Fransa millet meclisinin "Ermenisoykırımının inkârını suç sayan" öneriyi kabul etmesi üzerine kamuoyunda ve siyaset çevrelerindeki kimi tepkilerin yadırgatıcı ve Türkiye'nin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu belirtmek gerek.
Tabii ki,devletler arası ilişkilerde mütekabiliyet,yani karşılıklılık ilkesi esastır.Ama verilen tepkilerin ölçülü olması gerekir.Ölçüsüz tepki,tepkisizlikten beterdir.
Siyasette tepki "akıldan kaynaklanır" duygusal tepkilerin anlamı olmadığı gibi "zararı" yararından fazladır.Ne yazık ki,Türkiye'nin tavrı da çoğu zaman bu olmakta "komik" aynı zamanda da utanç verici sonuçlar doğurmaktadır.Nitekim,Fransa'nın Ermeni asıllı politikacılarından Patrick Devedjian,Deveciyan,rahatlıkla şunları söyleyebilmiştir.
- Türklerin tepkilerinden çekinmeyin.gürültü çıkarırlar,arkasını getiremezler.Bu açıklamaya yol açan gözlem doğru mudur yanlış mı,iyice bir düşünelim ve bu saptamadan dolayı kime kızacağımıza ondan sonra karar verelim.
***
Ermeni soykırımı iddialarının gündeme gelmesi,otuz yıldan önceye dayanıyor.ASALA cinayetlerini de kapsayan bu süre zarfında,hep reaksiyon göstermekle yetinen Türkiye,1915 olayları konusunda bir devlet politikası oluşturup,onu yeterli inandırıcı delillerle,belgelerle desteklemek yolunu tutamadı.Reaktif tavırlardan proaktif politikalara geçilmemesi yüzünden uğranılan zararda büyük oldu ve birçok platformda soykırım iddiaları kabul gördü.
Türkiye'nin soykırım yaptığını iddia edenlerin hedefi,1915'in yüzüncü yıldönümü.
O zamana kadar,daha üç yıl var.Eğer bu süreyi de sadece tepkiyle geçiştirmekle yetinirsek.2015'te bugünkünden de daha geride bir noktada olacağız.Şu anda kamuoyunda konuşulan tepkilerin bir kısmı uygulanabilir değil,bir bölümünün uygulanması halinde.Türkiye'nin uğrayacağı zarar.Fransa'nın uğrayacağı kayıplardan da büyük olacak,bir başka bölüm ise ırkçı ve utanç verici.Diplomatlık,özellikle Washington büyükelçisi olduğu dönemde,aktif politikacılık yılları sırasında.Ermeni soykırımı iddiaları ve 1915 olayları konusunda etkili çalışmalar yapmış bulunan emekli büyükelçi ve bundan önceki iki dönemde de CHP İstanbul Milletvekili olan Şükrü Elekdağ'ın ise Fransa'ya karşı uygulanabilecek.özgün bir politika önerisi var....
Sayın Elekdağ'ın daha önce de dile getirdiği ve son olayların ışığında bir kez daha güncelleşen önerisini kısaca özetlemek isterim.
Türkiye'nin iddianın taraflarından olan Ermenistan üzerinde yumuşak gücünü kullanarak etkili olması gerektiğini de söyleyen,o noktaya ileriki yazılardan birinde dokunacağım.Sayın Elekdağ,1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen Birleşmiş Milletler Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre,soykırım suçun tanımlandığını.suçun sabit görülebilmesi için,kanıtlanması gereken maddi ve manevi unsurların belirlendiğini,soykırımın olup olmadığına karar verebilecek olan merciin Uluslararası Adalet Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı olduğunu belirtmektedir.
Sayın Elekdağ'ın önerisi şudur.Türkiye Uluslararası Adalet Divanı'na iki hususun aydınlatılması için başvurmalı.Bunlardan birincisi Fransız parlamentosunun 1915 olaylarının soykırım olduğuna karar verme yetkisine sahip olup olmadığını sormaktır.Mahkemeden karara bağlanması istenecek ikinci husus da 1915 olaylarının.BM 1948 Sözleşmesi hükümleri ve "Kanunsuz suç olmaz" ilkesi gereği soykırım olarak kabul edilebilip edilemeyeceğidir.
Fransız parlamentosunun son kararı ve 2001'de kabul ettiği yasalar karşısında yapılması gerekenin bunlar olduğunu söyleyen Elekdağ'ın önerisinin uzman hukukçular ve diplomatlardan oluşturulacak bir heyete inceletip gereğinin yapılmasında yarar var .
Ali Sirmen/Cumhuriyet
Yorum Gönder