Şaşırtıcı Gelişme ve Sonuçlar… - Cüneyt Arcayürek

Meclis’teki ant içme krizini izleyenler, şampiyonluğa son anda yediği tek golle
veda eden bir futbol takımı ile taraftarlarının şaşkınlığını yaşıyor.
Şaşkınlığın temel nedeni; CHP yönetiminden üst üste gelen, içeriği giderek ağırlaşan açıklamalardan sonra AKP ile imzalanan ortak irade metni.
CHP Genel Başkanı’nın, genel başkanının gölgesindeki birinci yardımcının söz bir Allah bir dercesine açıkladıkları kararlar, dün hemen her köşe yazısında yer aldı.
Tutuklu milletvekilleri Meclis’e gelmedikçe, hatta 4 yıl ant içmeyecekleri CHP’nin kesin ve değişmez bir kararıydı.
Fakat ne oldu: Çevir kazı yanmasın der gibi CHP Genel Başkanı; savaşımlarının tutuklu arkadaşlarıyla ilgili değil; demokrasi ve özgürlük olduğunu ilan ediverdi.
***
Tutuklu milletvekilleriyle ilgili irade beyan eden metinde çözüm öngören tek satır olmaması elbette şaşkınlık yaratacaktı.
Ulusal iradenin Meclis’e gönderdiği Balbay ve Haberal cezaevinde tutuluyor diyerek adına ister boykot ister protesto deyin, bir aya yakın süredir yeri göğü ayağa kaldıran, üstelik kararlı tutumu medyadan da tam destek gören CHP’ye yönelik yorumların dün ortak sorusu şuydu: Balbay ve Haberal çıktı mı?”
Yanıt: Hayır!
İkinci soru; ortak irade metninde Balbay ile Haberal’ı cezaevinden çıkaracak bir adım atıldı mı?
Yanıt: Hayır!
Üçüncü soru: Tahliyelerini sağlayacak bir adım atılacak mı?
Yanıt: Belli değil!
Lakin bu olumsuz sonucu yorumlayan CHP yöneticileri; karaya oturan kaptanın mazeret olarak deniz bitti demesine benzer şaşırtıcı açıklamalar yapıyor.
Genel Başkan’ın amacımıza vardık dediği haberlerde yer aldı. Genel Başkan Yardımcılarından Erdoğan Toprak, kemali ciddiyetle; İstediğimiz irade beyanı için AKPyi masaya oturttuk. Vazgeçemediklerimizi uzlaşı metnine koyduk Üzerinde durduğumuz konu ortaya çıkan her konuyla ilgili bir irade beyanının ortaya konmasıydı diyebildi.
Toprak’ın üzerinde hassasiyetle durup direndikleri ve irade metnine koydurmayı başardıklarını söylediği, Meclisin sorununu çözmesi gereken yer yine Meclistir ifadesinin patenti ise; kriz başladığından beri ne yazık ki, AKP’ye ait.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, sorunların çözüm yerinin Meclis olduğunu, ancak bu temel ilkeyi işletebilmek için anayasa, yasalar ve içtüzük gereği CHP’nin ant içmesinin mutlak gerektiğini açıklayarak iki parti gruplarını toplantıya çağırdı.
Başbakan aynı gerekçede ısrar etti. Cumhurbaşkanları da…
Medyanın ve kamuoyunun iki tutuklu milletvekili sorununun çözümleneceğine işaret eden hiçbir ifadenin, bırakalım ifadeyi bir yana, bir dokundurmanın bile olmadığında ittifak ettikleri irdelemelerine karşın; Erdoğan Toprak, metinde tüm milletvekillerinin TBMMde olması gerektiğinin vurgulanmasının tutuklu milletvekilleri sorununun çözümüne atıf olduğunu söyleyebildi.
Züğürt tesellisi!
***
Gerçekçi olalım. Sonuç ortada. CHP, tutuklu milletvekilleri sorununu çözemedi.
Kılıçdaroğlu; hükümet programını eleştiren konuşmasında, baştan sona, tabii kendisinin ve çevresindeki (isimleri bizde saklı) birkaç kurmayla birlikte sonunun nereye varacağını hesap etmeden uygulamaya koyduğu stratejik hataları savundu.
Kılıçdaroğlu, tutukluluk sürelerinin kısaltılmasını tutuklu milletvekilleri sorununu çözecek yegâne yöntem olarak görüyor.
Bu olanak tartışmalı ve üstelik tutukluluk süresinin kısaltılmasını öngören yasa değişikliği düşüncesini de AKP rafa kaldırdı.
RTE’nin konuşmasının sonundaki çözümle doğrudan ilgili önemli vurgulama bu kanıyı doğruluyor.
RTE, Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez Üçüncü fıkra ‘Görülmekte olan bir dava hakkında yasama Meclisi’nde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz’” diyen 138. maddeyi okuduktan sonra…
“…Olay budur ve teknik bir konudur; bırakalım yargı ne karar verecekse onu takip edelim dedi. Dünkü AKP grubunda da bu saptamayı yineledi.
RTE yasal bir yol aranmadığına ve TBMM, ekim ayına kadar bu hafta tatile gireceğine göre; önümüzdeki günlerde ve aylarda tutuklu milletvekillerinin tahliyesi Ergenekon yargıçlarının kararına kalıyor!
Yoksa tutuklu milletvekillerinin özgürlüğü, ulusal iradenin üstünlüğü; yargıçların irade metnini olumlu yorumlamasına veya insafına kaldı mı desek!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget