Güneydoğu, seçim öncesi en önemli tartışma konularından biri olmuştu. Ancak AKP orada seçmen yapısı üzerinde ilginç bir kumar oynadı…
Milletvekili listelerini belirlerken bölgedeki feodal yapıya çelme takan Başbakan Erdoğan, ne ilginçtir ki beklediğinin üzerinde bir sonuç aldı.
İşte bunun en çarpıcı örneği… Urfa, seçim öncesi milletvekili aday adaylığı başvurusunda İstanbul’u bile geride bırakmıştı.
AKP lideri, 2007’de seçilen 10 milletvekilinden 7’sini listeye koymadı.
Milletvekili sıralamasına alınan 7 kişi ise Urfa’da bile oturmuyordu. Üstelik listenin başında Artvinli Bursa milletvekili Faruk Çelik vardı.
Urfa kamuoyu baştan itibaren aşiretlerin ve yerel unsurların dışladığı listeye tepki gösterdi. Kent halkına göre listelerde yörenin dinamikleri de yoktu!..
Ancak ortaya çıkan sonuçlar, Urfa’da siyaset açısından çok önemli mevkilerin yıkıldığını ortaya koydu.
AKP tüm handikaplara karşın 2002’den itibaren en büyük başarısını elde etti ve Urfa’dan tam 10 milletvekili çıkardı.
İktidar partisi, 11. milletvekilini ise 3 bin oy farkla BDP’li bağımsıza kaptırdı…
Yalnız Urfa’da değil, diğer Güneydoğu kentlerinde de, siyasete hükmetmeye çalışan aşiretler, yerel önderler ve önemli seçmen kitlelerine hükmeden güçler devre dışı bırakılmasına rağmen AKP başarılı oldu…
Şüphesiz bu sonuçta bölgenin Nakşi- Nurcu muhafazakar yapısının etkisi var. Yöre halkı, yerel unsurları dışlamasına rağmen, AKP’nin listelerine inanılmaz sahip çıktı…
Yani, Erdoğan’ın tarikat-aşiret-siyaset üçgeninde oynadığı satranç başarılı oldu.
Güneydoğu’daki yaşamın tüm dengeleri ciddi biçimde sarsılıyor. PKK kitleleri siyasallaştırırken, AKP kendi ideolojisi üzerinden Erdoğan’ın etkisini hissettirmeye devam ediyor!..
12 Haziran seçim sonuçları Güneydoğu’daki iki kutuplu siyaseti daha güçlendiriyor.
Bölge dinsel ve etnik siyasetin ortasında iyice sıkışırken sanırım sosyologlara artık daha çok iş düşecek!..
GÜNEYDOĞU VE CHP…
AKP kendi çizgileri üzerinde yürürken, bölgenin sosyolojik gerçeklerine rest çekerek beklenmedik bir başarı gösterdi!..
Peki, ya Güneydoğu’da atak yapacağını ileri süren CHP?..
Siyasi partiler, ideolojik çizgilerine sıkı sıkıya bağlı olmaları halinde başarıya gidebilirler.
Bu görüşümü hem yazılarımda hem de televizyon konuşmalarımda ısrarla dile getirdim.
Tarikatlara zeytin dalı uzatarak müritlerden, BDP’ye göz kırparak etnik siyasetçilerden oy alınmayacağına dikkat çekerken, CHP’yi de uyarmaya çalıştım…
CHP’nin yanlış kadrolar ve yönlendirmelerle yürüttüğü siyasetin bölgede ters tepeceğini tahmin ediyordum. Üstelik bu siyasetin Batı kentlerinde de seçmeni ürküteceğini söylüyordum..
Ve sonunda olan oldu.. Ne ilginçtir ki, Cumhuriyet gazetesinin kimi yazarları ile BDP’li Ahmet Türk’ün eşzamanlı olarak ısrarla CHP’ye pazarladığı Sezgin Tanrıkulu’nun Gürsel Tekin’le yaptığı Güneydoğu planları çabucak çöktü!..
Bu plan bölge gerçeklerinden habersiz bir tuhaf stratejiydi ve çökeceği baştan belliydi!..
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun göreve ilk geldiği 22 Mayıs 2010 sonrası kurulan Güneydoğu komisyonu dağıtılmış ve bölge, BDP çizgisinde hareket eden Tanrıkulu ve destekçilerine emanet edilmişti1..
Yüzde 50 kayıp!..
CHP, Tunceli dışında başarılı olamadı. Daha önce Doğu ve Güneydoğu’nun 23 ilinden 5’inde 6 milletvekili bulunan CHP, Kılıçdaroğlu’nun doğum yeri olması nedeniyle Tunceli’den birden fazla milletvekili çıkarmaktan öteye gidemedi. CHP, Elazığ ve Batman dışında milletvekili çıkaramadığı tüm illerden yüzde 50 oranında oy kaybetti…
Araştırmacı Adil Gür’ün bile “CHP Doğu’da oy patlaması yapacak” dediği CHP, ne yazık ki yanlış politika ve söylemlerle bölgeyle arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi!..
Doğu’nun tek kazananı Kürt sorunu üzerinden kendini CHP’ye yamayan Sezgin Tanrıkulu oldu!..
O, medyadaki işbirlikçilerinin desteğiyle yalnızca kendisini kurtarırken partisini Doğu’da çökertmekten ileri gidemedi!..
ZOR GÜNLERE DOĞRU!..
Aydınlık’ın dünkü manşetinde yukarıdaki başlık vardı… Evet, gerçekten seçmen AKP’yi tek başına Anayasa’yı değiştirecek güçten mahrum bırakırken Türkiye’yi çok ciddi bir dönemece tıkadı…
AKP’nin önündeki sorun artık yalnızca Anayasa değişikliği değil, yeni Anayasa’yı hangi güçle değiştireceği meselesidir…
AKP, CHP’ye mi yanaşacak, BDP’ye mi, MHP’ye mi?..
MHP yeni Anayasa planının Türkiye’yi bölünmeye götüreceği endişesiyle AKP’ye direnç gösterecektir.
Hele, Türklük kavramının Anayasa’dan çıkartılması beklentisi ortada dururken MHP’yi işbirliğine çekmek hayli güç olacaktır…
BDP’ye gelince… Başbakan Erdoğan seçim öncesinde hem BDP hem PKK hem de Öcalan’a yönelik sert çıkışlarıyla aslında bu cepheyi de kendisinden uzaklaştırdı!..
Anayasa tartışmalarında işbirliğini tıkayacak gerekçe yalnızca bu değil!… BDP ve tabi ki İmralı’nın beklentileri de, AKP’yi ciddi biçimde sıkıştıracaktır…
Seçim öncesiyle ilgili “Biz olsaydık Öcalan’ı asardık” diyen Erdoğan, Öcalan özgürlük beklentisindeyken BDP’nin desteğini nasıl alacak?
Geriye bir tek CHP kalıyor..Seçim yenilgisinin ardından Anayasa değişikliği konusunda uzlaşmacı olacağı sinyalini veren Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi ve Kürt meselesi nedeniyle kilitlenecek bir tartışmanın ortasında acaba yeni kadrolarıyla nasıl bir duruş sergileyecek?..
Evet, 12 Haziran seçim sonuçları Türkiye’yi beklendiğinden de öte zor günlere götürecek!..
Yorum Gönder