Yargıyla Oynayan İktidar - Emin Çöleşan

ADI Ömer Faruk Eminağaoğlu. Şu anda 44 yaşında. 22 yıllık hukukçu. 2001 yılından bu yana Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Son altı yıldan beri ise Yargıtay’da Siyasi Partiler Bölüm Başkanı idi.
Tayyip’in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemdeki görev suçlarını soruşturdu, belgeledi, rapora bağladı.
Bu raporlar doğrultsunda Tayyip için dosyalar açıldı. Akbil olayında olduğu gibi davalar açıldı. Sonra adı geçen şahıs milletvekili seçilip dokunulmazlık kazanınca dosyalar TBMM’nin raflarına kalktı ve hiçbirinden yargılanması mümkün olmadı.
Ömer Faruk Eminağaoğlu ayrıca AKP aleyhine Anayasa Mahkemesi’nde açılan kapatma davasında soruşturma savcısı olarak görev yaptı. Bu davada AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu karara bağlandı ama bazı muhterem mahkeme üyelerinin oylarıyla partiye kapatma cezası değil, para cezası uygulandı.
Yargıtay Savcısı Eminağaoğlu‘nun suç dosyası (!) epeyce kabarık.
Şimdi Çankaya’da oturmakta olan Abdullah Gül, Tayyip‘in Dışişleri Bakanı olduğu dönemde yabancı ülkelerdeki Türk büyükelçiliklerine bir kripto çekmiş ve o ülkelerdeki Fethullah okullarına ilgi gösterilmesini istemişti.
Yargıtay Başsavcılığı bu kriptoyu isteyince verilmemiş, soruşturmayı yürüten Eminağaoğlu Bakanlığa bizzat giderek söz konusu kriptoyu bulmuştu.
argıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu‘nun AKP‘nin nezdindeki “Suç dosyası (!)” giderek kabarıyordu.
2006 yılında YARSAV‘ı kurdu ve ilk başkanı seçildi. 2009 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Verdiği demeçler ve yaptığı açıklamalarda yargı bağımsızlığının nasıl sıfırlandığını Türk milletine anlattı.
İşyeri dahil tüm telefonları yasadışı biçimde dinleniyor, her konuşması sonradan kullanılmak üzere kayda alınıyordu.
Eminağaoğlu, YARSAV Başkanı kimliği ile başka bir görev daha üstlenmişti. AKP iktidarının  özellikle yargıda yaptığı tüm hukuksuz ve yasadışı işler konusunda yargıda dava açıyor, bunların pek çoğunun iptal edilmesini sağlıyordu.
Bakanlık, yazılı açıklamaları ve bu girişimleri nedeniyle kendisi hakkında çok sayıda soruşturma açtı. Bu soruşturmaları yapan, doğrudan Adalet Bakanı’na bağlı ve ondan emir alan Teşfik Kurulu’nun müfettişleri idi!.. Şu dakikaya kadar hakkında tam 62 kez yer değiştirme cezası istenmiş durumda. Yargıda iki yer değiştirme cezasının karşılığı, bir adet meslekten ihraca eşit!..
En önemli suçlardan biri, kamuoyunda Adalet Bakanlığı’na karşı infial yaratmaktı!
İş bununla da kalmadı! Eminağaoğlu‘nu şu veya bu biçimde mahvetmek gerektiğine inanan siyasi iktidar, bu kez onu Ergenekon davasına sokmayı düşündü. Fakat savcılık takipsizlik kararı verince bu iş yattı.
Şu anda Yargı-Sen Başkanı. Türkiye’de yargının ilk ve tek sendikası. AKP iktidarı bu kez bu sendika hakkında kapatma davası açtırdı. Sendikaya üye olan hakim ve savcılar dağıtıldı, çeşitli yerlere sürgün edildi.
16 Yargıtay Savcısı, AKP’nin HSYK’sı tarafından bir süre önce bu görevden alındı, Türkiye’nin dört bir yanına sürüldü. Bunlar arasında doğal olarak Ömer Faruk Eminağaoğlu da vardı.
Sürülen savcılardan üçü, Ömer dahil, HSYK seçimlerinde iktidar adaylarına karşı aday olma suçunu işlemişlerdi!..
Yargıtay bu sürgünlere hiçbir tepki vermedi. Bu tepkisizliğin sonucu olarak bu kez 17 Yargıtay üyesinin birden yerleri değiştirildi, yine tepki yoktu.
Savcı Eminağaoğlu’nun ataması İstanbul’a Sultanahmet Adliyesi’ne düz hakim olarak yapıldı. Bu “Hakim” sözüne dikkat ediniz, birazdan açıklayacağım.
