Güneş yazarı Rıza Zelyut,un 14 Mart 2012 köşe yazısı:
Sivas düştü
Yıl 1243...
Sivas düştü...
Yıl 2012...
Sivas bir kez daha düştü.
Birinci düşüşte sahnede Anadolu Selçuklu Devleti'nin sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev ile Moğol ordularının komutanı Baycu Noyan vardı.
Moğollar Doğu'dan Anadolu'ya yükleniyor. Yanlarına Ermeni ve Gürcü askerleri de almışlar. O zamana kadar da dünyanın en geniş topraklarına sahip olmuşlar. Hiç yenilmemişler.
Selçuklu Devleti'nin toy sultanı, 80 bin kişilik ordusuna güveniyor. Savunmada kalacağına Kösedağ'da Moğollarla meydan muharebesi yapmaya kalkışıyor.
Baycu Noyan; savaş başlayınca bozulmuş kaçıyormuş havası yaratıyor ve sonunda Türk ordusunu bozuyor. Çatışmalar sürerken Gıyaseddin Keyhüsrev ordusunu bırakıp kaçıyor.
Bunu gören Moğollar, Anadolu'ya dalıyor. Kayseri'yi; Sivas'ı ele geçiriyor.
Sivas'ın düşmesi, kan ve ölüm demek... Moğollar acımasızca öldürüyor insanları.
***
Aradan geçiyor 750 yıl.
Moğol ruhu yeniden diriliyor Sivas'ta...
Dolduruyorlar Sivas'a 1993'ün barbarlarını.
Orada türkü söyleyenleri cayır cayır yakıyorlar.
Polisin ve askerin korumasında...
Bazıları yakarken, bazıları da bunu zevkle seyrediyor.
Kellelerden kaleler yapan Baycu Noyan bile şaşırıyor bu vahşete... Cehennemden sesleniyor:
-Biz kılıçla keserdik; bunlar yakıyor. İnsanlar ne kadar ilerlemiş meğer.
Aradan yıllar geçiyor...
Sivas'ta ileri demokrasi...
İleri mahkeme...
Veriyor fetvayı:
-Ölenler öldükleri ile kalır; bu dava çöp sepetine atılır.
Seviniyor Moğolların Sivas'taki ruhu...
İnsan yakanlar mutlu mutlu gülümsüyorlar.
Bunların avukatları; 'Hak yerini buldu canım!' diye oturaklı oturaklı konuşuyorlar.
Cinayeti seyredenler, 'Onlar halkı kışkırtmışlardı; yakılmayı hak etmişlerdi. Davanın düşmesi iyi oldu.' diye mırıldanıyorlar.
Sivas mutlu, canisi mutlu, teşvikçisi mutlu...
***
Ya orada cayır cayır yakılanlar?
Geçen gün yazdım:
Kaldırmışlar Sivas'tan başlarını...
Katillerine bakıyorlar.
Mahkemeye bakıyorlar.
İnsan yakanların avukatlığını yapanlara bakıyorlar.
Bu düşüşü görüp de tek laf etmeyen siyasetçilere bakıyorlar.
Gazetecileri bile terörist yapanların Sivas'taki yakıcı terörü örtmesine bakıyorlar.
Sonsuza kadar da bakacaklar.
Geceleri kalkıp mezarlarından...
Dalacaklar canilerin evlerine...
Odalarda tıkırtıları...
***
Sevin...
Sevinin...
Sevininiz...
Onları yaktık, yok ettik ama bize hiçbir şey olmadı; diyerek sevininiz...
Gıyaseddin Keyhüsrev de böyle idi...
-Ben padişahım, istediğimi yaparım, istediğimi öldürür; istediğimi abad ederim.
Bu zalim ve bencil tavrı yüzünden göçebe Türkmenleri (Babalılar) isyana zorlamamış mıydı Konya sultanı?
Bu yüzden de halktan kopup gücünü yitirmemiş miydi?
3 yıl sonra onun da bir Musası çıktı ortaya...
Milletine yabancılaşıp adını Keyhüsrev yapan, gün geldi ardına bakmadan kaçtı.
Onun ihanetiyle Sivas düştü...
Bugün başka bir Keyhüsrev...
Onun baskısıyla Sivas bir kez daha düştü...
***
Peki kim bunlar?
Sorunun cevabını büyük ozanlarımızdan Ahmet Arif; Adiloş Bebe'nin Ninnisi isimli şiirinde veriyor. Buyurun okuyun:
'Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...
Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü'
***
Üzülme ey Sivasın aydınlık şehidi...
Gün gelecek Moğollar gibi...
Bunlar da tarihin çöplüğüne atılacaklar.

Yorum Gönder