Doğrusu biz tersini bekliyorduk, onca patırtı gürültüden sonra kimsenin ‘’Fenerium’’ mağazalarına gidip alış-veriş edeceğini sanmıyorduk, yanılmışız.
Aslında bizim için bu sürpriz değil, parayla, pulla ne zaman ilgilensek, aklımızca kâr etmeyi düşünsek sonumuz hep hüsrandır, üstelik Güngör Uras gibi bir iktisatçı dostumuz da olsa...
Evet, ‘’Fenerium’’ mağazalarının son durumu bizi yine yanılttı.
Biz, satışlar durur, Fenerbahçe ikinci kümeye düşerse, kim alır sarı-lacivertli formayı, kim alır kaşkolu, cüzdanı, çorabı diyorduk.
Meğer, fena yanılmışız.
* * *
Yetmiş yıllık Fenerbahçeli olan bize ‘’sen bu sevgiyi bilmiyorsun!’’ diye ağzımızın payını verdiler.
‘’Fenerium’’ların başındaki Abdullah Kiğılı’nın verdiği rakamlar, ortalık şike fırtınasıyla toz duman olurken, dükkânlarda yüzde yüz artış sağlandığını gösteriyor.
İnadına satış.
Kiğılı ‘’satışlar patladı’’ diyor.
Eeeee, demek böyle oluyor bu işler.
* * *
Elbette kim şike yapmışsa, kimler karışmışsa yargılanacak, cezalarını göreceklerdir.
Lakin, fırsat bu fırsat deyip ‘’Fenerbahçe’’nin çanına ot tıkamak isteyenlerdir, bu örnekten ibret almaları gereken...
Fenerbahçe bu ülkenin bir kurumudur, şikeyi kurumlar değil, kişiler yapar, o da ispat edilirse...
Şike yok mudur?
Hiç olmaz mı?
Çok lafta yalan, çok malda haram vardır, lafı boşuna mı söylenmiştir, futbolun da haramı şikedir.
Bir deyim vardır “defterini dürdüler, ipini çektiler’’ denir.
Şimdi Aziz Yıldırım da çıkıp böyle dese haksız mı?
Diyeceksiniz, neye dayanarak böyle diyecek...
* * *
Buyurun dinleyin, Aziz Yıldırım’ın mahkemede söylediklerinden bir bölüm:
‘’İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Laboratuarı’na ait şahsımla ilgili yapılan laboratuar test sonuçlarına ilişkin belgeleri sunuyorum. Sunduğum belgelerden de görüleceği gibi hasta adı olarak benim adım yani Aziz Yıldırım yazılıdır. Bunun karşı tarafında ise Metris 1 ve 2 No’lu Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu olarak ad-resim ve istek yapan Murat Başkurt (doktor) yazılıdır. Bu test sonucunu biz, savcılığa sevkim yapılmadan önce polis tarafından anjiyo yapılmak maksadıyla hastaneye gittiğim sırada düzenlenmiş bir rapor olarak aldık.
Dikkat edileceği gibi daha savcılığa sevk edilmeden suçlu bulunup adresim de kapalı cezaevi olarak gösterilmektedir. Bu da yapılan soruşturmanın art niyetli olduğunu, önceden kurgulanmış, ön yargılı bir soruşturma olduğunu göstermektedir.’’
Aziz Yıldırım’ın bu değerlendirmesi yanlış olabilir.
Peki ne olabilir?
‘’Sehven!’’ yani yanlışlıkla...
Diyelim bu da olabilir, lakin dört dörtlük sehven...
‘’Metris’’ cezaevi diye cuk oturuyor.
Aziz Yıldırım şimdi, “defterimi dürdüler, ipimi çektiler!” derse ‘’duygularının esiri olmuş!’’ mu diyeceğiz?
Yorum Gönder