Ülkemizde meydana gelen bir olayla ilgili kurumların, onların temsilcilerinin yaptığı açıklamalar, gönderilen belgeler arasındaki farklılıklar ciddi bir güven bunalımımın doğmasına da yol açıyor.
Cizre’de 14 Şubat 1994’de bir ceset bulundu. Bu kişinin de Albay Temizöz tarafından öldürüldüğü öne sürüldü. Temizöz ise savunmasında,
“Ben 7-16 Şubat 1994 tarihleri arasında NATO Görev Başı Eğitimi kapsamında Belçika, Fransa ve Lüksenburg ve Hollanda’daydım. Orada olup olmadığımın Genelkurmay Başkanlığı’na sorulmasını arz ediyorum” dedi.
Jandarma “yok” demişti
Mahkeme, Temizöz’ün giriş-çıkış tarihlerini Emniyet’e sordu. Emniyet Genel Müdürlüğü, belirtilen tarihlerde Cemal Temizöz’ün yurtdışına çıkış-giriş kaydının olmadığını bildirdiğinde, Temizöz bunu normal karşılamıştı. Çünkü, yurt dışı tetkik gezisine NATO Seyahat Emri ile gittiğini biliyordu ve bu yüzden durumun Jandarma Genel Komutanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’ndan sorulması gerekirdi.Jandarma Genel Komutanlığı Adli Müşavir Hakim Albay Gazi Koçer imzasıyla mahkemeye gelen yazıda “Cemal Temizöz’ün şahsi dosyasında belirtilen tarihlerde NATO görevinde olduğuna ilişkin bir belge ve bilgiye ulaşılamamıştır” deniliyordu.
Jandarma Genel Komutanlığı, Albay Temizöz’ü yalanlıyordu. Böylece Temizöz hem mahkeme önünde hem de kamuoyu önünde yalancı durumuna düşmüştü.
Bir de Temizöz’ü dinleyelim
Temizöz, “Önce neden bu NATO görevine ilişkin bilgi ve belğeye ulaşılamadığına” ilişkin değerlendirmesini mektubunda şöyle yazıyor;“Olayın üzerinden tam 17 yıl geçmiş. Bu sürede bende emekli oldum. Ancak şahsi dosyam halen Jandarma Genel Komutanlığı’nda muhafaza edilmektedir. Bir şekilde buna ait belgeler şahsi dosyama konmamış olabilir. Ancak örneğini mahkemeye sunduğum belgeleri sahte olarak ben mi ürettim? Genel Kurmay Başkanlığınca, görevde başımıza koordinatör olarak görevlendirilen Kurmay Binbaşı Rauf Altınok ile diğer 9 TSK personelini ne yapacağız? Bunlarda mı ‘gitmedik’ diyecekler. Nitekim bu hususta Mahkemede söylediklerim doğru çıkmadığı takdirde, ‘sahte evrak düzenlemek ve mahkemeyi yanıltmaktan’ kendimle ilgili de “suç duyurusunda bulundum.
Soru, Genelkurmay’a sorulsaydı
Bu sorunun sorulduğu Jandarma Genel Komutanlığı, eğer Genelkurmay Başkanlığına sorsaydı, bu kayıtlara ulaşması mümkün olabilirdi. Tüm kayıtlar yok edilse bile Milli Savunma Bakanlığı 1 no.lu Merkez Saymanlığı tediyelerinde harcıraha ilişkin kayıtların bu süre içerisinde imhası hukuken mümkün değildir. Sadece ‘baktık, bulamadık!’ mantığıyla verilen bu cevapla şimdilik ben, gerçeğin ortaya çıkmasıyla TSK zor durumda kalmayacak mı?”Emekli Albay Cemal Temizöz’ün ulaştığı belgelerle ilgili Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Bu belgeler doğru mu, sahte mi?” diye araştırma yapması gerekmiyor mu? Temizöz, kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğuna göre, Jandarma Genel Komutanlığı’nın o belgede adı geçen Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı personelinden İbrahim Çiçeksiz, Mustafa Özertem, Mehmet Kaş, Kaşif Çelik, Oktay Akçakmak, Ferit Ildırar, Erdin Elmas, Hüseyin Taşdemir, Şakir Akbulut, Rıdvan Alptekin’e “7-16 Şubat 1994 tarihleri arasındaki NATO gezisine o dönem Yüzbaşı rütbesinde olan Cemal Temizöz de sizinle birlikte katıldı mı?” sorması gerekmiyor mu?.
Bir mensubu tutuklanıyor, o kişi ”ben yurtdışındaydım” diyor ve belgeler sunuyor. Temizöz’e göre, Jandarma Genel Komutanlığı,yeterli araştırmayı yapmadan mahkemeye cevap yazmış. Böyleyse gerçekten çok yazık…Tutuklu komutanın sunduğu belgeleri askeri birimler incelemeli, o geziye katıldığı belirtilen kişilere bu durum sorulmalı.
Kime inanacaksınız?
NATO tetkik gezisine katılan askerlere anlaşmalar gereği “Geçici NATO seyahat emri” belgesi düzenlenir. Her görev için her personele ayrı ayrı düzenlenir. Görev dönüşünde bu belge mutlaka personelden geri alınır. Dolayısıyla bu belgenin askerin şahsi dosyasında bulunması fiziken mümkün değil. Temizöz de işte bunu duyurmaya çalışıyor.Yalnız bu olay değil, son dönemlerde hemen her olay için ayrı belgeler, ayrı raporlar, farklı açıklamalar oluyor. İnsanlar kime inanacağını şaşırmış durumda. Jandarmanın, bir eksiği varsa, düzeltmesi de görevidir. Tutuklu bir komutanın feryadını mutlaka duyacaklardır…
Saygı Öztürk/SÖZCÜ
Yorum Gönder