Özel izinle tutuklu milletvekilleri yemin edebilirler - Tünay Süer

CHP haklarında hiçbir mahkûmiyet kararı bulunmayan milletvekillerinin yemin etmelerini yasaklayan iktidara karşı onurlu savaşını sürdürmektedir. AKP çözüm üreteceği yerde çözümsüzlük ve CHP yi köşeye sıkıştırmak için elinden gelen her türlü tahrik ve tehdidi yapmaktadır.

Buna rağmen CHP insanlık adına misyonunu,” bedeli ne olursa olsun” sürdürmeye devam edeceğini kesin bir dille kamuoyuna duyurmuştur.

İktidar ve yandaşları tarafından CHP ‘ye adeta linç etme kampanyası başlatılmıştır. Ağzı olan konuşmakta, kalemi olan yazmaktadır. Bunları anlatmaya gerek yok, yeterince duyulmuştur zaten.

Başbakan Erdoğan Nuh deyip, peygamber dememe tutumu ile ortalığı daha çok germektedir. Belki de bu tutumunun ardında başka düşünceleri vardır.

Öte yandan bu kaosta kârlı çıkan BDP olmuştur. Sanki senaryo bunun için hazırlanmıştır. Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin gasp edildiği yalanını bahane ederek “ki yasalara göre aday olması bile bir hata iken” Güneydoğudaki halkı yanlış bilgilendirerek binlerce kişiyi sokaklara dökmüştür. Terör yine azmıştır dolayısı ile. Her gün yapılan tehditler sabırları zorlamaktadır.

“Özerk Kürdistan Parlamentosu” amaçlarına adım adım yaklaşmaktadırlar. Başbakan da bunu görmezden gelmektedir.

YSK’nin Hatip Dicle’nin vekilliğini düşürmesi gibi algılanan olay da, aslında oynanan oyunun bir parçasıdır bence. YSK’ ın böyle b ir hata yapması mümkün değildir.

Dikkat edersek Türkiye üzerine oynananlar bir satranç maçı gibi işlenmektedir.

Buna siyasi satranç ta diyebiliriz.

Artık iyice eminim.

Anlamak için iyi bir satranççı olmaya gerek kalmamış görülse de kazın ayağı öyle değildir.

Çünkü satrancı bilenler hamle yaparlarken en az on hamlenin karşılığını düşünmek zorundadırlar.

Oyuncular bunun için saatlerce düşünürler. Defalarca Türkiye Şampiyonu olmuş, ilk defa Uluslararası Satranç Ustası namını alan rahmetli amcam Nevzat Süer’den çok iyi biliyorum.

İşte iktidara bu oyunu oynatan güçler vardır. Senaryo A planı-B planı gibi basit değildir.

Ordu çökertildi, önemli gazeteciler ya işlerinden atıldılar ya da Silivri’ye tıkıldılar. Türkiye hızla totaliter faşist bir rejime doğru gitmektedir.

Dikkat edersek her önemli gündemi diğer bir olay gölgede bırakmaktadır.

Seçilmiş milletvekillerinin tutuklukları esarete döndürülmüşken, spor camiasını ve dolayısı ile milyonlarca taraftarı sarsan şike olayları patlak verdi. O gündemdeyken, bu sefer yıllardır bir türlü hukukun işlemediği Deniz Feneri olayı gündeme getirildi..

Atı alan Üsküdar’ı aşmış durumdayken. Deliller karartılmış belki de bu yolsuzlukta adı geçen büyük başlar bir şekilde temizlendikten sonra bazılarını öne çıkartma, feda etme davasına dönüştürülerek.

Neyse ben yine sizlerle paylaşmak istediğim esas önemli konulara değineyim.

Başbakanın inadı gibi görülse de aslında o talimatları yerine getirmektedir bence.

Kendisinin bu kadar gaddar ve kalpsiz olduğuna inanmıyorum ben.

Elinde olsa tek adam olarak gece yarısı çıkarttıkları yasalar gibi Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 100. maddesinde yapılacak küçük bir değişiklikle, “Seçilen milletvekilleri cezaevinde tutulamaz” hükmünü yasalara ekleyiverir, kaos biter.

Kara Yılan’mış efendim Hrant Dink ‘in katili Ogün Samast t'a milletvekili olurlar saymış gibi komik sudan bahaneler uydurulmasın.

CHP YEMİN EDEBİLİR

CHP bence şu şekilde yemin edebilir ve gerek mecliste gerekse dışarıda evrensel hukukun işlemesi için mücadelesine devam edebilir.

Yasa hükmü nedeniyle, mahkemenin suçlu bularak mahkûm ettiği hükümlüler, izin alarak yakınlarının cenazesine katılabilirken bu hak, henüz suçlu sayılmayan ve tedbiren cezaevine konulan tutuklular için tanınmıyormuş. Bu büyük haksızlıktır. Bir kere bunu defterimizin bir köşesine yazalım. Yeni anayasa tüm partilerin ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile demokratik bir şekilde yapılırsa bunu unutmasınlar diyelim.

Yeni meclis başkanı Cemil Çiçek eğer sahiden bir çözüm bulmak istiyorsa tutuklu milletvekillerinin özel izinle mecliste yemin etmelerini sağlayabilir.( Bu sadece bir düşüncedir. Artılarını eksilerini bilemem o da düşünülür.

Örnekleme yaparsak; 8’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan hakkında Balyoz’dan tutuklama çıkınca, tedavi gören annesi haberi duyup fenalaşarak hayatını kaybetti. Komutan tutuklu olduğu için cenazeye gidemeyecekti. Ancak Başbakan Erdoğan, ‘insani bir durum’ değerlendirmesi yaparak istisnai de olsa bir formül bulunmasını istedi. Bunun üzerine Savunma Bakanı gerekli talimatı verdi ve Komutan Özarslan annesini son yolculuğa uğurladı.

İkinci örnek askeri casusluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Binbaşı Zeki Mesten yine özel izin ile babasının cenazesine katıldı.

Burada insani bir olgudan bahsediyoruz ve saygı duyuyoruz.. Bunun dışında milyonlarca kişinin yani halkın oylarına da saygı duyulması gereklidir. Zira halk olmadan ne devlet ne de vatan olur.

CHP milletvekillerinin affedilmesini, dokunulmazlık zırhına bürünmelerini istemiyor. Yani kimseden bir lütuf beklemiyor. Mahkemelerinin devam etmesini ama bu süreci parlamento çatısı altında halkın temsilcileri olarak geçirmelerini istiyor. Mücadelelerinde yerden göğe kadar haklıdırlar. Önce iyi anlayalım (tabi anlamayanlara söylüyorum.)Bunu hukukun evrensel işlemesi ve herkes için yapıyor. Çünkü bir gün hukuk herkese gerekli olabilir.

Sırf bu direnme ile Kemal Kılıçdaroğlu ve lideri olduğu CHP tüm halkın gönlünde yeniden taht kurmuştur. Evet, ne demişlerdi seçim sloganlarında “CHP VARSA HERKES İÇİN VAR.”

İşte CHP herkes için mücadele etmektedir.

Zaten iki vekilinin yılladır suç delilleri bulunamamış ve suçlu oldukları kanıtlanamamıştır. Sucu kanıtlanana, hüküm giyene kadar her insanın masum olduğundan yola çıkarak onların ve birçok kişinin içeride kalmamaları ve özgürlükleri için mücadele veriyor. Dediğim gibi CHP mücadelesine en azından içeride ve dışarıda devam etmelidir.

Gerek iktidarın, gerekse CHP nin” haklı mücadelesinde “ortamı daha fazla germeden bir çözüm alternatifi diye düşünüyorum bunları.

Burada Meclis başkanına çok iş düşmektedir. Tabi iyi niyetliyse olur. Yok, efendim vekiller CHP ye yemin etsinler diye haber yollasınlar demekle bu iş olmaz.

Sonra gerekirse genel kurulun kararı ile vekilliklerin düşürülmesi olayı ve iktidarın MHP yi de kendine katarak çoğunluğu varken başbakanın inadını ve açıkçası korkusunu anlamak mümkün değil. Burada yukarıda dediğim gibi şu düşünce geliyor aklıma. Acaba başbakan da kendi fikirlerinde özgür değil midir?

Bu günlük te bu kadar, sevgiyle kalın.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget