1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan anayasa bu referandumda 1 milyon 626 bin 431 seçmenin “hayır” oyuna karşılık, 17 milyon 215 bin 559 seçmenin “evet” oyuyla kabul edildi...
Ben o 1 milyon 626 bin 431 seçmenden biriydim...
Zarflar şeffaftı, “ret” oyu verenlerin tutuklanacağına dair bir kampanya yürütülüyordu; buna rağmen korkmamıştım oyumu kullanırken...
Üstelik gençtim, üniversitedeydim ve hedeftim!
Sonuçlar açıklandığında da asla “Kaybettim” diye düşünmedim...
Hep, “Kaybettik” dedim; üzüldüysem ona üzüldüm!
O günlerde 21 yaşındaydım ve “toplumdan ayrı düşme”nin ne demek olduğunu ilk kez o referandumda anladım.
Aradan 30 yıl geçti ve ben genellikle “azınlık”ta kaldım...
İktidardaki güçler kimi zaman milliyetçi duyguları kullandı, kimi zaman dini-imanı...
Ve her zaman büyük kalabalıklara ulaştılar...
İşin ilginci; o gün darbe anayasasına yüzde 91,37’yle “evet” diyen 17 milyon 215 bin 559 bin seçmenin en az 10 milyonu bugün hâlâ hayatta...
Ve onlar geçen 12 Eylül’de de “Darbecileri yargılayacağız” diyen bir iktidara destek verdi...
Benim 30 yıl önce 21 yaşındaki bir yeni yetme olarak gördüğüm gerçeği, onlar 30 yıl sonra gördü...
Belki yine görmediler ama bu kez içinde bulundukları geniş kesimler, onları bu yöne sürükledi...
Bunları neden mi anlatıyorum?
Son seçim sonuçlarından duydukları zafer hissini, bana hakaret ederek kutlamak isteyen 15-20 arkadaş belirdi internet ortamında...
Aralarında işi terbiyesizliğe vardıran ve sokak çocuğu tavrında, “Nasıl geçirdik” diye sataşanlar bile var...
Gururla söyleyebilirim ki; hiçbir seçimde verdiğim oydan pişmanlık duymadım...
30 yıl önce onayladıkları anayasayı, bugün tu kaka ilan edenler gibi kıvırmadım...
Ne düşünüyorsam onu yazdım, söyledim...
Gerekiyorsa meydanlara çıktım, bu ülkenin onurlu insanlarının ardından gözyaşı döktüm.
Hiçbir partinin kulu kölesi olmadım, hiçbir lidere biat etmedim.
Gittiğim her yerde de “kendisinin sesi” olarak karşılandım ve sunuldum.
Ve hiçbir seçimden sonra kişisel bir “kaybetmişlik” hissine kapılmadım.
Sadece göz göre göre yapılan yanlışlara, çıkmaz yola girilişine, kaybedilen zamana üzüldüm.
Kendi adıma üzülmeyi bırakın; seviniyorum bile...
Çünkü otuz yıl önce bu ülkede sadece 1 milyon 626 bin 431 kişiydi benim gibi düşünenler...
İçeridekilerle, oy kullanamayanlarla birlikte en fazla 2 milyon kişiydik yani...
Bugün ise onlarca milyonuz...
O yüzden bana “Nasıl da geçirdik” diye küfür mail’i gönderenlere sadece şu yanıtı veriyorum:
“Tamam, geçirdiniz de... Kime geçirdiğinizi zaman gösterecek...”
BAYKAL!
Deniz Baykal, genel seçimlerde partisinin oy oranının yüzde 26’da kalmasından rahatsız olmuş ve Kılıçdaroğlu’nu sert bir şekilde eleştirmeye başlamış...
Kendisine basit bir sorum var:
CHP yüzde 30’a ulaşmayı hedefliyordu, yüzde 26’da kaldı. Onca yıl Genel Başkanlık yaptınız.
Sizin liderliğinizdeki CHP’nin seçimlerde aldığı en yüksek oyu söyler misiniz?
GÜNÜN SORUSU
Erdek’ten kalkıp Avşa, Paşalimanı ve Marmara adalarına kalkan büyük gezi motorlarında; yıllardır her limana giriş ve çıkışta 10. Yıl Marşı çalınırdı... Bu, hoş bir gelenek haline gelmişti. Duydum ki Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Aysan, halkın yoğun talebine karşın bunu yasaklatmış... Sorum kendisine:
Neden?
‘İzmir’de fark kapandı’ diyenlere ilginç bir öneri!
Bazı yorumcular İzmir’de seçimleri sanki AKP kazanmış gibi bir rüzgâr estiriyor...
İzmirli yazar dostum Feyzi Hepşenkal bu yorumu yapanlara önce bilgi veriyor, sonra da bir öneride bulunuyor:
“2007’deki genel seçimde İzmir Birinci Seçim Bölgesi’nde CHP ile Ak Parti arasındaki oransal fark 3,54 puandı. Oy farkı da 37 bin 554.
12 Haziran 2011’de CHP ile Ak Parti arasındaki oransal fark 5,95 puana; oy farkı da 72 bin 936’ya çıktı. Bölgede 2007’de iki partinin oy oranları arasındaki fark 6,44 puandı, 2011’de 7,89 puan oldu. Oy farkı 66 bin 141’di, 101 bin 715’e çıktı. ‘Neden daha başarılı olamadı, niçin 2009 yerel seçimlerindeki oranlara ulaşamadı’ diye; CHP’yi yerden yere vurabilir. Hiç itirazım yok. Ama iki genel seçim arasındaki farklara baka baka, ‘Ak Parti İzmir’de kazandı’ veya ‘İzmir’de fark kapandı’ falan diyen olursa... İşte onlar...
Yorum Gönder