***
AKP iktidarının boy hedefi olan Eminağaoğlu‘nu meslekte yaşatmayacakları, sürgün edip sonra da ihraç edecekleri artık belli olmuştu. O sırada HSYK, iktidarın eline  düşmemişti. Bu kurulun üyelerine pek çok yerden mantıklı listeler geldi:
“AKP’nin bir numaralı boy hedefi olan Ömner’i Yargıtay’a üye seçin, yoksa onu çiğ çiğ yiyecekler. Ancak üye yaparsanız hiç kimse dokunamaz.”
Eski HSYK üyelerin tavrı ilginçti:
“Ömer daha çok genç! (O sırada) 43 yaşında. Şimdi onu sçersek dedikodu çıkar…”
Ve ne yazık ki seçmediler.
Gel zaman git zaman 12 Eylül Referandumu ile anayasa değiştirildi. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve HSYK tümüyle iktidarın adamlarının eline teslim edildi. Yüksek yargıda çoğunluk artık iktidarın elindeydi.
Şimdi Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi kuruluşlara iktşdar eliyle 40,42,43 yaşlarında nice üyeler seçildi.
Acaba önceki HSYK, Eminağaoğlu‘na yaptığı o inanılmaz haksızlığın farkına vardı mı?
***
Şimdi öykümüzün birkaç boyutuna daha bakalım.
Eminağaoğlu bir savcı. Ömrü boyunca hep savcı olarak görev yapmış bir hukukçu. Bizim hukuk uygulamasında hakim-savcı ayırımı vardır.
Kendi istekleri olmadığı sürece hakimler savcı, savcılar hakim yapılmaz.
AKP’nin HSYK’sı bu kuralı da çiğnedi ve Savcı Eminağaoğlu’nu İstanbul’a düz hakim olarak atadı. Eşi Ankara’da görevli. Aile birliği bozuldu.
Ama daha önemlisi şu:
Yeni görevine bu ay sonunda başlayacak olan Eminağaoğlu’nu bir kez daha haddini bildirip aşağılamak için İstanbul’da ya sulh hukuk, ya çocuk mahkemesi, ya da ticaret mahkemesi hakimi yapacaklar. Böylece yabancı olduğu “Hukuk hakimliği” konularına sıfırdan başlatıp hata yapmasını bekleyecekler… Ve hakkında yeni soruşturmalar açacaklar.
Size bu uygulamanın dahasını da söyleyeyim:
AKP’nin HSYK’sı, önümüzdeki adli tatilde onun nöbetçi hakim olmasına karar verdi. Bir hakim düşünün, başka bir yere atanmış. Oraya gidecek, kalacak, geçici yer bulacak, sonra ev arayacak, eşya taşıyacak, yerleşecek… Ve tam onları yapacağı aşamada nöbetçi bırakılıp, belki de hakkında yeni soruşturmalar başlatılacak.
Er ya da geç Ömer Faruk Eminağaoğlu’nu hakimlik mesleğinden ihraç edecekler.
Hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık mı yapmış?
Hayır!..
Tek suçu AKP iktidarının hukuk dışı uygulamalarına karşı çıkmış olması.
22 yıllık hukukçu,ihraç edildiği takdirde, emeklilik süresi dolmadığı için emekli maaşı alamayacak, ihraç edildiği için avukatlık da yapamayacak.
Belki pazarlarda limon satar, belki de müteahhitlik yapar!
Adalet dağıtan, ancak kendi hakkını aramayan bir yargı var karşımızda. İktidarın hoşlanmadığı kararlar veren her hakim ve savcı sürülmeye mahkum.
İşte son örneği kapı gibi karşımızda duruyor:
İktidarın hoşlanmadığı kararlar veren, sanıkların tahliyesini isteyen Ergenekon Mahkemesi Maşkanı Köksal Şengün, AKP’nin HSYK’sı tarafından birdenbire görevden alınıp Bolu’ya atandı. Aynı işlemi daha önce Silivri Mahkemeleri’nin benzer kararlar veren öteki hakim ve savcılarına da yapmışlardı.
Ömer Faruk Eminağaoğlu ile birlikte nice yurtsever, siyasi baskılara boyun eğmeyen onurlu hakim ve savcımızın başına gelenler, Türk yargısının iktidarın eline nasıl geçtiğinin en son örneklerinden sadece ikisi!
Ondan sonra da, işlerine gelince konuşurlar:
“Ama efendim yargı bağımsızdır, biz hükümet oarak karışamayız ki!..”
Nah bağımsızdır, nah karışamazsınız! Adaletin, hukukun altını üstüne getirdiniz be!
İnsan yazarken bile üzülüyor, yazmaya eli varmıyor!..

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget