Tek ve büyük CHP!.. - Mehmet Faraç

Tek misyonu Atatürk ve CHP’ye düşmanlık olan gerici mevkute içindeki zehri halen boşaltamamış!..
Neymiş efendim, “CHP’de üç senaryo konuşuluyor” muş!.. “Kurultay  toplanacakmış, geçici genel başkan seçilecekmiş, eğer bunlar olmazsa CHP ikiye bölünecek” miş!…
Zırvanın zirvesi daha da gülünç!.. “En güçlü ihtimal de yeni bir partinin kurulması” ymış!.. Hatta “ismi de şimdiden hazır”mış: “Öz hakiki CHP.”
Sırtını hükümete dayayan yandaş medya, seçim öncesi CHP’yi erozyona uğratmak için her türlü çamuru attı…

CHP’nin ne din düşmanlığı kaldı ne cami düşmanlığı ne de başörtü düşmanlığı!..

Kimi ahlaksızlar, utanmadan arlanmadan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği üzerinden bile CHP’ye saldırdılar…
Din sömürüsüyle okur devşiren mevkutelerin en radikali şimdi de CHP’nin içine nifak sokmak için vakitli vakitsiz ötüyor!..
Oysa CHP, Made in USA damgalı bir siyaset fasonu değil!..
CHP, bugün yobazların bile pervasızca cirit atabildiği bu ülkeyi kurarken, gücünü sağlam köklerinden almıştı…
Atatürk‘ün partisi ne öyle uyuz fiskelerle yıkılacak kadar zayıf ne de bağnaz kalemlerin salya çamuruyla kirlenecek kadar düzeysiz!..
CHP, en kötü koşullarda bile en dik duruşu sergileyebilecek soylu bir potansiyelin partisidir!..
Büyüme kurultayı!..
30 yıldır iktidara gelememesine karşın partiyi ısrarla ayakta tutan vefakar  delegesinin, örgütlerinin ve tabanınınkurultay beklentisi varsa; hiç kuşku olmasın ki, bu da CHP’nin tek ve güçlü olması hedefine hizmet etmektedir!..
Medyadaki yıkım ekipleri, Atatürk düşmanları ve liboşlar çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyor; CHP delegesinin, partinin liderlik konumu, kurumsal kimliği ve omurgasıyla bir sorunu yok!..
Tüm mesele, partinin genleriyle çatışan unsurların CHP‘ye ve Kılıçdaroğlu‘na daha fazla  zarar vermesini önlemek…
Delegenin tüm beklentisi, parti içi demokrasiyi yerleştirmek ve CHP’nin tüm dinamik güçlerini iktidar uğruna bir araya getirebilmek!..
Yani tek ve güçlü CHP’yi önümüzdeki yerel seçimlere hazırlamak!..
———————-
36′dan sonra!..
BDP destekli bağımsız adayların sayısı 36′ya ulaştı. Öcalan bunu çok yetersiz buluyor.Ancak tüm bunlara rağmen geçen hafta avukatları aracılığıyla aşağıdaki çağrıyı yapması, Güneydoğu siyasetindeki devinimden bayağı cesaret alındığını gösteriyor: “Çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis’in bana bir çağrı yapması gerekiyor. Eğer Meclis bu çağrıyı yaparsa ben de silahlı güçlerin çatışmasız bölgeye çekilmesi için elimden geleni yaparım. Meclisin önümü açması gerekiyor.”
PKK‘nın çatı örgütlenmesi KCK dün bu çağrıyla iki koşul ileri sürerek destek verdi. Kandil Dağı’nda yapılan açıklamada yapılan açıklamada bu koşullar şöyle sıralandı:
“1- TBMM yeni yasama dönemine başlarken, Kürt sorununu çözmek üzere, Abdullah Öcalan’a demokratik anayasal çözüm sürecinde rolünü oynaması için çağrı yapmalı ve buna  uygun koşullar yaratmalıdır.
2- Başbakan ve benzer düzeyde bir yetkili tarafından Kürt sorununun çözümünde barışçıl yolların esas alınacağını, bu temelde operasyonların durdurulduğunu açıkça kamuoyuna deklare ederek sürecin gelişmesi için start vermelidir.”
En son 13 Ağustos 2010′dan itibaren eylemsizlik ilan eden ve bu tarihi 15 Haziran 2011‘e uzatan KCK, bu iki koşulu dayatmak için Dünya Barış Günü olan 1 Eylül’e kadar bekleyecek. Ancak KCK’nın, eylemsizlik süresini “ateşkes” e dönüştürmek için ileri sürdüğü iki koşul yeni değil!.. PKK özellikle son 4 yıldır operasyonların durması ve Öcalan’ın salıverilmesini istiyor. Yeni olan, 4 yıl önceki onuncu kongresinde 8 madde ileri süren örgütün, beklentilerini iki maddeye düşürmesi!..Bu iki maddenin özeti ise şu: “Öcalan’ı serbest bırakırsanız eylem yapmayız!..”
——————-
Yüzde 50′den sonra!..
AKP seçimlerde yüzde 50 aldı ya, mahalle baskısı yavaş yavaş kendisini göstermeye başladı!..
Sanırım  Başbakan Erdoğan‘ın seçim zaferinin ardından balkondan yaptığı “helalleşme” konulu konuşmasını kimi militan yandaşlar “savaşmak” diye anlamış olacak!.. Bakınız bir hafta içinde Türkiye’de neler yaşandı:

-Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, ilk ve orta dereceli okullarda düzenlenen mezuniyet ve kutlama törenleriyle ilgili bir genelge yayımladı. Genelgede, törenlerde kız öğrencilerin eteklerinin diz kapağını örtecek boyda olmasına, kolsuz ve askılı kesinlikle giydirilmemesine dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.
-14 Haziran’da Kadıköy’e gitmek üzere minübüse binen Radyo programcısı Zeynep Derya Yıldız, sürücünün “O…pu gibi giyinmemeyi, ehli sünnet gibi davranmayı öğreneceksiniz” şeklinde sözlü saldırısına uğradı!..
-İstanbul Kadıköy’de, bir genç kız ile annesinin, türbanlı ve kara çarşaflı iki kadınla girdiği tartışma siyasi gerilime dönüştü.  Çarşaflı Derya Duman, Kocaeli Üniversitesi öğrencisi İrem Pehlivan’a omuz atınca kızın annesi “İnsan bir pardon der” diye uyardı. Çarşaflı kadının kardeşi Filiz Bucak, “Siz kime çirkeflik yapıyorsunuz” diye karşılık verince tartışma büyüdü.
Pehlivan ve annesi, tesettürlü iki kadın tarafından takip edilerek darp edildiklerini söylediler. Pehlivan iki kadına, “Böyle giyinecekseniz Suriye’ye gidin” diye bağırınca “O zaman siz de Amerika’ya gidin” yanıtını aldı. Tartışma karakolda son buldu.
Umarız bu üç örnek ve medyaya yansımayan diğer olaylar, kendini bilmezlerin vakaları olarak kalır!..

Yorum Gönderme

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget