Kadın hakları adına ufak…
Ama dinci rejimin tabularını yıkmak, yasakları delmek adına büyük bir adım.
Suudi kadınların dünyada ses getiren “direksiyon eyleminden” söz ediyorum.
Kadınlar, “Women2Drive” adı altında örgütlenen küresel çaplı bir kampanyayla Suudi Arabistan’da cuma günü direksiyon yasaklarına meydan okudu.
Dünya kadınları da bu arada yasağı delen ilk Suudi eylemci olan “Manal el Şerif”in adını kullanarak başkaldırıya destek verdi. “Manal’la beraber ben de direksiyondayım” yazılarını arabalarına asmak suretiyle, uluslararası düzeyde eyleme katılım sağladılar.
Batı başkentlerinde, Suudi Arabistan elçilikleri etrafında arabalarıyla eyleme katılan kadın grupları, korna çalarak bu çağdışı geleneğin tarihe gömülmesini istedi.
Düzene meydan okumak cesareti
Kadınların “yurttaş” olmadığı..
Oy kullanamadığı...
Mirastan yarım pay aldığı…
Yarım insan/yarım şahit sayıldığı..
Hayatın her alanından dışlandığı, harem selamlık ayrımcılığına muhatap kılındığı...
Çokeşlilik dayatmasıyla yaşadığı...
Görücü usulü evlilikleri kucaklamak zorunda bırakıldığı bir toplumda; kadın direksiyon başında araba kullanmış ya da kullanmamış o kadar önemli mi diyebilirsiniz?
Ya da kadın erkek eşitliği mücadelesinin birinci gündem maddesi bu mu/bu mu olmalı diye itiraz edebilirsiniz?
Haklısınız.
Ben de haberle ilk kez yüz yüze geldiğimde, verdiğim ilk tepki; “Suudi Arabistan kadınının ilk önceliği bu mu? Buna gelene dek başka daha hangi korkunç yasaklar ve eşitsizliklerle mücadele etmek zorunda?” demek oldu…
Ama biraz daha düşününce, eylemin birkaç açıdan önemli olduğuna kanaat getirdim.
1. Mahalle baskısı, yerleşik düzen, otoriteye meydan okumak cesaretini
göstermek/gösterebilmek!
Ortadoğu’nun “biricik İslam demokrasisi” olarak yere göğe konmayan Türkiye’de bile bunun ne zor olduğunu hepimiz biliyoruz…
2. Direksiyondaki kadının “bağımsız” ve “özerk bir varlık” olarak gündem yaratan imajının simgesel açıdan taşıdığı önem…
3.Facebook, Twitter, YouTube gibi internet kanalları ile sosyal ağların,
Suudi Arabistan ortaçağında açtığı gedik…
Olay baştan.. Manal el Şerif adlı Suudi kadının direksiyon görüntülerini “YouTube”a koymasıyla patlak vermişti. Görüntülerin yarattığı küresel ilgi neticesinde tutuklanan ve on gün boyunca hapis kalan Manal el Şerif, ay başında “bu eylemlere bir daha karışmayacağına” dair verdiği imza karşılığında serbest bırakılmış ancak sosyal ağlarda yağ halkaları gibi büyüyen eylemin öncülüğünü bu arada başka kadınlar devralmıştı…
Arap baharıyla özdeşleşen YouTube+Facebook+Twitter olgusu, hiç “aydınlanmaz” olduğu varsayılan Suudi Arabistan karanlığında bile bir değişim meşalesi yakmış oldu böylece.
Bu “meşale” ne kadar yanar? Işığı nerelere uzanır/uzanabilir? Göreceğiz. Ama Suudi Arabistan’da dahi bazı şeylerin yakın zamanda çok değiştiği ve hızlanarak değişeceği artık aşikâr...
Eğitim ve teknoloji etkisi
Bu hızlı değişimin boyutlarına, bu sütunda daha önce de gündeme getirdiğim “Riyadlı Kızlar” kitabından söz ederken çeşitli vesilelerle değinmiştim...
Kadın yazar Raca el Sana tarafından kaleme alınan, Türkiye’de Doğan Yayınları’ndan çıkan Suudi usulü bu “Kadının Adı Yok” kitabı; Suudi Arabistan’ın “görece sekülerleşmesi” hakkında ilginç bilgiler veriyor. Son derecede kolay okunan kitaba hızla da olsa bir göz atmanızı salık veririm. Anlatılan “görece sekülerleşme” içinde; Körfez, Lübnan ve Mısır’dan yapılan “Arapça uydu yayınları” ve “cep telefonları” ile birlikte 1999’da devreye giren “internet” dinamiği ön plana çıkıyor.
Teknolojiyle gelen bu açılımlarla birlikte kızlar arasında üniversite öğreniminin yaygınlaşması, değişimi hızlandırıyor.
İran’da olduğu gibi tıpkı…
İran’da da “yeşil devrimin” ön saflarında yer alan kadınların, kadınlar arasında “eğitimin yaygınlaşması” ve “eğitim düzeylerinin” yükselmesiyle, değişimin öncülüğünü üstlendikleri söylenmişti.
Etrafımızdaki tüm İslam coğrafyasında böylesine dal budak saran ve giderek özgürleşme yönünde kendisini belli eden bir kadın hareketi yaşanırken biz acaba niye bu etkiden hiç nasiplenmiyoruz?
Kadınlar arasında yükselen eğitim düzeyleri niye bizde yerleşik düzene bayrak açan Manal el Şerif’ler değil de Sibel Üresin’ler üretiyor? Hiç düşündünüz mü?
Yorum Gönder