Tayyip’in Şiir Masalının Perde Arkası - Emin Çöleşan

SEVGİLİ okuyucularım, Tayyip önceki gün Meclis kürsüsünde, CHP’nin yemin etmesinden sonra bir konuşma yaptı. Lafı döndürüp dolaştırıp, yine geçmişte Siirt’te yaptığı konuşmaya getirdi ve “Şiir okuduğum için hapis cezası aldım, hapis yattım” dedi.Şöyle dedi:
“Ben neden dolayı 10 ay yedim? Ziya Gökalp’in şu şiiri ve onun arkasındaki ifadelerden dolayı. Bunu burada tekrar okuyorum: ‘Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker…’ Bu şiir nedeniyle bu ifadelerden dolayı ben 10 ay hapis yedim.”
Tayyip doğru söylemiyor, gerçeği saptırmaya yelteniyor. O hapis cezasını şiir okuduğu için değil, başka nedenlerle almıştı.
Şimdi bu konuda verilen mahkeme kararını sizlere -özetleyerek- açıklıyorum. Okuyunca, hapis cezasını hangi nedenlerle aldığını açıkça göreceksiniz.
İşte Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin Esas 1998/10296, Karar 1998/82685 sayılı kararı. İşin aslı kararın henüz ilk cümlesinden anlaşılıyor:
***
“Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekten sanık Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da yargılanması sonucunda 10 ay hapis cezası almıştır.
İrticai faaliyetlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle hakkında Anayasa Mahkemesi’nde dava açılan ve sonradan kapatılan bir siyasi partinin (Fazilet Partisi’nin) lider kadrosundan olan sanığın, (Partisinin) Siirt İl Başkanlığı’nca düzenlenen açık hava toplantısına (Siirtli karısından dolayı) fahri hemşerilik sıfatını taşıyarak konuşmacı olarak katılmıştır.
Konuşmasına ‘Minareler süngü/Kubbeler miğfer/Camiler kışlamız/Müminler asker’ şiirini okuyarak başlamış, hiçbir şeyin kendilerini sindiremeyeceğini, gökler ve yerler açılıp üzerlerine tufanlar yağsa, yanardağlar saçılsa bile kendilerinin susturulamayacağını, yanardağ ve yıldırım olup ezanları susturanların karşısında patlayacaklarını, referanslarının İslam olduğunu, bu ülkede inançlara saygı duyulmadığını, kula kulluk edilmeyeceğini, Hakk’a (Allah’a) kulluk edenlerden oldukları tablosunu çizmiş, bu konuşma hemen şiir sonrasında başlayan tekbir sesleri arasında sürüp gitmiştir…
Sanık konuşmasına büyük Türk milliyetçisi Ziya Gökalp’in eserinden alınan ve Romen Diyojen ile Alparslan arasında yaklaşık bin yıl önceki atışmayı yansıtan şiirin ilk kıtasını gizleyip soyutlayarak, ikinci kıtayı okumakla başlamıştır.
Bu şiir örneğin 1071 Malazgirt Savaşı yıldönümünde okunsa, ancak tamamının okunması kaydıyla olağan kabul edilebilir.
Sanık, laiklik karşıtı ve sonradan kapatılan bir partinin önde gelen isimlerindendir. Siirt’e eşi nedeniyle hemşehrilik beratı almıştır. Yığınları etkileyebilme özelliğinde, mevki sahibi bir kişidir. Hitap ettiği kitle o parti mensuplarından ve kısmen de meraklılardan oluşan şekilsiz, karma bir topluluktur. Adli psikoloji, bu topluluğu ‘Yığın’ olarak tanımlar. Dini duyguları çok güçlü olan bu topluluk birbirinin etki alanına girer.
Bazen bir haykırış kişiyi sarsar, psikolojik kudretini belli noktalarda yoğunlaştırır. İrade öğesi kaybolur. Yığın, artık sürükleyecinin etkisindedir.
Sanığın kula kulluk edenlere Atatürkçü laik kesimi, Hakk’a kulluk edenlerle ise İslam ve şeriatla bütünleşen Müslümanları amaçladığı anlaşılmaktadır.
İslam, barış ve kardeşlik dinidir. Müslümanlar arasında ayrım yapmaz, Allah nezdinde kimin daha makbul Müslüman olduğu, sanığın takdirinde değildir.
Sanık bir kesimi, diğeri aleyhine kapalı da olsa kışkırtmıştır…
Anayasamız din ve vicdan hürriyetinin dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak amacıyla kullanılamayacağını öngörmüş, din ve dini duyguların istismar edilemeyeceği sınırlamasını getirmiştir.
Anayasamız laik Cumhuriyeti, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu kabul etmiştir.
Demıkratik hak ve özgürlükler, demokrasiyi yok etmek için kullanılmaz.
Sanık, savaş çağrısı yapmaktadır.
Bu itibarla, (hapis cezası için) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.”
***
İşte size Tayyip hakkında hüküm veren Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onayan Yargıtay kararı.
Yeri ve zamanı geldiğinde kürsülere çıkıp “Ben şiir okuduğum için hapis cezası aldım” diye ağlaşan ve bu ağlaşmayı önceki gün Meclis kürsüsünde bir kez daha tekrarlayıp sürdüren şahıs, cezayı şiir okuduğu için almadı.
Elimdeki kapı gibi Yargıtay kararı onun halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ce düşmanlığa tahrik ettiğini, savaş çağrıları yaptığını vurguluyor.
Okuduğu şiir, bu eyleminin sadece bir parçası. Mahkeme kararında da vurgulandığı gibi, şiir yeni bir olayı anlatmıyor. Bin yıl önce bizanslı Romen Diyojen’le Türk Alpaslan arasında geçen bir konuşmayı aktaran ve Ziya Gökalp tarafından yazıldığı öne sürülen bir şiir. Öne sürülen diyorum çünkü o mısraları kimin yazmış olduğu kesin olarak bilinmiyor.
Tayyip işine gelen o mısraları daha sonra bu amaçla meydanlarda kullanıyor.
Kendisi o sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Hocası ve lideri Necmettin Erbakan. Sonra biraz palazlandığında Erbakan’ı tu kaka ilan etti, unuttu ve siyaset silindirini üzerinden geçirip onun mirasına kolayca kondu.
***
Bu konuya daha dikkat ediniz. Tayyip yargılandı ama hüküm kesinşeşen kadar bir gün olsun tutuklu kalmadı.
Yargıtay’ın bu kararından sonra kendisi için uygun (!) bir cezaevi arandı. Beyefendinin çok rahat olması gerekiyordu!
Kırklareli’nde Inarhisar ilçesi cezaevi bulundu.
Adalet Bakanlığı cezaevi yönetimine emir verdi:
“Misafiri rahat ettirin, ne isterse yapın!”
Kendisine önceden özel odalar ayarlandı. Odalar güzelce dayanıp döşendi. Adamları o gelmeden önce gidip cezaevini gezdiler. Yönetim kadrosu onların adamlarından oluşuyordu. Rahat ettirme konusunda güvence tamdı.
Özel araçlarla gidip yeni oteline (!) yerleşti.
Ziyaretçiler hemen gelmeye başladılar.
Bugünkü tutuklu ve hükümlülere yapıldığı gibi ziyaretçi kısıtlaması, giysi ve yemek kısıtlaması falan yoktu. İstediklerini getiriyorlardı. Bahçe emrindeydi. İstediği zaman çıkıp dolaşıyordu.
Elbette karavana yiyecek değildi! Yemekler her öğün dışarıdan geliyordu. Bazen canı balık istiyor, dışarıda pişirilen taze balıklar tepsilerle getiriliyor, ziyaretçilerle birlikte afiyetle yiyorlardı.
Bu yazdıklarıma, bu cezaevi koşullarına belki inanmayacaksınız ama gerçektir. Eksiği vardır, fazlası yoktur!..
Çünkü Tayyip’in bazı yakınları o günleri anlatan kitaplar yazdılar, “Pınarhisar Cezaevi’ndek, tatil ve dinlenme günlerini” nasıl geçirdiğini, orada hangi siyasi faaliyetlerde nasıl bulunduğunu, AKP’nin kuruluş çalışmalarını nasıl özgürce sürdürdüğünü, ballandıra ballandıra anlattılar.
Dört ay göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti ve tahliye edildi.
Sevgili okuyucularım, ikide bir fırsat bulunca Meclis kürsüsünde bile “Ben şiir okuduğum için hapis yatmıştım… Ben de mağdur oldum” edebiyatı yapıp kendini acındırmaya kalkışan Tayyip’in yargı ve cezaevi serüveni böyle.
İşte size kapı gibi Yargıtay kararı. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten hüküm giyen şahıs yıllardır Türkiye’yi yönetiyor!.. Şiir okuduğu için hapis yattığı(!) masalını inşallah bundan sonra bir kez daha okumaz…
İnsanoğlunun belleği bazen unutup masalları yutuyor ama arşiv belgeleri unutmuyor…
Ve işte size önceden ayarlayıp beğenilen Pınarhisar tatil köyünde güya hapis yaratak geçirdiği tatil dönemi.
Kendi cezaevi yaşamı ile şimdi cezaevlerinde yatmakta olan 115 bin tutuklu ve hükümlünün cezaevi koşullarını biraz kıyaslayın bakalım, vicdanı ne der!..

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget