Üç gündür internette bana edilmeyen hakaret kalmadı.
Sebebi de bize gönderilen bir elektronik mektuba verdiğim tek cümlelik cevap.
Elektronik postada; Prof. Faruk Sümer'den bir alıntı vardı. O alıntıda Şah İsmail'in, Sincarlı bir Kürd'ün soyundan geldiği iddia ediliyordu.
Cevabım şu oldu: "Bu iddia Şah İsmail düşmanı bir zihniyetin eseridir. Doğrusu için bizim Türk Aleviliği kitabımızın Şah İsmail bölümüne bakınız."
Ve kıyamet koptu.
Efendim nasıl olur da Kürtlere hakaret edermişim?
CEHALET BALDAN TATLIDIR
Özellikle Avrupa'yı ele geçirmiş olan Kürtçü takımı demediğini bırakmadı. İşin içine Aleviliği de sokarak beni ırkçılıkla bile suçladılar. Hatta Türk-İslam sentezcisi bile yaptılar.
Yazdıklarına bakınca bu ağzı kalabalık beyni küçük tiplerin cehaletin karanlığında debelendiklerini anlıyorsunuz.
Ama bu tipler; çevrelerindekilere; kendilerini, "her şeyi bilen adam" gibi satıyorlar.
Üç beş sosyoloji terimi ezberlemişler; bütün hayatı ve hatta koskoca tarihi bu üç beş kelime ile açıklayacaklarını sanıyorlar.
Cahilin açmazı, cehlinin farkında olmamasıdır.
Bana küfredenler de işte o açmazın içindeki modern/etnici faşistlerdir.
Bu adamlar; daha ne dediğimi bile anlayacak durumda değiller ama dünyaya da düzen vermek gibi hadlerini aşan bir hava içindeler.
ŞAH İSMAİL KİMDİR?
Şah İsmail; daha 14 yaşında iken; 1501 yılında İran'da bir Türkmen devleti kurmuştur. Kendisi; bugün Anadolu Alevileri tarafından pir ve mürşit bilinir. Cem töreni de ancak ve ancak onun düvazimamları ile açılabilir.
7 Ulular diye kutsanan ozanların da en birincisidir.
Şah İsmail devletini kuranlar; Anadolu'dan giden Alevi Türkmen boylarıdır.
Şah İsmail'in sarayında dedeler bulunuyordu ve bağlamalar çalınıp türküler söyleniyordu. Onun devleti olan Safevilerin resmi yazışma dili de Türkçe idi.
Şah İsmail; Türk dilinin yetiştirdiği en büyük ozanlardan birisidir. Coşkulu deyişleri ile de Kızılbaş Türkmenleri çevresine toplayıp bir devlet kurmasını bilmiştir.
ONA KİM DÜŞMANDI?
O sıralarda Anadolu'ya Osmanlı Türk Devleti egemendi. İşte Ortadoğu'daki bu iki Türk gücü arasındaki üstünlük mücadelesi; aynı zamanda Sünni-Alevi çatışması gibi yürütüldü.
Sünni Osmanlılar; Şah İsmail ile yandaşlarını camilerde, medreselerde, kahvelerde kötüleyen bir kampanya başlattılar. Bunların dinsiz olduğu; katledilmelerinin helal olduğu yolunda din adamları karar çıkarttılar.
Osmanlı devlet adamları; sadece Şah İsmail'i değil, onun çevresindeki Türkleri de aşağılıyorlardı.
Örneğin padişah hocası Sadettin Efendi, Şah İsmail'i kötülerken diyor ki: "Kendisine akılsız Türkleri mürit etti."
Daha öncesinde; "Baban bile olsa Türk'ü katlet!" diyen saray adamları ortaya çıkmıştı.
Özetle; Türk kelimesi; 16. Yüzyıl'da Kızılbaş (Alevi) Türkmenlerle eş anlamda kullanılıyordu.
YA GÜNÜMÜZDE?
Osmanlı gericiliğinin Kızılbaş Türk düşmanlığı; 400 sene sonrasında Cumhuriyet döneminde bile el altından yaşatıldı. Prof. Sümer gibi akademisyenler de bu bakış açısını sürdürdüler. Toplumda Kürtler hakkında oluşmuş olumsuz bir önyargı var ya... Bu yanlış, ilkel önyargıyı Şah İsmail'i Kürt göstererek bir kötüleme aracı yapmaya çalıştılar. Ben bunu diyorum; Kürtçüler anlayamıyor...
Yetmedi. Şah İsmail'in Safevi devletini; Türkiye Cumhuriyeti bile düşman devlet gibi gördü; gösterdi. Tarih kitaplarında Çaldıran Savaşı'nın anlatımına bakın; bunu anlarsınız.
Hatta ve hatta Osmanlı'dan daha Türk olan Safevi Şah İsmail Devleti; cumhurbaşkanlığı forsundaki Türk devletlerinin içine alınmadı. Bu boykot bugün de devam ediyor.
İşte Şah İsmail düşmanı olan zihniyet budur.
Benim bu zihniyetle mücadelemde bu Kürtçülere ne oluyor da, "Vay bize hakaret etti!" diye ortaya çıkıyorlar?
Yarın: Kim ırkçıdır, görüşelim...
Yorum Gönder