Araftaki Lider - Ali Sirmen

12 Haziran 2011 seçimleri, AKP’nin tartışmasız başarısıyla sonuçlandı. AKP Cumhuriyet tarihinde ikinci kez, seçimle üst üste üçüncü defa iktidar oldu. Daha önce aynı başarıyı, Adnan Menderes’in DP’si 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde tekrarlamıştı.
Ama Tayyip Bey’in başarısı Adnan Bey’inkinden daha da parlaktır. Çünkü o aynı zamanda dokuz yıllık iktidar yıpranmışlığı olasılığına karşın oylarını da arttırmıştır.
AKP’nin bu başarısındaki ana etken, başka faktörlerin yanı sıra partinin muhafazakâr yapısının Türkiye’nin dokusuyla uyuşmasıdır.
Yukarıdaki tümce, bir eleştiriyi değil, bir gözlemi dile getirmektedir.
Ayrıca Türkiye’de kronik işsizliğe, kalkınmanın istihdam yaratmayan yapısına ve cari açık kırılganlığına karşın ekonominin iyi olması ya da kamuoyu tarafından öyle algılanması da, AKP’nin büyük başarısını sağlayan etkenler arasında kabul edilebilir.
Kuşkusuz seçimin AKP’den sonraki en başarılı kuruluşu, kendi bloku altında bağımsız etiketiyle Meclis’e 36 milletvekili sokan BDP oldu. BDP yüzde 10 barajı engelini de fiilen aştı ve 36 sandalye ile kıyaslanmayacak bir ağırlık kazandı.
BDP önümüzdeki dönemde siyaset sahnesinin baş aktörlerinden biri olacak.
***
Seçimde elde ettiği sonuç en çok tartışılan parti, hiç kuşkusuz CHP olacak. Çünkü bu partinin elde ettiği sonucu hem başarı olarak niteleyebilirsiniz hem de başarısızlık.
Bu durumda Kılıçdaroğlu cennetle cehennem arasında araftaki lider konumundadır.
CHP’nin önde gelen kurmayları, hiç değilse özel sohbetlerinde, yüzde 30 bandını kendileri için psikolojik bir eşik olarak kabul etmiş görünüyorlardı.
CHP, Kemal Bey’in genel başkanlığa ilk seçildiği günlerde, kamuoyu yoklamalarında aştığı bu eşiğin gerisinde kaldığına göre, Kılıçdaroğlu ve ekibinin aldıkları sonucun başarısız olduğunu söyleyecek olanların görüşlerini bir kalemde silip atmak mümkün olmayacaktır.
2011 seçimlerinden sonra en fazla çalkalanacak olan kuruluşun CHP olacağını söylemek kehanet değil. Kılıçdaroğlu’nun tasfiye ettiği ekip, eski mevzilerine dönmek için zaten pusudaydı.
Psikolojik yüzde 30 eşiğine varamamış olmasına karşın CHP’nin tümüyle başarısız olduğunu söylemek mümkün mü?
Doğrusu, insaf sınırlarını aşmadan bu soruya “evet” yanıtını vermek güç.
Parti Kemal Bey’in bir yıl gibi kısa sayılabilecek liderliği altında oy oranlarını hem yüzde 25’e ulaştırmış hem de ilerisi için umut ışığı yakacak değişim sinyalleri vermiştir.
Kabul etmek gerekir ki, Baykal dönemine oranla bir yenilik ve değişim rüzgârı esmektedir hiç değilse.
***
O değişim rüzgârının da her zaman yeterli ve doğru yönde olduğunu söylemek kolay değil.
Her şeyden önce, partide değişimin yalnızca liderin kişiliğiyle veya çevresindeki kadrodaki isimlerle sınırlı kalması çok anlam taşımıyor.
Çünkü Deniz Bey’in ne kendi kişiliği ne de çevresindeki kadro yetersizdi. Sosyal demokrat bir parti açısından yenilenmek, katılımcı, yarışmacı, yükselmenin liyakat esasına dayandığı demokratik bir örgütlenme modeliyle, tabandan tavana örgütlenmek, sorunların yerinde irdelenmesini sağlamak demekti.
CHP’nin geçmişine baktığınızda, her başarı döneminde bu modele az ya da çok uygunluk gösterdiğini görürsünüz.
Ama bu kez bu yapılamamış, yenilenme eksik ve güdük kalmıştır.
Bu yüzden, Kılıçdaroğlu ve ekibini suçlamak mümkün değil; çünkü önce referandum, sonra da 2011 seçimlerine yakalanmışlar, yenilenme hareketini tamamlayacak fırsatı bulamamışlardır. Bu fırsatı belki de ancak bundan sonra bulacaklardır.
Tabii eğer örgüt onlara bu şansı tanırsa.
Eğer bu şans kendilerine tanınırsa, geçmiş bir yıllık deneyimlerini değerlendirmek üzere, açılımı doğru yöne doğru yapıp yapmadıklarını bir kez daha gözden geçirmeleri de isabetli davranış olur sanırım.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget