HERKES şaşkın. Başta medya ve ardından bütün toplum. “Ne çabuk birbirine girdi CHP’liler” diye soran sorana. Oysa, bu ilk ve hemen beklenen doğal patlamaydı. Büyük patlama, başka biçimde, daha sonra gelebilir.
Şimdiki genel seçim sonucuna ilişkin. Kılıçdaroğlu ve takımı eleştiriliyor.
Ama, eğer bir başarısızlık veya yetersizlik varsa ortada, ki var, suç, kabahat, en azından kusur, iki takımdadır. Birinin öbürünü suçlamaya hakkı yok.
Yıllardır, hatta Baykal öncesinden beri, bir konuyu söylemekten dillerde tüy, yazmaktan kalemlerde mürekkep, bilgisayarlarda pil ve “şarj” bitti, sabırlar tükendi. Neydi bu? Devrimci Cumhuriyete direnip diklenen karşıdevrimciliğin karşısında iyi düşünülen, kademelendirilen, sağlam örülen, yasal koşullara uygun olarak birlikte kadrolaştırılan, yeterli eğitilen bir “cumhuriyetçi birliktelik” çok daha önceden oluşturulmalıydı. Seçim dönemi geldiğinde, son olayda BDP’lilerin başardığı ve İşçi Partisi’nin uygulamaya çalışıp başaramadığı modelin tersine, bireysel adaylıklarla değil, bütün illerde partilerin ortaklaşa tek listeleriyle, yani geçen seçimde CHP ile DSP’nin uyguladıkları modelle seçimlere girme yöntemi izlenebilirdi. Öyle bir girişimi hazırlamaya, gerekli çağrıları yapıp kıdemli sıfatıyla uzlaşmaları sağlayarak ortak adayları içerecek tek listeye öncülük etmek, birlikteliğin en büyük partisine, ana muhalefet partisine düşerdi.
Bu model, bir tek kalıbın içine doluşarak itişip kakışmak, sonra da açıkta kalmak ya da aynı kalıbın içinde mumyalaşmak anlamına gelmeyecekti. Ortaklaşa elde edilecek cumhuriyetçi başarı, sonraki ortamı iyi değerlendirmeye ve herkesin kendi cumhuriyetçilik tarzına yeniden dönmesine olanak verecek kadar akılcı ve hakça olacaktı elbette. Uygarca davranışlarla çözülürdü sorunlar.
Ama, başarılamadı. CHP, çok yanlış, haksız ve izansız bir tutumla bu düşünceyi bir çeşit bir hazıra konma, kendi oluşturduğu bir siyasal kuvvetin hazırına konma biçiminde neredeyse bir arsızlık olarak yorumladı ve iktidar iddiası taşıyan büyük birlikteliğin etkili propaganda gücünü göremedi.
İşte şimdi, sayıca neredeyse ikiye katlanmış bir AKP iktidarına muhalefet etme görevini yüklenmiş bir CHP var ortalıkta. Bütün umut, o iktidarın artık karşıdevrimci olmaktan vazgeçip akıllı uslu bir “merkez partisi”ne dönüşmesine bağlanmış gibidir. Yani, Atlantik ötelerinden Washington-Pennsylvania karışımı bir yeşil ışığın yakılmasına.
Cumhuriyetçilik, bu olaya seyirci kalmayı ve tutarlı bir demokratik patlama yaratmadan durmayı kendi özündeki devrimciliğe yakıştıramaz.
Yorum Gönder