Başbakan Erdoğan‘ın “Bıçak kemiğe dayandı” şeklindeki çıkışının ardından,
PKK, hem askeri hem de siyasi olmak üzere iki taraflı olarak kumpasa alındı…
Yandaş medya da Kürt hareketinin her eylemini deşifre ederek kumpasın daraltılmasına katkı sunuyor!..
PKK’nın Avrupa’daki dernekleri, örgütün para kaynakları, BDP yöneticilerinin belediyelerden aldığı ihaleler ve PKK’dan kaçanların ifadeleri, her gün yandaş medyanın manşetlerini süslüyor!..
Tüm bunlara PKK’ya yönelik 1 aydır devam eden hava bombardımanını, hazırlığı süren kara müdahalesini ve son olarak 15 gün önce başlayan KCK operasyonlarını da eklerseniz kumpasın giderek daraltılacağı anlaşılıyor!..
BDP-PKK çizgisi ise cezaevlerinde bulunan bin 500 civarında KCK tutuklusunun serbest bırakılmasını beklerken, son 15 günde 300′den fazla yandaşın gözaltına alınmasının şaşkınlığını yaşıyor!..
Diğer taraftan Adullah Öcalan’ın 70 gündür avukatlarıyla görüştürülmemesini de unutmamak gerekiyor…
Ancak tüm bunları alt alta yazınca şu önemli soru gündeme geliyor; hükümet, PKK liderinin yanı sıra örgütün Kandil ve Avrupa’daki temsilcileri ile bile görüşürken KCK’yı niçin kıskaca alıyor?..
Üstelik KCK dediğiniz yapı aslında PKK’nın ta kendisi!.. Hatta bu yapı, PKK’nın yanı sıra Kürt hareketinin tüm legal ve illegal birimlerinin de çatı örgütlenmesi!..
Kürt hareketinde 30 yıldır görülmeyen tuhaf ve şaşırtıcı bir süreç yaşanıyor!..
AKP iktidarı, 12 Haziran seçimlerinde başarı kazanınca bu sürece karşı taktik değiştirdi!..
PKK’nın son günlerde sivilleri hedef almasının tek nedeni ise şiddet eylemlerini yoğunlaştırarak bu taktiğe ters takla attırmak!..
Sonuçta kan ve kaos ikileminde, devletle PKK arasında yalnızca silahlı mücadele sürmüyor,psikolojik harp de giderek yoğunlaşıyor!..
İmralı’nın Kesilen Yoları!..
Ankara ile İmralı arasındaki diyalog köprüsü çökünce Öcalan’a yönelik uygulamalar da sertleştirildi. Dedik ya, PKK lideri neredeyse 70 gündür avukatlarıyla konuşamıyor!..
Yani aslında AKP iktidarı, İmralı’yı ablukaya alarak yalnızca PKK’nın hafızasına müdahale etmedi bu “tecrit” yönetemiyle örgütün pusulasına da çok ağır bir darbe vurdu…
Düşünebiliyor musunuz, MİT’le bile oturup sohbet eden Öcalan , haftalardır avukatlarının yüzünü göremiyor!..
Son 2 adır hem Kandil’de kuşatılan hem de siyasi birimleri çember içine alınan örgüt, İmralı’dan öneri ve talimat alamayınca strateji de geliştiremiyor!..
Yani dağdaki PKK; ne Avrupa’daki ne Türkiye’deki ve ne de İran, Suriye ve Irak’taki kollarının nereye uzanacağı konusunda haritasız dolaşıyor!..
Diyalog, terör, kaos ve kıskaç çemberinde körü körüne yürümeye çalışan Kürt hareketi ise“tecrit” olarak nitelendirdiği avukat ambargosunu etkisiz kılmak için çabalıyor.
Örneğin, İmralı Adası’nın da bağlı olduğu Bursa’nın Gemlik İlçesi’ne yönelik, onbirlerce kişinin katılımıyla bir yürüyüş planlanıyor.
BDP ve KCK’nın amacı, Öcalan üzerindeki disiplin baskısını kaldırmak ve avukat görüşmelerini yeniden başlatmak!..
Son günlerde yoğunlaşan KCK operasyonlarını da işte bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor!..
AKP iktidarı, KCK’nın üzerine yalnızca bu birimin BDP’li belediyeler ve PKK’nın kent yapılanmasıyla bağlantısı yüzünden gitmiyor!..
İktidar, Öcalan’la ilgili yapılması planlanan Gemlik yürüyüşünün altyapısını çökertmek için de KCK’yı hedef alıyor.
Bakalım Kürt hareketi bu gözdağından nasıl etkilenecek?..
9 Ekim’in Amacı!..
Peki, ciddi güvenlik sorunlarına yol açmasından da endişe edilen yürüyüşü kimler planlıyor?
AKP’yi korkutan bu protesto yürüyüşünün ardında aslında hangi gruplar var?..
Cezaevindeki PKK ve KCK tutuklularının ailelerince kurulan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TU-HAD-FED), Gemlik’te planalanan protesto yürüyüşünü organize etmeye çalışıyor.
Ancak destekçisi gibi görünseler de aslında yürüyüşün ardında Demokratik Toplum Konresi (DTK)ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) var…
Yine Kürt hareketini destekleyen bazı sivil toplum örgütleri de yeni bir “intifada” provasını başlatacak olan bu yürüyüşe destek verecek.
Peki yürüyüş niçin 9 Ekim‘de planlanıyor?..
TUHAD-FED, yürüyüşün etkili olabilmesi için, Öcalan’ın 1999′da Suriye’den çıkarıldığı gün olan 9 Ekim’i seçti.
Federasyon, ilk kez kapsamlı şekilde yapmayı planladığı bu yürüyüşe 1000 kişinin katılımını hedefliyor!..
Ancak anlaşılıyor ki “Öcalan’a Özgürlük” adı verilen protesto ve yürüyüşü, KCK’ya yönelik operasyonlarla iyice riske girecek!..
Türkiye’nin çeşitli kentlerinden 8 Ekim’de harekete geçecek olan grupların 9 Ekim’de Gemlik’te toplanmasını planlayanlar amaçalarına ulaşabilecekler mi?..
Gerçek olan şu ki hem sınır ötesi hava saldırıları hem de KCK’ya yönelik operasyonlarla başlayan iç siyasetteki gerginlik 9 Ekim’de zirveye çıkacak!..
Kürt hareketi belli ki 9 Ekim’den sonra da gerginliğini arttırarak AKP’yi sıkıştırma politikasınıİmralı üzerinden yürütecek!..
Çünkü yapılan çok sert açıklamlardan anlaşılıyor ki ne PKK ne KCK ne de BDP, devletin diyakog adına verdiği tavizden geri dönmesine tahammül etmeyecek!..
Mehmet Faraç/AYDINLIK
Yorum Gönder