Çevre bilincinin gelişmediği toplumlarda kapitalizm egemenliğini kurar, yıllar önce Balkanlar’da yaşadığımız gibi bir-iki milyon nüfuslu ülkeler kurar...
Yugoslavya ve öteki ülkeler nasıl yıkıldı, katliamlar neden yapıldı?
O ölümler, acılar niçin yaşandı?
Felaketin fotoğrafını büyüttüğünüz zaman karşınıza kapitalizmin yıkımı çıkar.
Şöyle dünyaya bir bakın; tarım alanlarının, ormanların, dağların çokuluslu maden şirketlerine verildiğini, bir başka deyişle peşkeş çekildiğini görürsünüz.
Benim ülkemde çevre bilinci gelişmediği için doğal kaynaklar HES’lerle yok ediliyor...
Oysa bunların yerine güneş ve rüzgâr enerjisinden yararlanılamaz mı?
Hopa’da çevreci gençlerin başına gelenleri kaç kez yazdım anımsamıyorum...
***
Kaz Dağları’ndan Kaçkarlar’a; İzmir Efemçukuru’ndan Bergama’ya; Madra Dağları’ndan, Havran’dan Tunceli’ye, Köyceğiz’e değin kaç HES yapılıyor?
Bugüne değin 30 binin üzerinde maden arama ruhsatı verildi...
Çevreciler demokratik haklarını kullandı, Metin Lokumcu öldü, gençler tutuklandı, kimileri yıllar önce casusluk, ajan olmak suçuyla yargılanıp aklandı.
Çevreciler seslerini duyuramıyor...
Kapitalizmin güler yüzü “küreselleşme” Sudan’ın güneyinde boy gösteriyor ve “yeni ulus devlet” yaratıyor.
Sudan’da bağımsızlık için yapılan halkoylaması öncesinde verimli tarım alanlarının yüzde 20’si çokuluslu şirketler tarafından satın alınıyor.
Açlığın ve yoksulluğun boy verdiği Afrika’nın tam ortasında oluyor bunlar...
***
22 yıl süren bir içsavaşta 1.5 milyon kişi öldü...
Aslında ulus devletler, ülkeler parçalanarak kuruluyor... Kimileri işgal ediliyor... Burnumuzun dibinde Kuzey Irak’ta kurulan devlet değil de nedir?
Doğu Timor’dan Karadağ’a; Kosova’dan Palau’ya değin pek çok yerde “ulus devlet bitti” denilirken Tibet, Batı Sahra, Kuzey Irak, Katalonya sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
***
Sömürgeci ruhu “ulus devlet bitti” dese de “parçala yönet yöntemi”yle yoksul ülkelerin ovalarını, dağlarını yağmalamak için her yolu deniyor...
Üç tarafımız denizlerle çevrili, iklim koşulları elverişli olan Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisi yerine nükleer santrallar kurulmak için anlaşmalar yapılıyor.
Komşu Yunanistan’a bir bakın...
Ekonomik krizden nasıl çıkarmış Yunanistan?
Kemal Derviş’in Yunanistan’a verdiği “büyüme reçetesi” şöyle:
“Deniz, güneş ve yüksek katma değer...”
Derviş, İngiliz gazetesi Financial Times’a verdiği demeçte şöyle diyor:
“Yunanistan turizme önem vermeli, gemicilikten elde edilen gelirleri arttırmalı, rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanarak yeşil teknolojiiye ağırlık vermelidir...”
Türkiye’nin tarihi ve kültürel dokusu ortada ama Çin’den turist gelmiyor... Deniz, kum, eğlence... O kadar...
Peki yeşil teknoloji, yani rüzgâr ve güneş enerjisi?
Geçiniz...
***
Çokuluslu “altın avcıları” Türkiye’deki taşeronlarıyla siyanürlü altın peşinde...
Yağmalama tüm hızıyla sürüyor...
Yargı kararları var bu işletmelerin kapatılması için, ama çiğneniyor.
Doğayı yok etmek için her şey yapılıyor.
Bu konuda tüm siyasi partiler vurdumduymazlık içinde...
Almanya’nın Stuttgart kentinde aylardır, yıkım projesine karşı yapılan eylem var. “Stuttgart-21” adı verilen eylem, tren garının yıkılıp yeraltına alınmasıyla ilgili.
Neden mi?
Kent insanının soluk alıp verdiği park ve ağaçlar yok olacak. Halkın mücadelesi sürüyor. Halk bu yıkımı durdurmak istiyor.
Hasankeyf ve Allianoi binlerce yıllık tarihi ve kültürü bizlere yaşatırken Tahtalı ve Ilısu barajlarının sularına gömülmek isteniyor...
Çevreciler de haykırıyor:
“Sesimizi duyan yok mu?”
Yorum Gönder