CHP’de kılıçlar çekildi ve salvo atışları başladı... Kimileri “olağanüstü kurultay için” harekete geçti, kimileri Kemal Kılıçdaroğlu’nun çevresindekileri “temizlemek için” kolları sıvadı.
Bakıyorum CHP’de hiç kimse şu soruyu sormuyor:
“Biz gerçekten sosyal demokrat bir parti miyiz?”
Bugün CHP’lileri kendileriyle baş başa bırakıp Türkiye’nin öncelikli sorunlarını, demokrasiyi, özgürlükleri, kartopu gibi büyüyen Kıbrıs’ı, Brüksel’le AB görüşmelerini, işsizliği, yoksulluğu, etnik milliyetçiliği, Alevi düşmanlığının miting alanlarına taşınmasını yazacaktım...
Bitmedi!
Ermenistan’la olan sorunun çözümü... Ortadoğu’yla olan ilişkilerimiz...
Saymakla tükenmez.
Biliyorum aklınıza şu soru geliyor şimdi:
“İşsizlik ve yoksulluk diyorsunuz, üreticilerin traktörlerinin, tarlalarının hacizli olduğunu yazıp çiziyorsunuz... Peki AKP hem kırsal kesimden hem de kentlerden oy almadı mı?Yüzde 50 oranındaki oy nereden geldi?..”
***
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde baskıcı demokrasi sandıktan yüzde 50 oranında oy alarak çıkmaz.
Liberation gazetesinde Türkiye uzmanı Marc Semo’nun yazısının başlığını gördünüz mü?
Başlık şöyleydi:
“Erdoğan yeni Türk Sultanı...”
Le Figaro Recep Tayyip Erdoğan’ı “Vezir-i Azam” olarak görürken, Le Monde’un başyazısının başlığı beni gülümsetti:
“Otoritenin cazibesi karşısında Türk modeli!”
Bu başlık Türk insanını anlatıyordu, Kürt’üyle, Lazıyla, Çerkeziyle...
Yurdumun insanı “baskıcı rejimleri” severdi. 1982 Anayasası’na neredeyse yüzde yüz “evet” çıkacaktı. Cumuhuriyet savcısına ifade veren Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, “O koşullar olsa bugün de darbe yaparım”diyecekti bu nedenle.
***
Bir ülke düşünün ki “parasız üniversite eğitimi” istedikleri için 18-19 yaşındaki çocuklarını zindana atıyor, 50 öğrenci gösteri yaptığında polis biber gazıyla onları zehirleyip, tekmeleyerek yaka paça götürüyor...
Bir ülke düşünün ki Çorum’da 1 Mayıs’ta atılan sloganlar yüzünde ÖDP İl Başkanı Ulaş Koçak’ın da aralarında bulunduğu sekiz kişi gece yarısında yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alınıyor...
Bir ülke düşünün ki Artvin’de Halkevi Başkanı Ferdi Şağbanoğlu, gösteri yürüyüşü yasasına karşı çıkmak, kamu malına zarar vermek, polise karşı direnmek suçundan(!) tutuklanıyor...
Bir ülke düşünün ki hem devlet televizyonunda Kürtçe yayın yapılıyor hem de Azadiya Welat gazetesine yayın yasağı konulup, dokuz çalışanı cezaevinde yatıyor...
Bir ülke düşünün ki siyanür havuzundan Kütahya’nın Dulkadir köyününün içme suyuna sızıntı oluyor.. hayvanlar ölüyor, insanlar zehirleniyor.
Ve AKP buralarda yüzde 40’ın üzerinde oy alabiliyor...
Neden, niçin?
***
CHP’liler hiç kızıp, sağa sola sataşmasın, “bu halkla buraya kadar” demesin, şapkalarını çıkarıp önlerine koysun.
Uzun uzun düşünsünler.
Kemal Kılıçdaroğlu tek başına ne yapabilir ki?
Buradan soruyorum, CHP’nin halka sunduğu projeleri içinde aklınızda ne kaldı?
Aile Sigortası ve askerlik süresinin kısaltılması...
CHP tutucu kadrolarla, ulusalcılığı “millicilik” ya da “yurtseverlik” değil de “ırkçılık” sananlarla;“laiklik olmadan demokrasi olur” diyenlerle, emek-sermaye çelişkisini “biz komünist değiliz” diyerek gündeme getirmeyenlerle bir yere varamaz.
Kimi genel başkan yardımcıları hiç çalışmadı, keyif çattı keyif.
Milletvekili adaylarının çoğu da öyle...
Yan gelip yattılar, seçim bölgelerine iki-üç kez uğradılar.
***
CHP’yi yazmayacaktım ama yine kendimi tutamadım...
Bırakın “dört ayda yüzde 26 oranında oy aldık” mavralarını... Siz Sosyalist Enternasyonal’e üye bir partisiniz..
Utanmayın sol kimliğinizi kullanmaktan... Utanmayın Aydınlanma Devrimi’ni savunmaktan... Utanmayın Kürt sorununu sahiplenmekten... Utanmayın para babalarının, çokuluslu şirketlerin değil de emeğin yanında olmaktan...
Yorum Gönder