Pazar gecesi balkona çıkıp konuşan, yabancı basına göre “Türkiye’nin sultanı”, kimilerine göre “dünya lideri” olan, kendisini kıskananlara “nanik” yapan, ardından “şimdi beyaz bir sayfa açtık” diyen konuşan, ABD ve AB ülkelerine çaktırmadan “sizinle birlikteyim” mesajı veren Erdoğan bakalım bundan sonra ne yapacak?
Bana sorarsanız bildiğini okuyacak, “başkanlık sistemine geçişin yolunu” arayacak, olmadı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak...
12 Haziran öncesi alanlarda esip gürleyen, “Aleviliği” diline dolayan, Erzurum’da “Türk-İslam sentezi”, Güneydoğu’da “Kürt-İslam sentezi”ni kullanıp, alkışları aldıkça öfke seline dönüşen Erdoğan, bakalım toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak mı?
Benim pek umudum yok!
Demek ki yurdumun insanı tüm bunlara karşın Erdoğan’ı seviyor...
Hopa’dan İzmir’e, Eskişehir’den Van’a dek iki kişiden biri AKP’ye oy veriyor.
***
Türk milliyetçiliğini “Türk-İslam sentezi”ni kullanarak MHP’nin elinden alan; Kürt milliyetçiliğine, “Kürt-İslam sentezi”ne vurgu yaparak BDP’yi sarsmaya çalışan; Şanlıurfa’da aşiretlere, toprak ağalarına rest çekerek eskilerin yerine yenileri koyup 12 milletvekilinden 10’unu kazanmayı başaran bir lidere şapka çıkartılmaz da ne yapılır?
Bir siyasal parti 2002’de yüzde 35, 2007’de yüzde 47, 12 Haziran 2011’de yaklaşık yüzde 50 oranında oy alıyorsa, bunun nedenini CHP’nin ve MHP’nin düşünmesi gerekir.
Kütahya’da siyanür havuzu çöküyor ama halkın yüzde 65’i oyunu AKP’ye veriyor... Denizli’de tekstil sanayii tükeniyor, binlerce kişi işsiz kalıyor, kırsal kesim inim inim inliyor ama AKP sandıktan birinci parti çıkıyor...
Bursa’da öyle, Eskişehir’de öyle... İstanbul’da, Ankara’da, Kars’ta, Erzurum’da, Isparta’da, Antalya’da öyle...
Hani AKP gidiyordu, CHP oyunu en az yüzde 38’lere taşıyordu?..
Bazı dostlar şöyle diyordu bana:
“CHP iktidara yürüyor...”
Yanıtım şu oluyordu:
“Örgütleri çalışmayan, milletvekili adayları, üst düzey yöneticileri keyif çatan bir parti oyunu nasıl yüzde 38’lere taşıyabilir? Bir dönem solun kalesi olan Zonguldak’ta niçin bir maden emekçisi birinci sıraya konulmadı?”
***
Siyasal partilerde disiplin vardır... Bunun adına “parti içi disiplin” denir...
Peki bu disiplin CHP’de var mıydı yok muydu?
Yoktu!
Seçim gezim sırasında tanık oldum... İlçe başkanları olsun, milletvekili adayları olsun, doğru dürüst bir seçim çalışması yapmıyordu.
Tüm yük Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerindeydi... MYK üyeleri, genel başkan yardımcıları seçilecek sıralara konulmuştu.
Hepsi nasıl olsa milletvekili seçilecekti...
Ön seçim yapılan kentlere bir bakın, CHP oralarda oyunu nasıl arttırmış... Denizli’ye, Aydın’a, Muğla’ya, Çanakkale’ye...
Bugüne dek iki milletvekili çıkaran Balıkesir’de üç milletvekili çıkarmış CHP... Bursa’da 5...
Çünkü örgütler ve adaylar iyi çalışmış.
***
AKP merkez sağ oyları kendisine çekti, MHP kasetlerle yıpratıldı...
Peki MHP halka umut verdi mi, vermedi mi?
Salt Türk milliyetçiliğiyle bir yere varılmıyor... Üreteceksin, halka umut vereceksin...
AKP’nin dağıttığı “yalancı umut” mu değil mi?
Öyle görülse de halk şunu söylüyor:
“AKP giderse daha kötü duruma düşeriz. Borcumuz, harcımız var, sonra ne yaparız? Hastanelerde tedavi olabilir miyiz?”
Günübirlik yaşayan bir toplum böyle düşünür...
Yurttaşlık bilinci gelişmeyen bir toplum olduğumuzu unutuyoruz... Düşler kurarak yaşamayı seviyoruz...
AKP niçin yüzde 50 alıyor, 9 yıllık iktidarında yıpranmasına karşın?
***
İzmir’de CHP 13, AKP 11, MHP 2 milletvekili çıkardı... 2007’de MHP 4 milletvekili çıkarmıştı İzmir’de...
Hem CHP hem de MHP bunu oturup konuşmalı ve sonra şu soruyu sormalı:
“12 Eylül faşizminin ürünü olan Seçim Yasası ve Partiler Yasası... Yüzde 10 barajı hâlâ yerli yerinde duracak mı? Parti içi demokrasi ve disiplin işleyecek mi işlemeyecek mi?”
Yorum Gönder