Ama bu kez durum farklı...
Çünkü dün bu köşede “CHP’nin temel sorunu plansızlık ve programsızlık” başlıklı bir yazı yazdım ve CHP’ye bazı önerilerde bulundum...
Akşam üzeri Kemal Kılıçdaroğlu aradı ve önerilerim hakkında ne düşündüğünü tek tek anlattı.
Onları da yazacağım ama öncelikle “yemin krizi” hakkında söylediklerini yazmak istiyorum.
Hemen belirteyim ki Kemal Bey, AKP ile imzaladıkları metne güveniyor.
Çünkü bu metnin AKP’yi bağladığını düşünüyor ve şunları söylüyor:
“O metnin altına benim ve Başbakan’ın attığı imza; bizim namusumuzdur. Metinde yer alan, ‘Meclis’in açılışından bugüne kadar yasama faaliyetlerine katılmamış olan milletvekillerinin yemin ederek Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz’ ifadesi, onu da beni de bağlar. Ben inanıyorum ki tutuklu vekillerimiz gelip yemin edecek. AKP bunu sağlamak ve sorunu bir şekilde çözmek zorunda...”
Gelelim dünkü önerilerim konusunda Kılıçdaroğlu’nun ne düşündüğüne...
Yine madde madde yazacağım...
PROGRAM DEĞİŞECEK
Öneri: CHP acil olarak bir program kurultayı yapmalı ve parti programı, çağın koşullarına göre yeniden düzenlenmeli...
Kılıçdaroğlu: Bana göre de parti programının değişmesi lazım. Bunu da bu görev dönemi içinde gerçekleştireceğiz. 330 sayfalık uzun bir metin yerine, daha anlaşılır ve dünya görüşümüzü, sorunlara yaklaşımımızı net anlatan daha kısa bir program hazırlamak düşüncesindeyiz.
GENİŞ KATILIM
Öneri: Bu programın hazırlanması için hayattaki tüm eski genel başkanların, eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin görev alacağı bir komisyon oluşturulmalı...
Kılıçdaroğlu: Hiç kuşkusuz ki parti programını en geniş katılımla hazırlayacağız.
YENİ TÜZÜK İÇİN DÜĞMEYE BASILDI
Öneri: Ortaya çıkacak taslak metin, CHP’nin internet sitesi başta olmak üzere yaygın medyada tartışmaya açılmalı ve gelen eleştiriler dikkate alınarak son şekli verilmeli...
Kılıçdaroğlu: Programın geniş bir zeminde tartışılmasını sağlayacağız. Sadece programı değil, parti tüzüğünü değiştirmek için de düğmeye bastık. Bunun için hukukçu arkadaşlarımız çalışmaya başladı bile...
UZLAŞMAYI SAĞLAYACAĞIZ!
Öneri: Kurultay’da onaylanacak yeni programa karşı çıkan ya da katılmayan üye ve yöneticilerle yollar ayrılmalı.
Kılıçdaroğlu: Tüm arkadaşlarımızın uzlaştığı bir program hazırlayacağız.
GÖLGE KABİNE KURULACAK!
Öneri: İktidara hazırlanmak ve iktidarın yanlışlarını daha yakından izleyebilmek için, bir an önce “gölge kabine” oluşturulmalı...
Kılıçdaroğlu: Bu önerinize çok sıcak bakıyorum ve kesinlikle hayata geçirilmesini düşünüyorum. Yetkili kurullarımızda konuyu ele alıp önümüzdeki Eylül ayından itibaren böyle bir sisteme geçebiliriz...”
Ben kimsenin akıl hocalığına soyunmam...
Yaptığım şey, ülkemizdeki muhalefetin, hele hele ana muhalefetin güçlü ve etkin olması için sıradan bir vatandaş olarak görüşlerimi paylaşmaktan ibaretti.
Böyle düşünüyorum; çünkü muhalefeti sindirilmiş ve güçsüzleştirilmiş bir rejimin demokrasi olamayacağına inanıyorum.
Bu nedenle; hiçbir komplekse kapılmadan önerilerime içtenlikle yanıt verdiği için Sayın Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum.
Günün sorusu
Sorum, Deniz Feneri e.V soruşturmasında tutuklanan şüpheliler için, “Tanırım iyi insanlardır aslında” diye demeç veren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a:
Aynı sözleri meşhur Şemdinli soruşturması sırasında bir asker için söyleyen Org. Yaşar Büyükanıt hakkında, o günlerde neler söylediğinizi anımsıyor musunuz?
52 milyon asilin oyu bir saatte, 495 vekilin oyu bir buçuk saatte!
Başkan ve tutuklu sekiz sanık hariç 541 nüfusluk Meclisimiz’de, dün yeni hükümet için yapılan güven oylamasında 644’ü ‘Evet’ olan 800 oy kullanıldı!
541 kişilik Meclis’ten 644 ‘Evet’ oyu almak her babayiğidin harcı değildir!
Bunu becerenleri yürekten kutluyorum!
İşin şakası bir yana; 52 milyon seçmenin oyunun bir saatte sayılıp seçim sonuçlarının açıklandığı bir dönemde; Türkiye Cumhuriyeti’nin beyni olan Meclis’te oy sayımının bir buçuk saat sürmesi çok büyük bir ayıptır!
Neymiş; güven oylaması, hem elektronik sistemle hem de oy pusulasıyla yapılmış da bu skandal ondan yaşanmış...
İyi de; bize ne?
Hani; Meclis başkanları her yasama döneminin başlangıcında gazetecileri uyarır ve Meclis‘in saygınlığına gölge düşürücü haber yapılmamasını isteyip durur ya... Sözüm onlara:
Daha doğru dürüst oy kullanmayı ve kullandığı oyları saymayı beceremeyen bir Meclis’in saygınlığına kimin gölge düşürdüğünü bir kez daha düşünün!
Yorum Gönder