Büyük halk ozanımız åşık Veysel Hakk'a yürüyeli tam 41 yıl olmuş.
21 Mart 1971'de Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan'da bir Nevruz gününde... Girdiği dünya hanının öbür kapısından çıktı, sonsuzluk evrenine karıştı. Gitmeden çok önce demişti zaten:
'Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın..
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın..
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar gecer
Dostlar beni hatırlasın..
ZİYARETİNE GİTTİM
Veysel Baba; Anadolu'nun sıradan ve çilekeş insanının ete kemiğe bürünmüş hali idi. 7 yaşında kaptığı çiçek hastalığı yüzünden iki gözünü de yitirmişti ama dünya ile bağını asla koparmamıştı. Dünyaya ve toprağa aşıktı. Bunu da şiirlerinde en açık biçimde dillendiriyordu:
'Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.'
Bu büyük ozanımızı, öğrencilik yıllarımda konserine giderek dinlemiştim. Vefatından çok sonraları da yaşadığı Sivrialan Köyü'ne gittim. Hem de iki kez. Onun yetiştiği çevre Alevi aşıkları arasında Emlek ozanları diye bilinen çevredir. Sivrialan'a giderken; hemen öncesinde yine büyük bir halk ozanı olan Ali İzzet Özkan'ın mezarı karşılar sizi ovanın ortasında... Onu da ziyaret ettikten sonra bitişikteki Veysel Baba'nın köyüne girerken, tozlu yolun solunda onun kurduğu bahçeyi görürsünüz. Çölü yeşerterek, görenlerin yapamadığını yapan bir kişilik karşılıyor sizi orada.
3 AYDA ANKARA'YA GİTTİ
1931 yılında Sivas åşıklar Bayramı'nda yıldızı parlayan åşık Veysel; o yokluk yıllarında kılavuzu ile birlikte tam üç ay yol yürüyerek Ankara'ya varır. Ama üstü başı perişandır; polis onları çarşıya sokmaz. Fakat; yazdığı şiir gazetede çıkınca durum değişir. Halkevi'ne de uğrarlar. Burada, eski milletvekillerinden Necib Ali Bey, Veysel'i görünce; 'Yahu, bunlar fakir adamlar. Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbise de yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler.' der. İki arkadaşa halkevi elbise alır; konserden sonra da ceplerine para kor; o para ile Ankara'dan köye dönerler.
Bundan sonra åşık Veysel cumhuriyetin ozanı gibi çalıştı. Atatürk'ü sevdi, şiirleştirdi; onun arkasından ağıtlar yaktı: Okullara gitti, öğrencilere saz çaldı, türküler söyledi:
'Dünyanın en zengin aklını gördüm
Sermayesin sordum dedi ki okul.
İnsanlara hizmet yaptığın yardım,
Merhametin duygum dedi ki okul.'
BİRLEŞTİRİCİ İDİ
åşık Veysel; ülkemizin din, mezhep, ırk üzerinden ayrıştırılmasına şiddetle karşı duran bir dünya insanı idi. Türk olmaktan gurur duyar, 'Türküz türkü çağırırız.' derdi ama öbür milletleri de kardeş bilirdi.
'Kuran'a bak İncile bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Yezit nedir, ne Kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi'
Bu büyük ozan; 'Ben gidersem sazım sen kal dünyada' diyerek son yolculuğuna çıktı ama türküleri aramızda bütün canlılığı ile yaşıyor. Bu milleti millet yapan değerlerden birisi olarak.
Ellerinden öpüyorum onun ve bütün ozanların...
YAYIN DUYURUSU: Bu gece saat 20.00'de Barış TV'de, İsmail Pehlivan'ın yönettiği programda Sultan Nevruz'u tartışacağız. Prof. Şener Üşümezsoy'un da yer alacağı programda bugün iyice siyasallaştırılıp terörize edilen Nevruz gerçekliğini tarihsel ve folklorik boyutlarıyla ortaya koyacağız.

Yorum Gönder