Davaların geri çekilmesi iyi de sizce yeterli mi? - Mustafa Mutlu

Yaşı elverenler hatırlar; eski yıllarda seçimi kazanan partiler “genel af” ilan ederdi...

Bu “ulufe”yle cezaevleri boşalır, böylece beyaz sayfa açılmış olurdu.

Çok değil; genel aftan bir yıl sonra ise, tahliye edilenlerin yarısından fazlası yeni bir suç işleyip “yuva”ya dönerdi!

Günümüz iktidarları artık bunu yapmıyor.

Çünkü o suçluların canını yaktığı insanların tepkisinden, öfkesinden korkuluyor...



***


Dün AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik‘in açıklamasından öğrendik ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim sürecinde siyasetçi ve yazarlara açtığı davaları geri çekmiş...

Bunu, meşhur balkon konuşmasında söylediği “Gün hesaplaşma değil, helalleşme günüdür” sözlerini hayata geçirmek için yapmış...

Böylece başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere üç siyasetçi ile iki gazeteci de haklarında açılan davalardan kurtulmuş...



***


Bu jest, kuşkusuz ki olumlu bir adım... Yürekten desteklenmesi ve takdir edilmesi gerekir.

Tek sorun var:

Seçim döneminde uçuşan o küfürler, hakaretler, aşağılamalar ne olacak?

Tamam, hepsi geride kaldı, söylendi bitti de...

Bunlara tanıklık eden, etkilenen milyonların ruh hali de “sıfırlanacak” mı bu “af”la?



***


Temel bir doğa kuralı vardır:

Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de yok olmaz...

Tamam; küfür edilen, hakarete uğrayan kişiler bunları affedebilir, yaşanmamış sayabilir ve konuyu kapatabilir.

Ama bu, Türk siyasi hayatındaki “küfür ve hakaret” olgusunu ortadan kaldırmaz.

Eğer her şey iki kişi arasında yaşanmışsa affetmek, çok da iyi olur...

Ama tüm bu sözler milyonların önünde...

Yani meydanlarda, televizyon ekranlarında, canlı yayınlanan salon toplantılarında söylenmişse, işte o zaman konunun tarafı olan bir üçüncü kesim daha vardır:

Halk!

Bu durumda; o küfürlerden gerilen büyüklerden, hakaretlerden etkilenen çocuklardan, küsen komşulardan, selamı sabahı kesen dostlardan da özür dilenmesi gerekir!

“Çocuklara kötü örnek oluşturucu davranışları”, RTÜK eliyle cezalandıran bir siyaset anlayışının, karşılıklı küfürleşmelerin de “kötü örnek oluşturduğunu” bir çırpıda görmezden gelivermesi ve “beyaz sayfa” açması, o diyalogların yol açtığı yıpranmışlıkları ortadan kaldırmaya yetmez!



***


Tekrar söylüyorum; Başbakan‘ın kendisine yönelik kötü sözler için attığı bu adım son derece doğru...

Ama eksik!

Tamamlanması için; aynı adımı onun küfür ve hakaret ettiği herkesin de atması...

Hep birlikte ekranlara çıkıp, kol kola girip halktan özür dilemeleri...

Ve bir sonraki seçimde bu “düzeysizliği” asla tekrarlamayacaklarına dair söz vermeleri gerekir.



***


Yoksa bu iyi adım, seçim sonrası dağıtılan bir “ulufe” olmaktan başka bir anlam taşımaz!



***


KUTLAMA!

Dün Ankara’da aniden bastıran sağanak yağış 20 dakikada hayatı felç etti: Yollar ve alt geçitler sular altında kaldı, trafik kilitlendi, insanlar boğulmaktan zor kurtuldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi hemen devreye girdi ve vatandaşları zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları konusunda uyardı...

Eeee; bir belediye daha fazla ne yapacak ki?

Hem halkın yarısının oyunu almış bir belediyeyi, 20 dakikalık bir yağış yüzünden “Çalışmıyor” diye suçlamak demokrasiye yakışır mı?

Dünkü felakette vatandaşları trafiğe çıkmamaları için uyaran ve bu üstün çabalarından dolayı gönlümüzü bir kez daha fetheden belediye mensuplarını yürekten kutluyorum!



***


GÜNÜN SORUSU

YSK seçimden önce fazladan 17 milyon oy pusulası bastırmış, bunları seçim sandıklarına dağıtmış ancak bu oy pusulaları sandık kurulları tarafından hatalı oy kullanan seçmenlere verilmemişti... Sorum YSK’ya:

17 milyon pusulanın tamamı, tertemiz bir şekilde elinize ulaştı mı?



***


İşte ileri demokrasi!

Fethullah Gülen adına verdiği mesajlarla bilinen Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, seçim sonuçlarının sadece AKP’nin siyasi bir başarısı olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, “Sayın Erdoğan’ın ustalık döneminin ilk iki sınavı yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askerî Şûra çalışmalarıdır. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulmuş olacağız” demiş...



***


Devir değişti:

Cemaatler siyasi iktidarlara mesajlarını artık kamuoyunun gözü önünde açıkça verebiliyor ve “kabinede, askeri komutada koltuk” talep edebiliyor.

İleri demokrasi dedikleri buymuş demek ki!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget