İzmir’de Neler Oluyor - Emin Çöleşan Köşe Yazısı


CHP İzmir milletvekili adayı, Sağlık Bakanlığı eski müsteşarı Aytun Çıray’dan dün aldığım bir e-posta mesajını sizlere aynen iletiyorum. Seçime İzmir’de bile nasıl bir ortamda girdiğimizin göstergesidir.
“Sevgili Emin ağabey,her zaman ki gibi bugünkü yazınızı da okudum. Basının halini ve partizanlığını yazmışsınız. Yıllardır hem müsteşar, hem de siyasetçi olarak siyaset dünyasının içindeyim. Hukukun böyle çiğnendiği, devlet geleneklerinin böylesine ayaklar  altına alındığı bir seçim yaşamadım.
Milletin haber alma özgürlüğünün bu denli yok edildiği bir dönem görmedim. Bırakın yandaşlığı AKP’nin seçim broşürü gibi çıkan gazeteler var.
Cumartesi günü AKP’nin İzmir mitingi vardı.O mitinge giden konvoylarda bir kaymakamı ve bazı kamu görevlilerini de görünce, şaşırmadık  artık! Hele taşeron işçilerin AKP mitinglerine götürülmeme şansı hiç yok.
CHP birçok yerde olduğu gibi, İzmir’de de sadece AKP ile değil, devlet memurları ile yarışıyor. Devletin imkanları ve olanakları fütursuzca kullanılıyor. Bürokratlar devletin değil, AKP’nin memuru olarak davranıyor. Seçim yasakları başlamasına rağmen devlet imkanları kullanılmaya devam ediliyor.
Bu kapsamda Ulaştırma eski Bakanı (şimdi İzmir’den AKP adayı) Binali yıldırım’a soruyorum:
2 Haziran 2011 perşembe günü havaalanında İzmir Valisi ile toplantı yaptınız mı? Hangi sıfatla yaptınız? Orada neler konuştunuz?
O toplantıda sayın başbakanın İzmir mitinginin kalabalık olması için hangi devlet imkanlarının kullanılacağı konuşuldu mu?
Taşeron işçiler AKP mitingine katılmaları için tehdit ediliyorlar mı?
Tüm nöbetçi doktorların AKP İzmir mitingi nedeniyle olağandışı olarak 24 saat görev başında bulunmaları kararı o toplantıda mı alındı?
Karar alındıysa, sayın vali bu kararı uyguladı mı?
Eğer böyle bir gereklilik varsa, aynı tedbir Sayın Kılıçdaroğlu’nun İzmir mitingi için neden uygulanmadı?
Toplantı yaptığınız havaalanı salonunda nenden sinyal kesici jammer vardı?
Eski bir bakan olarak sayın vali ile gizlenmedi gereken neler konuştunuz ki, jammer gerekli oldu?
İzmir Belediyesi’ne yapılan ve yapılacak olan baskınlar söz konusu edildi mi?
Seçim yasaklarını ihlal etme hakkını siz ve sayın vali nerden alıyorsunuz?
Emin ağabey, bu sorularıma cevap istemek bir aday olarak değil, vatandaş olarak hakkım. Vergi veren bir yurttaş olarak cevap bekliyorum. Ama alamayacağımı tahmin edersiniz. Yine de bu soruları bir de sizin aracılığınızla sormak belki yararlı olur diye düşündüm. Saygılarımla.”
***
Sevgili Okuyucularım, Türkiye’nin nasıl bir seçime gittiğini hep birlikte görüyoruz. Seçim koşulları asla eşit değil.
Tüm kamu kuruluşları, valiler, kaymakamlar, AKP’li belediyeler, polis, gazete ve televizyonlar bunların elinde, bunların emir ve hizmetinde. Valiler artık devletin değil, hükümetin valileri.
Devletin tüm parası ve olanakları AKP’ye çalışıyor.
Bu partinin elinde sonsuz bir para gücü var. Gazete, televizyon ilanları ve yurdun dört bir yanına asılan posterlerde bu para gücü karşımıza çıkıyor.
Parayı bastırınca istedikleri yerde, istedikleri gazete ve televizyonda ilanlarla beyin yıkamaya kalkışıyorlar.
Ancak onların parasının geçmediği bir yer var:
zcü Gazetesi
Bizim Gazetede AKP’nin paralı ilanlarını görmediniz, bundan sonra da görmeyeceksiniz.
Hiç değilse bizim gazeteyi okurken karşınıza bir sürü palavra çıkmayacak, sinir sisteminiz bozulmayacak. Böylece okurlarımızı sakinleştirici ilaç parasından kurtarmış olacağız!
***
Ankara’dan Keçiören Belediyesi MHP grup Başkanvekili İsmail Erçelebi yazıyor:
“AKP’li Belediye Başkanı Mustafa Ak, Atatürk’ün Meclis salonunda yer alan ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünün indirilmesini oylamaya tabi tuttu. Sonuçta CHP’li ve MHP’li üyeler aleyhte oy kullandılar. Ancak AKP’lilerin oylarıyla bu söz salondan indirildi ve yerine ‘Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisidir’ sözü asıldı.
1 Haziran günü bu konuda MHP olarak yeni bir önerge verdik ve oylama yapıldı. 19 evet ve 20 hayır oyu ile önergemiz bir kez daha, AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. Başkan’la konuştuk, ısrarlarımıza rağmen isteğimizi kabul etmedi.
Ankara’nın yerel medyasına (gazetelerin Ankara eklerine) haber veriyoruz, gelmiyorlar. Bu konuda bize yardımcı olmanızı önemle rica ediyorum. Lütfen bunu kamuoyuna duyurunuz.”
Türkiye bu AKP döneminde işte bu durumlara düşürüldü. Atatürk’ün bu sözü bile bu adamlar tarafından- hiç utanıp sıkılmadan ve işin sonu düşünülmeden- Meclis salonundan indiriliyor. Yazıklar olsun.
***
Bir ilimizden gönderilen ve altında dört imza olan mektubu özetliyorum. Gönderen kişiler haklı olarak korkuyor, o nedenle hangi il olduğunu yazmıyorum:
“Burada karayolları personeliyiz. Birkaç gün önce başbakan buraya geldi ve uzun zamandır faaliyette olan, üzerinden binlerce aracın geçtiği karayolunu, toplu açılış töreninde yeniden açtı! İşin acayip tarafı, parti mitingi ile birlikte düzenlediği açılış törenine hem biz karayolları çalışanlarını, hem de bütün kurumlarn personelini götürdüler.
İstersen gitme! Hem gidip kalabalık yarattık, hem de alkışladık, çünkü müdür başımızdaydı. Katılmayanların isimleri daha sonra tek tek alındı. O arkadaşlara nasıl bir işlemyapılacağını şu anda bilemiyoruz…”
CHP Keşan İlçe Başkanı Salim Yatıkçı aradı:
“İlçemizde AKP tarafından devletin resmi araçları ilegıda paketleri, makarna nohut dağıtılıyor. Paketler elimizde. Sabah bu konuda basın açıklamssı yaptık, ayrıca olayı fotoğraflarla belgeledik. Bu ne rezalettir.”
Türkiye işte bu koşullarda seçime gidiyor. Devletin ve milletin parası, devlet olanakları, din iman nutukları ve yüzlerce yalan... Böylesi bugüne kadar görülmedi, duyulmadı.

