Kılıçdaroğlu başarılı mı, başarısız mı? Günün tartışmasına biz de bir yanından girelim...
Kılıçdaroğlu’nun başarılı yanları vardır... Çünkü...
Liderliği ele alalı henüz bir yıl olduğu halde dev bir rakiple başa baş mücadele etti. Laf yarışında ondan aşağı kalmadı. Meydanlarda barışçı, sakin bir üslup geliştirdi. 81 ili dolaştı, ayak basmadığı yer kalmadı. En önemlisi CHP’yi iktidara aday bir parti kimliğine soktu.
Gelelim başarısızlık noktalarına...
Kılıçdaroğlu’nun kadrosu ve programı ülkeyi yönetmeye yeterli değildi. Yamalı bohçayı andıran kadrosunda her kafadan bir ses çıkıyordu. Programı ayaküstü hazırlanmış intibaı veriyordu. Hiç kimse “Bu kadroyla bu ülke yönetilir” diyemedi. Kılıçdaroğlu seçimde genellikle tepki oylarını toparladı.
Kemal Bey’in göreve gelir gelmez ilk işi yeni bir kurultay düzenleyerek iktidar programı hazırlamak, bu programa uygun kadroyu oluşturmak olmalıydı. Bunu yapmadı.
Kılıçdaroğlu’nun kafasında CHP’nin klasik felsefe ve ilkelerine uymayan bir program mevcut. CHP’nin mevcut programından farklı şeyler söylüyor. Temel konularda söyledikleri mevcut programa aykırı düşüyor. Ulusal duyarlıklar yok onun programında.
O yüzden partide yeni bir kurultaya ihtiyaç var. Hem tabanın hem tavanın üzerinde ittifak edeceği bir program hazırlamalı CHP... Sonra da hem yönetim hem örgüt o programa uygun politikalar ve kadrolar geliştirmelidir. Bir kurultay yapılmazsa mı? Parti “altı kaval üstü şişhane” bir görünümle yola devam zorunda kalır.
Öğretmenlerimiz...
Atatürk’ün, “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” dediği... Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin durumu nedir? Eğitim - İş Genel Başkan Vekili Levent Akça dün düzenlediği basın toplantısında 495 öğretmen üzerinde yaptıkları anketin sonuçlarını açıkladı...
Çocuklarımızı eğitsinler diye teslim ettiğimiz öğretmenlerimizin yaklaşık üçte biri “eğitici formasyonu”ndan yoksunmuş. Okullarının derslikler ve eğitim materyalleri açısından yeterli olduğunu düşünenlerin oranı sadece yüzde 6... Aldıkları maaşı yeterli bulanların oranı yüzde 4... Çocuk yardımı, ek ders ücretleri ve yollukların yeterli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 2 ile 4. Lojman ve kira desteğini yeterli bulanların oranı ise yüzde 0. Yazıyla; sıfır.
Öğretmenlerimiz neden bu kadar mutsuz? Buyurun Levent Akça’nın verdiği bazı rakamlara:
“İşe yeni başlayan iki çocuklu bir öğretmenin maaşı 1.453 lira. 13 yıllık öğretmenin aldığı para 1.620 lira, 25 yıllık öğretmenin eline geçen ise 13 yıllık öğretmeninkinden sadece 150 lira fazla.
Öğretmen hastalanır da bir günlük rapor alırsa 7 saatlik ders ücreti kesilir. İki günlük rapor alırsa 14 saatlik, yani bir haftalık ders ücreti kesilir. Bu nedenle öğretmenlerimiz hastalandıklarında kolay kolay rapor almazlar, derslere hasta hasta girerler.”
Ek ders ücretinin saati ne kadar mıymış? Sıkı durun: 7 lira 31 kuruş.
Diyelim bir öğretmen hastalandı. Tedavi için başka bir şehre gönderildi. Devletin bu öğretmene yeme, yatma, içme karşılığında verdiği günlük harcırah ne miymiş? Sımsıkı durun: 29 lira.
Kaleci
Neden herkes CHP’ye yükleniyor, diye sormuş bir okurumuz.
Kendisine bir fıkrayla yanıt verelim.
Takım maçı 5 - 0 yenik bitirmiş. Antrenör burnundan soluyor. Oyuncular üzgün. Antrenör birden yerinden kalkıyor, bir köşede kendi halinde oturan yedek kaleciyi yakalıyor, yer misin yemez misin başlıyor yumruklayıp tekmelemeye.. Kaleci şaşkın... Bir ara yumruklardan kurtulup soruyor:
- Yahu hocam benim ne kabahatim var, ben oynamadım ki...
- İşte onun için dövüyorum ulan, diyor antrenör, sen form tutup oynasaydın biz bu golleri yemezdik...
İngiltere’de bir doktor Başbakan Cameron’ı hastaların yattığı odadan kovmuş.
Gayet normal, çünkü İngilizler başbakanları olağanüstü kişiler olarak görmezler...
Haldun Ertem
Gökalp
Ziya Gökalp 1958 yılında yayımlanmış “Türkçülüğün Esasları” kitabında (S.34) bakınız ne diyor:
“Bu milletin yakın bir zamana kadar kendine mahsus bir adı bile yoktu. Tanzimatçılar ona: ‘Sen yalnız Osmanlısın. Sakın başka milletlere bakarak sen de milli bir ad isteme. Milli bir ad istediğin dakikada Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına sebep olursun’ demişlerdi. Zavallı Türk, vatanımı kaybederim korkusu ile , ‘Vallahi Türk değilim’ demeye mecbur edilmiştir.”
Şimdi gidiş tekrar oraya... Milletten ümmete... Tabii eğer millet adının çalınmasına “evet” derse...
CHP’li Gürsel Tekin, “Yanıldık, biz de
insanız” demiş.
Eee, ufak “atsaydın” yanılmazdın!
Fahrettin Fidan
Çılgın!
Çok değil on gün önce Tayyip Erdoğan Ankara’ya ilişkin dudak uçuklatan “çılgın proje”ler açıklamıştı: Ankara uzay ve savunma sanayi merkezi olacaktı... Çok büyük bir hayvanat bahçesi yapılacaktı... Yeni bir stadyum inşa edilecekti... 10 kadar hastaneden oluşan büyük bir sağlık kompleksi oluşturulacaktı, vs...
Peki, dün Ankara’da neler mi oldu? Biraz fazla yağmur yağınca altgeçitleri sular bastı. Arabalar sulara gömüldü, insanlar boğulma tehlikesi atlattı. Balıkadamlar suların altından insan kurtarmak için seferber oldu.
Ankara Belediyesi, bu olay üzerine bir açıklama yaptı. Ne mi dedi? Akşama doğru yağmurun daha da artmasının beklendiğini bildirerek Ankaralılara evlerinde oturma çağrısı yaptı.
Ankara’ya yayın yapan özel radyolar da evlerini su basanlara “Üst katlara çıkın” çağrısında bulundu.
Öncelikle aklı başında bir proje yapılsa da... Yağmur sularının Ankara’yı basması önlense... İyi olmaz mı?
Yorum Gönder