Eminim insanlık adına utanacağınız acı, kötü ve iğrenç bir manzarayı her gördüğünüzde, hepiniz aynı şeyi düşünüyorsunuz…
Silahlar, mayınlar, bubi tuzakları, patlayıcılar ve de canlı bombalar niçin hep aynı topraklarda infilak eder?..
Niçin barutun sinsi küfü, mayınlarla körebe oynayan papatyaların mazlum kokularına ihanet eder?..
Ölüm nasıl olur da, beynin çölleştiği coğrafyalarda, insan bedeninin masumiyetine kalleş çelmeler takar?..
Kılıç neden, medeniyetin paslı örslerde dövüldüğü topraklarda, kalemden daha keskindir?..
Adamı insan yapan merhamet ve iyilik duygusu, hangi körlükle öfke treninin kirli vagonlarından kurtulamaz?..
Aydınlanma, kara tahtaları çürürken, kimi diyarlarda, suikast mermileri niçin zavallı tebeşirleri hedef alır?..
Zoraki figüranlar!..
Geri kalmışlık-cehalet-, feodalite: Koloni yaşamı!..
Esrar-afyon-eroin: Kavga!..
Kin-suikast-kan: Şiddet!..
Ve de vahşet çağunlukla niçin hep aynı merkezlerde yaşanır!..
Tüm bunlar neden hep geri kalmış Asya ve Afrika gibi kıtalarda ya da Ortadoğu’da; Afganistan, Pakistan, Hindistan, Suudi Arabistan, Bangladeş, Somali, Mısır‘da; İran ve Irak gibi ülkelerde yoğunlaşır…
Bağnazlığın çukurunda taş yağmuruna tutulan kadınlar!..
Çölün ortasında kurumuş bir ağaca bağlanarak kırbaçlanan kadınlar!..
Vinçlerin üzerinde sallanan suçlular…
Kalaşnikof’la meydanlarda öldürülen garipler!..
Ve kolları, bacakları vahşice kesilen insanlar!..
Onlar niçin hep aynı toprakların zoraki figüranlarıdır?..
—————-
GAFLETİN SUİKASTİ!..
Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai‘nin üvey kardeşi Ahmed Veli Karzai, 200 kişilik koruma ekibinin lideri olan Serdar Muhammed tarafından öldürüldü ya; geri kalmışlığın çöllerindeki yaşam biçimini bir kez daha sorgulayıp durdum kafamda…
İşte o suikast ve sonrasında yaşananlar, yukarıdaki satırları yazdırdı bana!..
Suikastçı, saldırı sırasında diğer korumalar tarafından yaylım ateşine tutularak öldürülmüş!..
Yani, kan kanla temizlenmek istenirken, gizem ve kuşku her zaman ki gibi bir kefenin altına süpürülmüş!..
Afganistan’ın kanla beslenen örgütü Taliban’ın sözcüsü Yusuf Ahmedi, eylemi “en büyük başarıları” olarak nitelemiş!..
Yani klasik mafyavari bir suikast eylemi!.. Hedefin en yakınındaki, en güvenilir adamı devşirmek ve onu sinsi bir gaflet silahına dönüştürmek!..
İntikam coğrafyası!..
Aslında derinlemesine sorgulanırsa, ülkenin en büyük uyuşturucu kaçakçısı olduğu ileri sürülen Veli Karzai‘nin biraz da El Kaide lideri Usame Bin Ladin‘in öldürülmesine misilleme için vurulduğu anlaşılıyor!..
Çünkü, Pakistan’ın İngiltere Büyükelçisi Vecid Şemsül Hasan da Ladin’in öldürülmesinin, ABD ile Pakistan’ın ortak yürüttüğü bir operasyon olduğunu söylemişti!..
ABD Ladin’i en yakınındakini izleyerek bulurken, El Kaide taşeronu Taliban Amerikan müttefiki Hamit Karazai‘nin üvey kardeşi Veli’nin dibine kadar sızarak cinayet işlemiş!..
Haşhaş, afyon ve eroin ticareti ile beyni körelten bağnazlık, emperyalizme uşaklık eden düzenle birleştiğinde, ihanet ve intikam ikilemi bu tür coğrafyaların vazgeçilmezi oluyor!..
Usame Bin Ladin gibi Veli Karzai de bağnazlık, duman, barut ve rant dünyasının kurbanlarıdır!..
—————–
DUVARDAKİ MUMYA!..
Yukarıdaki tüm saptamlardan yola çıkarak, bağnaz uygulamaları, Asya ve Afrika kıtasının geleneksel, değişmez ve katı yaşam biçiminin ibretlik sonuçları olarak görebilirsiniz!..
Ancak dün gazetelere Afganistan‘dan yansıyan bir fotoğraf vahşetin; öfke, silah ve şiddet üçgeninin ortasına eski ve kanlı bir madalya gibi asıldığını da gösteriyordu!..
Baskı, sömürü ve rant ustalarının elinde hep kötülüğün boynuna takılan, hep cehaleti resmeden bir değersiz madalya!..
İnsanoğkunun dünya döndükçe utanacağı; cahilliğin hep sınıfta kalmış, diplomaya hasret, çürümüş, sararmış bir çöküş ve çıkış belgesi gibi!..
Geri kalmışlığın pejmürde çerçevesinde isyan edercesine asılır gibi!..
Vekli Karzai‘yi öldüren Muhammed Serdar‘ın Kandahar‘daki bir meydanda, eski bir binanın damından sarkıtılan cesedini görünce, irticanın dünya için ne denli büyük bir tehlike olduğunu bir kez daha anladım!..
Şiddete bile rahmet okutan bir karanlık tehlike!..
Canın terk ettiği bir nedenden ibret ve korku rantı dilenecek kadar iğrençleşen bir tehlike!..
Uygarlığa sevinmek!..
Kandahar Meydanı’nda ibret-i alem olsun diye teşhir edilen, bir suikastçının cesedi miydi yoksa kokuşmuş bir düzenin; insanlığa, uygarlığa direnen ve tabii ki ihanet eden mumyası mı?..Böylesi fotoğraflara bakınca, Türkiye’yi köle ve mürit düzeninin paslı zincirinden koparıp dünyanın en ışıltılı ve örnek ülkelerinden birine dönüştüren Atatürk’ün ne kadar büyük bir deha olduğunu bir kez daha görüyorum.
Keşke kiralık nallarıyla düzeni tekmeleyen içimizdeki Truva atları, gafletin tutsağı olmaktan kurtulamayan dönek hainler ve bukalemun dublörleri de bu gerçeği görebilseler!..
Yani hem Atatürk‘ü iyice anlasalar hem de Türkiye’yi Afganistan, Pakistan ve İran olmaktan kurtaran soylu bir Cumhuriyet’in ikincisini ya da çakmasını arama alçaklığından kurtulsalar!..
Hiç olmazsa tarih; onların cehaleti, ihaneti ve gafleti açısından da tekerrür zahmetinden kurtulmuş olur!..
Yorum Gönder