NUR-JUVAZİ
EREN Erdem genç bir yazar. “Abdestli Kapitalizm” gibi çok ilginç bir kitap yazmıştı. Şimdi yeni çıkan son kitabı elimde:
“Nurjuvazi. Din Elbisesini Tersten Giyenler.” (Togan Yayıncılık)
Kitabın kapağını görünce zaten etkileniyorsunuz. Lüks bir Mercedes, üzerinde manken gibi, örtülü bir kadın ve Fethullah’ın kelle resmi. Türkiye’nin durumunu özetleyen bir kapak.
Hemen birkaç başlık vereyim:
Din maskeli talan… Jip, villa ve maun…
Haramzadeler ve haremzadeler…
Haremzadelerde çok eşlilik… Fethullah Gülen ve nifak…
Bu başlıklar kitabı zaten özetliyor!
Peygamberimiz buyurmuş: “Haramzadeler (haram yiyenler) cennete giremez.”
Günümüzde iktidarı ele geçirip nice haramlar yiyen, devletin ve milletin malını yandaşlara, yerli ve yabancı işbirlikçilere peşkeş çeken tiplerle yüz yüzeyiz. Bir yanda dört elle sarılır gibi göründükleri, ağızlarından düşürmedikleri Kuran-Kerim ve din tüccarlığı, öte yanda arşa yükselen hırsızlık, yolsuzluk, vurgun, eşi dostu zengin etme kepazeliği.
Eren Erdem kitabında okurları bir yanda Kuran’ı Kerim’in gerçek mesajlarıyla, öbür yanda ise din oyunu aktörlerinin, din tüccarlarının ve Atatürk Cumhuriyet’ine düşman okyanus ötesindeki sahtekarların marifetleri ile yüzleştiriyor.
İyi bir kitap yazmış, ellerine sağlık

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget