Siz Hiç Yıldızlara Âşık Oldunuz mu? - Hikmet Çetinkaya

Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya, nın 6 Mart 2012 yazısı :
Siz Hiç Yıldızlara Âşık Oldunuz mu?
Kumral çocukluk günlerimi düşünürken bir akşam vaktinde, adımların, solukların, hayatın uyanışı geliyor aklıma...
Yılları birbirine ekliyorum...
Figen Atalay’ın Cumhuriyet’te yayımlanan yazısının başlığı darbe yıllarını getirdi gözlerimin önüne:
“Cezaevinden çıkınca yıldızlara âşık oldum!”
İlk kez 16 yaşında gözaltına alınmıştım, işkencelerden geçmiştim.
Değişen bir şey yoktu!
Düşündüm düşündüm...
Tutukluluk günlerimi, şu anda zindanlarda yatan meslektaşlarımı ve gençleri anımsadım...
***
Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü 2 bin 200 çocuk var Türkiye’de.
Ülkemizde çocuklar her geçen gün daha çok suça itiliyor...
Kiminin eline bomba veriliyor, kimi taş atıyor, kimi cinayet işliyor, kimi hırsızlık yapıyor.
17 yaşındaki çocuk tahliye edildikten sonra ne yaşar?
Figen Atalay, o çocuğun sözlerini şöyle aktarıyor:
“....Akşam karanlığında tahliye olduk. Çıkar çıkmaz gökyüzüne baktım. Hapisteyken gökyüzüne hep başım dik bakardım mazgal deliğinden.
Normal bakınca da gökyüzünü görebiliyordum artık.
Gökyüzünün manzarasına, yıldızlara o akşam âşık oldum.”
Bir insan hapislik günlerinde en çok güneşin doğuşunu... Yıldızları, masmavi göğü, kuşları, derin vadileri, çiçekleri, denizin dalgalarını özler.
***
Toprak ve ağaçlar...
Mart göğü ve akşam saatlerinde bir kıyı kasabasında yanıp sönen ışıklar.
Tatların ve mevsimlerin uyanışını zindanda ne çocuklar ne de büyükler fark edebilir... Hele alnınıza “terör örgütü” yaftası yapıştırılmışsa...
Adana Pozantı Cezaevi’ndeki terör hükümlüsü çocuklara yapılan işkence, dayak, cinsel taciz savları... Bu konuda CHP milletvekillerinin hazırladığı rapor...
Çocuklara en çok işkence eden ikinci müdürün terfi ettirilerek Van-Erciş’e birinci müdür; Pozantı Cezaevi müdürünün de Ankara-Sincan’a atanması neyin nesidir?
Ortada işkence, dayak ve cinsel taciz savları durup dururken, çocuklar ağır travmalar geçirirken...
İşkence ve cinsel tacize uğradıkları savlanan çocuklar şimdi Sincan’a gönderildi. Daha önce Pozantı Cezaevi müdürünün Sincan’a atanmış olması nasıl açıklanabilr?
Üstelik bu çocukların, birinci müdür olarak atandığı Sincan’a gönderilmesinin nedenini kim açıklayacak?
***
Bu olayları görmezden geliyoruz.
Birkaç gün gazetelerin birinci sayfalarında yer bulsa bile en geç dört gün sonra unutup peşini bırakıyoruz.
Medya olarak bizim de suçumuz büyük!
Bir haftadır 28 Şubat’ın mağdurları küme küme televizyon ekranlarında, ama 12 Eylül faşist askeri cuntasının mağdurları ne olacak?
Bakıyorum bu ülkede ne denli 28 Şubat kahramanı varmış da bizim haberimiz yokmuş(!)
Oysa 28 Şubat 1997’de kimin ne yazdığı, gazetelere nasıl manşet atıldığı, iş bitiricilerin, bankaları bu süreçte hortumlayanların aramızda hâlâ dolaştığını, sanki bilmiyoruz.
Hayattan kopmuş gibiyiz, kıyımları, toplu mezarları, faili meçhulleri unuttuk.
Varsa yoksa 28 Şubat mağdurları!
Buyrun yapanların yeri yurdu belli, hesap sorun!
***
Mart göğünün altında yürürken duraklarda bekleyen insanları izliyorum bir süre...
Ah o filiz süren toprak, o kıyımlar, işkenceler, ölümler... Karanlık tepeler, bir güvercin uçuşuna bağlanan hayatlar...
Ne zaman ciğerlerimize dolduracağız özgürlüğün rüzgârını, ne zaman seveceğiz çocuklarımızı, ne zaman kurtulacağız baskıdan, zulümden?
Kin, nefret, intikam duygularıyla daha ne kadar yaşayacağız?
***
Zaman tünelinden geçerken yine düşünmeye başlıyorum...
Sesleniyorum kendi kendime...
“Gözlerin kül rengi çocuğum!
Biliyorum şimdi yıldızlara âşıksın!
Zor geçen hapislik günlerin, acıların, hüzünlerin...
Ben seni anlıyorum!
Ya bizi yönetenler?”
Yanıtını duyar gibi oluyorum, yıldızlara âşık olan çocuk:
“Hiç sanmıyorum!”

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget