Ütüsüz üniforma! - Mustafa Mutlu

Önceki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kuşkusuz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihinde farklı izler bırakan komutanların başında geliyor... Emekli olduktan sonra kitap yazmasını yerinde bir karar olarak görüyorum. Ama bu kararı kitabın önsözünde belirttiği gibi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşan ABD’li asker arkadaşı Orgeneral James N. Mattis’in zorlamasıyla değil de kendi iradesiyle almasını beklerdim...

Zaten o “zorlama” kitabın tümünde kendisini belli ediyor.

Kitap, yazarın özgün görüşlerinden değil de; özellikle üç ayrı eserden fazlasıyla abartarak yaptığı alıntılardan oluşuyor...

Örnek vermek gerekirse “PKK Terör Örgütü’nün Kuruluşu” başlıklı beş sayfalık bölümün tamamı Aliza Marcus isimli yazarın “Blood and Belief” adlı eserinden alınmış...

“Osmanlılar’da Etnisite” bölümü ise Metin Heper’in “Devlet ve Kürtler” kitabının kısa bir özeti sanki...

Kitabın bütününe damgasını vuran eser ise Audrey Cronin’in “How Terrorism Ends” isimli eseri...

232 sayfalık kitabın, yüzde 100’ü yazara ait olan tek bölümü ise 30 sayfalık “Sonuç” bölümü... Burada da yazar, yıllarca terörizmle mücadele etmiş bir komutanın deneyimlerini aktarmaktansa, “Sınırda oluşturulan ve PKK’nın rahatça dolaşmasına neden olan tampon bölge yok edilmedikçe, terörle mücadele edilemez” gibi şablonlara sığınmayı tercih etmiş...

Yazar, alıntı yapmadığı bölümlerde hata sayılabilecek çok ciddi bir eksikliğe de imza atmış:

2003 yılındaki terörist saldırılardan söz ederken Şişli’deki sinagog ve Levent’teki HSBC Bankası’na yönelik saldırıyı yazmış ama aynı günlerde Galatasaray’daki İngiltere Başkonsolosluğu’na yapılan saldırıyı es geçmiş...

Genel olarak değerlendirmek gerekirse; bu kitap, Sayın Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde sık sık verdiği konferansların toplamının bir özeti havasında...

Alıntıların hacmindeki abartma sonucu, “kopyala-yapıştır” havası kitaba o kadar egemen olmuş ki; neredeyse yazım ve noktalama kurallarına uyum bile, bu alıntılarla doğru orantılı olarak gerçekleşmiş... Yani, kitabın ilk sayfalarındaki noktalama işaretleri tam bir felaket... Çünkü belli ki alıntı yapılan kaynaklarda bolca yanlış bulunuyor... Bu sorun daha sonra düzeliyor; çünkü yapılan alıntılar temiz!

Kitabın en çarpıcı yanı, bana göre kapağı... Tasarımcı Murat Özgül (tanımıyorum) çok sade ama etkili bir çalışmaya imza atmış... Tetiği çekeni vuran bir Kalaşnikof...

Ne yalan söyleyeyim bu kitap bir okur olarak beni tatmin etmedi... Eski bir Genelkurmay Başkanı’nın, üstelik “şehitlerimizin hatırasına” ithaf ettiği bir eserin her şeyden önce “özgün” sonra da “bir üniforma gibi ütülü” olmasını isterdim...

Ama bu kitap hem özgün değil, hem de yazım, noktalama ve içerik hatalarıyla deyim yerindeyse ütüsüz bir üniforma gibi...



*****


TERÖR ÖRGÜTLERİNİN SONU

Türü: İnceleme.

Yazarı: Em. Org. İlker Başbuğ.

Yayımcı: Remzi Kitabevi.

Baskı tarihi:

Mayıs 2011.

Sayfa sayısı: 232.

Kitapçı fiyatı: 12.5 lira.

İnternet fiyatı: 10.6 lira.

Kişisel not: Yazarla görev döneminde bir kez bir davette karşılaştık, başka bir yakınlığım yok.




*****


Eminim ki yaşadıkları çok daha renkliydi!

Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in adını ve özellikle hayata geçirdiği “Ana- Baba Okulları”nı ben de her Türk gazetecisi gibi ezbere bilirim... Daha önce de çocuk yetiştirme sanatına yönelik bir kitabını okuduğumu anımsıyorum.

Bu yüzden geçen hafta D&R’da dolaşırken bu kitabı “yeni çıkanlar” bölümünde görünce, ne yalan söyleyeyim heyecanlandım...

Çünkü topluma damgasını vuran kişilerin yaşam öykülerini, ünlü kişilerle kurdukları dostluğu, başarılarını, hayal kırıklıklarını...

Hele hele fonda kalan ama iyi işlenmişse tadından yenilmeyen yakın tarih manzaralarını okumaya bayılırım.

Haluk Yavuzer de bu kitapta bunları yapmaya çalışmış... Özellikle çocukluğunun geçtiği eski Bilecik’i, Haliç’in kıyısındaki Mollaaşkı Mahallesi’ndeki sıcak ilişkileri anlatmış... Ama bir anı kitabına yakışmayan “kontrollü akademisyen dili”, bu sıcaklığı bizlere aynı şekilde hissettirmiyor...

20’nci sayfada dokuz satırlık bir bölüm var ki; anlamak için en az üç kez okumanız gerekir.

Kitapta çok şey anlatılıyor, hiçbir şey anlatılmıyor!

Sanki kimseyi incitmemek, yaşanmışlıkları zedelememek için hep “üzerinden toz alır gibi” geçilmiş...

Yazarın Cem Hakko’ya ders verdiğini ve Altan Erbulak’a duyduğu hayranlığı anlattığı bölüm oldukça dikkat çekici...

Ama yine üstten, yine derine inmeyerek anlatılmış...

Hele hele ilk bakışta Türkan Saylan’la ilgili kimsenin bilmediği bir anıyı anlatacağını sandığınız bir bölüm var ki Saylan bir görünüp, bir yok oluyor; söz birdenbire Prof. Dr. Özcan Köknel’e geliyor! O yüzden de alacağı lezzet okurun ağzında yarım kalıyor.

Yazar; kitapta her ne kadar “akademisyenlerin Türkçenin doğru kullanımına dikkat etmesi gerektiğini” yazmış olsa da kendisi dil konusunda ne yazık ki çok da özenli davranmamış...

Örneğin “özgecilik ve diğerkâmlık değişmeyen ilke olarak kabul edilmişti” derken, iki sözcüğün de “mesela ve örneğin” gibi, aynı anlamı içerdiğini görmezden gelmiş...

Yazım kuralları konusunda fazla sorun yok ama özellikle “kesme işareti” başta olmak üzere noktalama işaretlerinin kullanımında yer yer yanlışlar var. Kapak ilgi çekici.

Bana göre böyle bir yaşamdan çok daha iyi, çarpıcı ve akıcı bir “öz yaşam öyküsü” çıkardı...



*****


TAŞ SEKTİRİRKEN ANILARIN KIYISINDA

Türü: Öz yaşam...

Yazarı: Prof. Dr.

Haluk Yavuzer

Yayımcı: Remzi

Kitabevi

Baskı tarihi:

Haziran 2011

Sayfa sayısı: 176.

Kitapçı fiyatı: 12.5 lira.

İnternet fiyatı: 10.6 lira.

Kişisel not: Yazarla tanışmıyorum.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget