‘Bayan Yanı’, Helal Otobüs - Nilgün Cerrahoğlu

İsrail’in “mehadrin/helal otobüslerini” hiç duydunuz mu?

Yalnız “dincilere” mahsus, dincilerin kullandığı bu otobüslerde cinsiyet ayrımcılığı uygulanıyor.

Ön tarafı erkeklere ayrılan otobüslerde, kadınlar sadece arka koltuklarda oturabiliyorlar.

“Mehadrin” (helal!) otobüslerde, geçenlerde isyan çıktı...

“Ashdod”dan Kudüs’e giden bu otobüslerden birine binen Tanya Rosenblit isimli genç bir kadın, arka koltuğa geçmeyi reddedip şoför arkasına oturdu. Kara cüppeli bir dinci yobaz, bir sonraki durakta otobüse binince, olanlar oldu.

Dinci adam, şoför arkasında ikinci sırada oturmakta olan Tanya Rosenblit’in arkaya geçmesini isteyince, ummadığı bir dirençle karşılaştı.

Kadın “zorla kaldırılmayı” aşağılanmak olarak görüyor; “demokratik bir ülkede kimsenin kendisine nerede oturacağını söyleyemeyeceğini” belirtiyor ve herkes gibi “dilediği yerde oturabilmek” hakkını talep ediyordu.

Kadının talebinde ısrarcı olması üzerine, otobüste büyük bir kriz çıktı. Şoför, polise başvurdu. Tartışma uzadı. Kadın Nuh deyip peygamber demeyince; eli mahkûm şoför, ikinci sırada oturmakta inat eden kadın yolcusu Tanya Rosenblit’le birlikte Kudüs’e doğru yoluna devam etmek mecburiyetinde kaldı.

‘Yurttaşlık hakkı’ mücadelesi

Olay, küresel medyada yankı yaptı.

“Nerede oturacağımı kimse bana söyleyemez!” başlığıyla İsrail gazetelerinin birinci sayfasına haber olan 28 yaşındaki Tanya Rosenblit, 50’li yıllara dek ABD otobüslerinde uygulanan “ırk ayrımcılığına” meydan okuyan ünlü “siyasi haklar aktivisti” Rosa Parks’a benzetiliyordu…

Rosenblit’in eyleminden birkaç gün sonra Yocheved Horowitz isimli bir başka kadın; gene aynı otobüste aynı şekilde şoför arkasındaki ikinci sıraya oturunca, protestolar yayıldı.

Kadınlar, İsrail’de toplu halde bu “helal otobüslere” binip, şoför koltuğu arkasına oturmaya başladılar. Konu süratle yüksek yargıya intikal etti. Ve Suudi Arabistanlı kadınların “direksiyon eylemleri” gibi, gösteriler uluslararası boyutta ilgi çeken bir “yurttaşlık hakları eylemine” dönüştü.

Tartışma öyle dal budak sardı ki İsrail Başbakanı Netanyahu; “Otobüste kadınların yerinden kaldırılmasına şiddetle karşı olduğunu” söylemek zorunda kaldı. Muhalefet lideri Tzipi Livni de keza; “kadınların kamu alanında dışlanmalarının, radikal bir antidemokratik uygulama” olduğunu belirtti...

Tüm bunları Özlem Çelik’in iki pazar üst üste “Akşam”da yazdığı (“Bayan yanı saplantısı” ve “Erkekler de ‘bayan yanı’na tepkili”) yazılarını okurken düşündüm…

Özlem Çelik, otobüsle İstanbul’dan Ankara’ya gidiyor…

Otobüs, Ankara’da terminale girerken; Çelik’in yanındaki “kadın yolcu” iniyor. Yerine, Mersin’e devam edecek otobüsün yeni yolcularından bir erkek biniyor!

Çelik, beş dakika sonra Söğütözü’nde inecek…

Ama neylersiniz, anında yanında bir “muavin” bitiyor. Ve Çelik’e tezelden yer değiştirmesini emrediyor. Akşam yazarı her ne kadar “Yerimden memnunum. Bir sonraki durakta ineceğim!” dese de “muavini” ikna edemiyor.

“Muavin”in susmak bilmeden tekrarladığı tek komut şu: “Erkek-bayan oturamazsınız! Yasak! Şirket kuralı!”

Çelik “Kimsenin namus bekçiliğine ihtiyacı olmadığını” beyan etse de personel oralı olmuyor…

Yolculardan ‘ayrımcılığa’ destek

En fenası yolcular. İlgiyle izledikleri tartışmada, tereddüt göstermeden “muavin”den yana tavır alıyorlar. Homurdanmalar artıyor. Adamın biri alelacele, “Hanımefendi neye karşı çıktığınızı anlamadım. Sizi düşünüyorlar. Neden yerinizi değiştirmiyorsunuz?” diyerek olaya el koyuyor...

Okurken yüreğim sıkıştı. Kendimi Özlem Çelik’in yerinde hissettim. Tüm otobüs ahalisince yalnız bırakıldığını gören Çelik, Söğütözü’ne dek gitmekten vazgeçip, istediği yere gidemeden otobüsten iniyor…

Çelik arkadaşımız İsrail otobüslerinde “cinsiyet ayrımcılığına” bayrak açan Tanya Rosenblit gibi tartışmayı yarım saat uzatsaydı neler olabilirdi düşünmek dahi istemiyorum.

İsrail-Türkiye örnekleri arasındaki en büyük fark; İsrail otobüslerindeki “cinsiyet ayrımcılığının” yalnız “dincilerin kullandığı marjinal otobüslerde” uygulanıyor olması. O (helal!) otobüslere binmezseniz, bir kadın olarak ayrımcılıktan ömür boyu muaf kalabiliyorsunuz. Ama kadınlar şimdi, İsrail nüfusunun sadece yüzde 10’unu oluşturan “dinci kesimlerin” de bu aşırıcılığını tarihe gömmek istiyorlar.

İsrail halkının ezici çoğunluğu için bu uygulamalar acayip “çağdışı” sayılıyor. Başbakan, ana muhalefet lideri, ana akım medya… mücadeleyi sahipleniyor. “Aşağılanan” ve “ayrımcılığa uğrayan” kadına destek veriyorlar…

Özlem Çelik’e de gerçi ilk yazı ardından, çok destek telefonu gelmiş…

Ama “sokaktaki vatandaş” belli ki bizde olaya; “Hanımefendi.. niye itiraz ediyorsunuz? Sizi düşünüyorlar!” diye müdahil olan yolcu gibi bakıyor.

Öyle olmasa aleni bir “demokratik hak” ve “insan hakkı” ihlali olan “bayan yanı dayatması”; otobüs şirketlerince böyle hodri meydan uygulanabilir mi?

Nilgün Cerrahoğlu/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget