‘Kazan’ söndü mü kaynar mı?.. - Mehmet Faraç

PKK cephesindeki şaşırtıcı olaylar, terör ateşindeki tehdit ve kaygıyı aynı kazanda tutuyor!.. Peki, enterne edilmiş bir örgütün derin sessizliği ne anlama geliyor?.. Yanıtı bulmak için en iyisi süreci irdelemek:
1999’da yakalanarak cezaevine konulan Abdullah Öcalan, yargılanmasının tamamlanmasının ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmak için avukatlarıyla görüşme trafiğini bayağı yoğunlaştırmıştı…
Oysa devlet bir süre sonra bu trafiğin aslında örgütle Öcalan arasında bir diyalog köprüsüne dönüştüğünü fark etti! Hükümete yakın medya ile kimi AKP milletvekilleri sık sık “Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesi engellensin” diye isyan etse de devlet bu trafikten yararlanmanın yollarını aradı.
Gerçi bir süre sonra bizzat devletin en kritik kurumları bu trafiğin bir parçası haline gelse de sonunda bundan hep PKK kazançlı çıktı!..
Çünkü Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmelerinin hemen ardından PKK’nın özellikle kent yapılanmalarında ciddi bir devinim yaşanıyordu!..
Hatta bugün devletin büyük bir operasyonla çökertmeye çalıştığı KCK da İmralı ile yürütülen görüşme trafiğinin ürünüydü!..
Öcalan, bu birimin kurulması talimatını bizzat avukatları aracılığıyla vermişti. Tıpkı ilahiyat ve siyaset akademilerinin kurulması, Demokratik Toplum Kongresi’nin oluşturulması gibi onlarca birim konusunda verilen talimatlar gibi!..
PKK’nın “Kürt açılımı” projesiyle birlikte devletten beklentilerini attırması hatta bu beklentilerini şiddeti dayatma yöntemini kullanarak yoğunlaştırması, bir süre sonra hükümetin sabrını tüketti!..
Pusulasız yolculuk!..
AKP, devletin her adımını “taviz” olarak niteleyen BDP-PKK çizgisinin, Diyarbakır’da “özerklik” ilan ettiğini açıklamasının hemen ardından düğmeye bastı… İşte PKK’nın kalemi o gün kırıldı!..
İlk etapta Öcalan ile avukatlarının görüşmesi yasaklandı. Yaklaşık 150 gündür avukatlarıyla görüşemeyen Öcalan’ın içine düştüğü suskunluk, PKK’nın rotasında da sarsıntıya yol açtı!..
Örgüt yöneticileri, “Biz bu saatten sonra ne yapacağız, nasıl davranacağız?” kaygısına kilitlenmişti!..
Özellikle Kürt meselesinde “siyasal çözüm” beklentisinin yoğunlaştığı bir dönemde Öcalan’ın öneri ve talimatlarından mahrum kalan PKK, sonunda çok tehlikeli ve kanlı bir yolculuğa bu kez tamamen pusulasız olarak çıktı!..
İki yıldır sürdürülen KCK operasyonlarında 2 bin kadar kişinin tutuklanmasının ardından kent örgütlenmesini de kaybetmeye başladığını düşünen örgüt, 20 Ekim’de Hakkâri’nin Çukurca İlçesi’nde 8 ayrı güvenlik noktasına eşzamanlı baskınlar yaparak 24 askeri şehit etti.
İşte bu saldırının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri sınır içinde ve dışındaki kara ve hava operasyonlarını daha da artırdı.
PKK, üç aydır sürdürülen bu operasyonlar sonucunda yalnızca Kandil Dağı çevresiyle Kuzey Irak sınırındaki bazı kamplarını kaybetmedi, eylemsel kabiliyetini de önemli oranda yitirdi.
Örgüt, 26 yıllık eylem tarihinde belki de ilk kez kış hazırlığına girişemeden büyük bir baskınla karşılaştı!..
Erozyonun güzergâhı!..
Örgütle mücadelede, polis-asker işbirliği yani koordinasyon ilk kez etkinleştirilirken, istihbarat birimleri medya üzerinden de psikolojik harekât yürüttü!..
Bazı BDP milletvekilleri ile BDP’li din adamlarının kadınlarla ilişkileri ve KCK operasyonunda teknik takiple elde edilen ses ve görüntüler medyaya servis edilerek, örgütün siyasi çalışmalarının perde arkası da deşifre edildi!..
Dikkat çekici gelişmeler işte bundan sonra başladı… PKK’nın yalnızca askeri hareketliliği dibe vurmadı, örgütün legal ve illegal siyasal faaliyetlerinde de düşüş başladı!..Örneğin sokak hareketleri, molotoflu ve taşlı saldırılar, kepenk kapatma faaliyetleri, cuma eylemleri ve protesto gösterileri önemli oranda azaldı.
Peki, PKK içine sürüklendiği bu suskunluk döneminde tam olarak nasıl bir erozyon yaşadı?.. Genelkurmay’ın internet sitesindeki verilere bakılırsa, Çukurca saldırısının ardından yoğunlaştırılan operasyonlarda örgüt sınır içi ve dışında 300 civarında kayıp verdi.
Adana, Mersin, Hatay ve Kilis’te 3’ü kadın 15 teröristin eyleme giderken yakalanması, onlarca mühimmat deposu ve sığınağın tahrip edilmesi, PKK’nın Kandil-Amanoslar arasındaki lojistik yoluna da büyük darbe vurdu.
PKK, son iki aylık operasyonlarda yalnızca en eski yöneticilerinden “Alişer Koçgiri” kod adlı Yücel Halis ile 6 üst düzey yöneticisini kaybetmedi!..
Son 10 gün içinde bile 8 terörist yakalandı, 20 kadarı da teslim oldu! Son olarak PKK’nın 17 yıldır aranan Aladağlar sorumlusu “Serkeş” kod adlı Z.Z. de 5 militanla birlikte Ağrı’da ele geçirildi.
Vadideki kaygı!..
PKK’nın askeri biriminin büyük darbe almasına yönelik asıl operasyon ise Çukurca yakınlarındaki Kazan Vadisi’ne yapılan müdahale ile başlamıştı…
Genelkurmay, 20-22 Ekim arasında bu bölgeye düzenlenen operasyonda ilk etapta 49 teröristin öldürüldüğünü duyurmuştu.
PKK’nın 15 yıldır Hakkâri ve Şırnak üzerinde hakimiyet kurmasını sağlayan Kazan Vadisi, PKK ile mücadele tarihinde belki de ilk kez bu kadar kapsamlı biçimde hedef alınmıştı!
Vadideki hakimiyetini kaybeden PKK, yalnızca Kandil Dağı ile güneydoğu kırsalı arasındaki bağı yitirmedi, önemli bir lojistik merkezinin çökmesiyle birlikte psikolojik olarak da sarsıldı!.. Yani Kazan, örgütün ölümü ya da dirilişinde çok önemli bir dönemeç oldu!..
Gelelim yazının en başındaki “şaşırtıcı olaylar” meselesine!.. PKK her operasyon sonrasında girdiği suskunluk sürecinde, karakol baskını, mayınlama ya da sivilleri hedef alan kontrolsüz ve de şok edici bir harekete girişmiştir!..
Şimdi güvenlik birimlerinin kaygısı şudur; “Kazan” tamamen söndü mü yoksa yeniden kaynar mı?..

Mehmet Faraç/AYDINLIK

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget