Eşbaşkanlar, Vatan Savunması Yapamazlar… - Ali Eralp

Batı emperyalizminin uydurduğu “Sözde Ermeni Soykırımı”na karşı çıkmak aynı zamanda bir vatan savunmasıdır.
Vatan savunmasını yapabilmek için ulusal niteliklere sahip olmak gerekir. Yurtsever olmak gerekir.
ABD’nin BOP eşbaşkanlığına soyunanlar daha baştan emperyalizmin uşaklığını kabul etmiş kimselerdir ve vatanımızı bölmek, parçalamak isteyenlerin yanında yer alıp ulusal niteliklerini yitirmişlerdir.
Bu nedenle vatan savunması yapamazlar. Yetkileri ellerinden alınmıştır. İzinleri kaldırılmıştır.
ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 7.8.2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan “Transforming The Middle East” (Ortadoğu’yu Dönüştürmek) başlıklı yazısında; Fas’tan Basra körfezine kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu vurgulamıştı.
Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmiş boy boy, renk renk ABD haritalarında Türkiye, Büyük Ermenistan ve Kürdistan bölgelerine ayrılıyordu. Parçalanıyordu. Yani Batı Emperyalizminin Sevr’de hedeflediği bölünmüş Türkiye, BOP planında bir kez daha uygulama alanına konmak isteniyordu.
AKP liderlerine bu görev 1997’lerde, daha AKP kurulmadan önce verilmişti.
AKP, hükümet olduktan sonra da ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’la 2 sayfa 9 maddelik gizli bir anlaşma üzerinde uzlaşma sağlamıştı. Bu anlaşma ile Kürt ve Ermenilere geniş haklar tanınıyor, Türk ordusunun eli kolu bağlanıyordu.
Vahdettin’ler, Damat Ferit’ler gibi emperyalizmle kan kardeşi olan ve gizli anlaşmalar yapan bu eşbaşkanlar şimdi “Soykırım yoktur” diyene hapis ve para cezası getiren Fransa’ya karşı bir takım önlemler almaya, halkın tepkisini azaltmak için bir takım kabadayılıklar yapmaya kalkışıyorlar. Yüksek perdeden bağırıp, çağırarak bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışıyorlar.
Büyükelçimizi geri çekeceğimizi, ekonomik ve siyasal yaptırımlar uygulayacağımızı ilan ediyorlar.
Arkasından da sokakta ağız dalaşı yapan küçük çocuklar gibi “Sen benim suçumu söylersen ben de senin suçunu babana söylerim…” diyorlar.
Yani Fransa’nın Cezayir’de uyguladıkları katliamı her yerde anlatacaklarını belirtiyorlar.
Palyaçoluk yapıyorlar.
Böylece Türklerin de Ermenilere karşı soykırım suçu işlediğini kabul ediyorlar.
Önce şunu belirleyelim: Fransa o yıllarda Cezayir’e saldıran emperyalist bir devlet konumundadır. Yabancı bir ülkeyi haksız, hukuksuz işgal etmiştir. ABD’nin Irak’ta gerçekleştirdiği gibi, milyonlarca suçsuz insanın canına kıymış, işkenceler yapmış; kadınların, kızların ırzına geçmiştir.
Saldırgandır. Zulmedendir.
Oysa 1915’lerde Türkiye vatan savunması yapmıştır. Bu arada Türkiye’ye saldıran emperyalistlerle birleşip bütünleşen ve Türk ulusunu arkadan bıçaklayan Ermeni çetelerine karşı da mücadele vermiştir.
Bu durumda Türkiye Mazlum ulustur. Savunmadadır. Sömürgecilere ve yandaşlarına karşı vatanını korumaktadır.
Onun için Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır ve ABD’nin BOP planının bir parçasıdır. BOP haritasının hayata geçmesinde önemli bir adımdır. O, Türkiye’yi bu yolla suçlayıp savunmasız, güçsüz bırakarak, ülkeyi parçalamayı hedeflemektedir.
Fransa, İsviçre, Hollanda ve benzeri ülkelerin arkasında yine Amerika vardır ve BOP eşbaşkanları da bu tertibin içerisindedirler.
Onun için, yaptırımları kesinlikle uygulayamazlar. Fransa’yı engelleyemezler.
2005’lerde Doğu Perinçek Ermeni soykırımı yalanına karşı çıktıdiye Lozan’da yargılanırken, o yıllarda Adalet Bakanı olan Cemil Çiçek, İsviçre Adalet Bakanı Blocher’e bu eylemlere karşı olduğunu belirtmişti. Bakan, bu gerçeği şu sözlerle ortaya koymuştu:
“Meslektaşım Türkiye Adalet Bakanı Cemil Çiçek duruşmalar sırasında buradaydı, görüştük. Kendisi bana Doğu Perinçek’in aşırı muhalifleri olduğunu belirtti. Türkiye hükümetinden ciddi bir tepki olmayacak.”
Yine aynı yıllarda Erdoğan da Kızılcahamam toplantısında, Nevzat Yalçıntaş’ı ve diğer AKP milletvekillerini “Siz nasıl Rauf Denktaş ve Doğu Perinçek’in arkasından yürürsünüz” diye azarlamıştı.
Oysa o sıralar, Lozan’da 2005 yılı 24 Temmuz günü, Hürriyet gazetesinin saptamasıyla 5 bin kişinin katılımıyla yapılan miting, karşısında İsviçre, “Soykırım kanunu”nu kaldırmak için komisyon kurmuştu.
Aslında AKP’nin ve CHP’nin Dersim çıkışları, Dersimli eşkıyaların isyanını Kemalist Cumhuriyetin bastırmasını bir katliam olarak nitelendirmeleri, Atatürk’ü ve onun dönemini suçlamaları, Başbakanın özür dilemesi, Fransa’nın cesaretini artırmış, bu yasanın meclisten geçmesine önemli katkılar sağlamıştır.
Şimdi tüm partilere ve liderlerine, yetkililerine, milletvekillerine bir öneri getiriyoruz:
Eğer paçanız sıkıyorsa ve yurtseverliğinizi kanıtlamak istiyorsanız Fransa’ya gidin. Toplantılar yapın. Mitingler düzenleyin. “Soykırım Yasası”nı tanımadığınızı ilan edin.
Yasayı ayaklarınızın altında çiğneyin.
Var mısınız?

Ali Eralp

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget