Yine doktorlar... - Melih Aşık

Mevcut iktidar sağlık alanında çok önemli adımlar attı... Her ne kadar bu sağlık harcamasını bütçenin uzun süre taşıyıp taşımayacağı tartışılıyor ve uygulamaların yabancı tekellerin isteği doğrultusunda yürüdüğü söyleniyorsa da... Şu andaki durum olumlu... Ve halkı memnun ediyor...
Ne var ki, bunun böyle olması iktidarın doktorlara eziyet etmesini gerektirmiyor.
Muayenehaneler için öyle saçma koşullar getirildi ki... Hekimlerin isyan etmemesi mümkün değil...
Bir hekim okurumuz yazıyor:
“-  3 yıl içinde 8 kez yönetmelik değiştirdiler, bunların bir kısmında Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ertesi gün yenisini çıkardılar.
-   Esas amaçları, devlette çalışan ve aynı zamanda muayenehanesi olan hekimlerin muayenehanelerini kapatmaktır, ancak yasa Anayasa Mahkemesi’nden döndü, Bakanlık da bunun üzerine imkânsızı isteyen bir dizi fiziki ve mimari koşul getirerek, geçimlerini sadece muayenehaneleri üzerinden sağlayan binlerce hekimin de işyerini kapatmak istiyor.
-  Doktorları, tekelleşen özel hastane zincirlerinin patronlarına ucuz iş gücü olarak sunmak istiyorlar.
-  Bu yönetmelik bir dizi saçmalık ve mantıksızlıkla doludur. Örneğin, iki veya daha çok hekimin birlikte muayenehanede çalışmalarına izin vermemektedir. Nedenini de bildirmiyorlar.
- Apartmanın daire kapıları, asansör genişlikleri hatta merdiven basamaklarına bile uyulması imkânsız ölçüler getirilmiştir. Böyle binaların olmadığı bilinirken böyle bir yönetmeliği dayatmak, fiilen muayenehanelerin kapatılmasını dayatmaktır.”


Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an... Bozmadım....
Özdemir Asaf


Türkiye’yi ziyaret eden futbolcu Ronaldo, İstanbul’da balkon konuşması yapmış.
Konuşmada “Rakiplerimin sıkı markajını anlayışla
karşılayacağım” dedi mi acaba?
Haldun Ertem

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, “Vatandaş istikrarı sorgulamadı” demiş.
Pardon yani Numan Bey... Vatandaş neyi sorguladı ki?
Fahrettin Fidan


Parlak bir öneri 
Berlin’den yazan Mehmet Canbeyli can alıcı bir öneri getiriyor... Bakın ne diyor:
“Berlin’de Humboldt Üniversitesi’nde master yapıyorum. Burada Erasmus gibi uluslararası değişim programları çok ilgi görüyor.
Acaba diyorum, aynı model siyasilere uygulanamaz mı? Mesela bizim milletvekilleri benzer partilerin Alman milletvekilleriyle karşılıklı geçici bir süreliğine takas edilsin, misafir oldukları partinin grup toplantılarına, yönetim kurulu toplantılarına katılsınlar, seçmenleri ile görüşsünler, nerede birleşip nerede ayrışıyorlar bunları görseler, hem de kendilerini karşı tarafa anlatsalar... Ve bu nefret, küfür, ahlak bekçiliği vs. ipe sapa gelmez laflarla siyaseti düşürdükleri seviyeden kurtarsalar...” 


Gazetecilik bahsi!
Taraf gazetesinde pazar günkü yazısında Ahmet Altan, son döneme ilişkin medya analizleri yapıyordu:
“Askeri vesayet gerilerken ‘merkez medya’ denen ordu medyası da inandırıcılığını ve gücünü epeyce kaybetti...”
Merkez medyanın gücünü kaybettiği doğru ama herkesin bildiği gibi bunun vesayetle falan ilgisi yok iktidarın uyguladığı ağır mali ve anti demokrat baskıyla ilgisi var.
Gelelim gazetecilik bahsine...
Karanlıktaki bir el tarafından uzatılan CD’leri savcılığa teslim ederek Balyoz davasını başlatan kişi Taraf gazetesinin muhabiriydi malum. Gazete yönetimi de bu kuryelik işini sahiplendi. Savundu.
“Fatih Camii’ni bombalayacaklardı”,
“Kendi jetimizi düşürecektik”,
“gayrimüslimleri öldüreceklerdi”, diye günlerce manşet attılar.
Şimdi iki günün biri bu CD’lerin düzmece olduğu yolunda güçlü kanıtlar ortaya konuluyor. Taraf gazetesi bunları titizlikle görmezden geliyor. Son olarak geçen hafta sonu CD’lerin üzerinde e. Org. Süha Tanyeri’ye ait yazıların düzmece olduğu, biri Amerikalı (Grant Sperry) diğeri Türk (Yard. Doç. Dr. Jale Bafra) iki bilirkişi tarafından ispatlandı. Haber iktidar yanlısı Sabah’ta dahi yer aldı. Taraf’ta yok. Bir gazete adli bir iddiayı seslendiriyorsa o iddiayı zayıflatan haberleri de okuruna duyurur. Bunu yapmıyor tek taraflı bir misyonla sadece ordu aleyhindeki güdümlü haberlere aracılık ediyorsa ona gazete değil tetikçi denir.
Gazetecilikten söz etmek için önce gazetecilik yapmak gerekir...


Başa gelen... 
CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü yeniden seçilemediği için Meclis’teki odasından eşyalarını topluyor. Yeniden avukatlık mesleğine dönmeye hazırlanıyor. Mengü birkaç gün önce uçakla Ankara’dan İstanbul’a gidecekti. Yerine oturdu. Kemerini bağladı. O sırada tam başının üzerindeki bagajı düzenlemeye çalışan hostes hanım bir çantayı Mengü’nün kafasına düşürmez mi? Hostesin çığlıklar atarak özür dilemesi üzerine yolcular da o tarafa döndü. Şahin Mengü pek oralı değildi:
- Bu çanta bir şey mi kızım, dedi, benim kafama Kemal Kılıçdaroğlu düştü de bir şey olmadı, üzülme sen...

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget