Yazma Rekortmeni - İnci Aral

Ülkü Tamer, geçenlerde köşesinde “Ortalık Barbara Cartland’lardan geçilmiyor” diyerek tatlı diliyle iyice ticarileşen kitap piyasasını eleştirdi. Gerçekten Cartland türü romancıların sayısında son yıllarda patlama oldu. Kitap eklerinin ilan sayfaları ile kitapçı masa ve raflarının en göze çarpan yerlerini onlar dolduruyor artık. Çok işlenmiş bildik konular, klişe tipler, ruhsuz sözde aşklar edebiyatı köşelere iteliyor.
Bu tür romanlarla başlayıp okumaya ısınanın giderek daha iyi kitaplar aradığını düşünürdüm eskiden ama baktım, bir adım öteye gidemeyenler çok. Çünkü dili, anlatımı bozuk, bakışı son derece sığ bir romanın okuru geliştirmesi olanaksız. Son birkaç yıldır çeviri vampir romanları da kapladı piyasayı ve kapışıldı. Bunlar, Cartland tipi ürünün içine biraz fantazya ve güncellik katılmış hali idi.
Bizim yerli Cartland’larımız kadın ya da erkek çok iddialı, mağrur ve alınganlar. En küçük eleştiride yüz binlerce okurları olduğunu ileri sürerek savunmaya geçiyorlar. Kendi yeteneklerinden de asla kuşku duymuyorlar. Çünkü arz-talep sorununu kavramış, çözmüşler. Onlar durmadan yazıyor, yayınevleri de iyisine kötüsüne bakmadan basıp bol bol satıyor. Kimseye sen yazma, kötü yazıyorsun diyecek halimiz yok, üstelik okurun arzusuna göre yazmak zordur, edebiyat dışı bir ustalık biraz da ticari kafa gerektirir. Okuma yazması kıt kişilerin sıradan hayal ve özlemlerine karşılık verebilmeyi herkes beceremez.
***
Türe adını veren Barbara Cartland bu işin piridir. Peri masalı çeşitlemeleri olan ve birbirine benzeyen romanlarıyla 1960’larda pembe roman kraliçesi olarak ün yaptı. Üretkenliğini ve görülmemiş yazma hızını yıllarca sürdürdü. Karakterleri daha çok içinden geldiği İngiliz üst sınıfındandır. Şık, masum ve uysal kadın kahramanları çekicidir. Bir erkeği mutlu etmek ve elde tutmak için sevecen, sevimli ve merhametli olmak gerektiğine inanırlar. Cartland’ın ahlak kurallarına uygun, gerçek hayatla bağlantısı sınırlı ve kusurlu romanları moral ve umut vericidir. Romantizm içinde gerçekçi ve pratik olmayı özendiren konularının özeti de şudur: Aşk her şeyi fetheder ve tüm engelleri yener.
Genç bir kadın olarak son derece cazip olmasına rağmen, Cartland zarafetle yaşlanmayı reddetti. Yaşı ilerledikçe abartılı giyimi ve tuhaf makyajıyla “egzotik” birine dönüştü. Pembe şifon elbiseleri, gösterişli şapkaları ve kolundan düşürmediği süs köpeği ile sık sık haber -ve alay- konusu oluyordu. Ölümünden kısa süre önce çekilen fotoğraflarında, neonlu yeşil farlara bulanmış örümcek kirpikli gözleri ve ruj yemiş gibi görünen ağzıyla kendisinin ve yaptığı işin karikatürü gibi görünüyordu.
Yirmi yaşında yazmaya başlayan Cartland, 2000 yılında 99 yaşında ölene kadar 723 kitap yayımladı, 40 dile çevrildi, en az 1 milyar kopya sattı. Sürekli seksi, güzel kız ve yakışıklı, zengin erkeğin aşk öyküsünü anlattı. İffetli kızın saf aşkını kutsadı ve onu sevdiğiyle evlendirip sonsuza dek mutlu yaşattı. Kitapları serada büyümüş, okuma zevki ve alışkanlığı tam gelişmemiş genç kız ve kadınlar için ayrılmış raflarda yer aldı. Eğer yazarlığın değeri satmakla ölçülseydi dünyanın en büyük ve önemli yazarlarından biri o olurdu. Oysa en çok kitap yazan kişi olarak Guinness Rekorlar Kitabı’nda yer almış olmasına rağmen hiçbir zaman değerli bir edebiyatçı sayılmadı. Büyük bir servete sahip oldu, ama yazarlığıyla saygınlık kazanamadı.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget