecek. Bunların
Müslümanlar arasından seçilmesi için özen gösterilecek. Kalitesiz işgücü hastalarımızın
hizmetine sunulurken, iktidar yeni bir propaganda aygıtını devreye sokacak:
“Ülkemize yabancı doktor akını başladı. Yabancı doktorlar Türkiye’yi tercih
ediyor!”
X
X
X
Varsayalım geldiler!
Bunlar Türk hasta ile nasıl anlaşacak? Örneğin Devlet hastanesinin poliklinik servisine
başvuran hasta, o yabancıya derdini el kol işaretleriyle mi anlatacak?
Yoksa Türkiye’de top oynayan yabancı futbolcular gibi, her birin yanına 24 saat
süreyle birer tercüman mı verilecek?
Varsayalım verildi!
Tıp, özel bir bilim dalıdır. Kendine özgü karmaşık deyimleri vardır. Bunları bilmeyen
tercüman, doktora hastanın derdini nasıl anlatacak?
Daha da vahimi, doktorun sözlerini tam anlayacak mı? Anlasa bile o sözleri hastaya
nasıl çevirecek?
X
X
X
Dikkat ediniz, böylesine önemli ve herkesi ilgilendiren bir konuyu bile hem
Meclis’ten, hem de milletten kaçırdılar. Bu gibi konuların her ortamda önceden tartışılması,
olumlu ve olumsuz yanlarının bilinmesi gerekirken, bir kanun hükmünde kararname ile
kanunları kendilerine göre değiştiriyorlar, ipe sapa gelmez konuları aynı yöntemle devreye
sokuyorlar.
Burada tekrar ve iddialı olarak yazıyorum.
Bu belgelerin altında imzası olan bakanlar, aslında o konuya ilişkin hiçbir şey
bilmiyor.
Daha önce imzaladıkları boş kararnamelerin üzerleri doldurulup piyasaya sürülüyor.
Bunları da bırakalım bir yana, o Meclis’in Başkanı olan ve tarafsız olması gereken
AKP’li Cemil Çiçek, başında bulunduğu Meclis’in devre dışı bırakılmasına göz yumuyor.
CHP, hükümete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren yetki yasasının
iptali istemiyle AKP’nin Anayasa Mahkemesinde aylar önce dava açtı.
Haşim’in mahkemesinden bugüne kadar tık yok!
Şimdiden söylüyorum, günü geldiğinde bu başvuruyu nasıl olsa reddedecekler de,
insan hiç değilse konuyu gündemine aldığını falan açıklar!
Türkiye işte böyle yönetiliyor.
Şimdilik güç ve yargı onların elinde. Bunun hep böyle devam edeceğini
zannedenler yanılıyor.
Emin Çölaşan/SÖZCÜ
Yorum Gönder