Cumhuriyet yazarı Utku Çakırözer,in 16 Mart 2012 köşe yazısı:
4 Bakandan Tek Dilek
Esenyurt’ta 11 işçi naylon bir çadırda yanarak ölmeseydi, “Neden bir İş Sağlığı Güvencesi yasamızın hâlâ çıkarılmadığı” sorusu kimsenin aklına düşmeyecekti.
Oysa Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi. Her yıl, yüz bin işçiden 14’ü iş kazalarında ölüyor bu ülkede.
Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine rağmen hükümet, yıllardır taslağı da hazır olmasına rağmen bu yasayı çıkarmıyor. Başbakan ve her göreve gelen Çalışma Bakanı, sadece bize değil tüm dünyaya taahhütte bulunuyor. Ancak sanki “gizli bir el” bu yasayı engelliyor.
***
Çalışma Bakanlığı tarafından hazırlanarak yıl başında bir kez daha Bakanlar Kurulu’na sevk edilen İş Sağlığı Güvencesi Taslağı’nın nerede takıldığını öğrenmeye çalıştım. Ulaşabildiğim bilgi, daha önce taraflarla uzlaşı içinde hazırlanan Sendikalar Yasa Taslağı’nda olduğu gibi, bu taslağın Bakanlar Kurulu’ndaki imza sürecinin de bazı bakanlar tarafından “frenlendiği” yönünde.
Kulislerdeki bilgiye göre ilk aşamada yaklaşık 10 bakan taslağa imza koymamış. Sonradan bu sayı 4’e inmiş. Anlaşılan o ki ortak bir özellikleri olan bu dört bakanın itiraz gerekçesi de aynı.
Görevleri gereği iş dünyasıyla yakın ilişki içinde olmak durumundaki bu bakanlar, yasanın işletmelere getireceği ekstra mali yükümlülükler nedeniyle frene basmış. En azından Esenyurt yangınına kadar durum böyleymiş.
***
Bu bakanlar kimdir? İddialar doğru mudur, yanlış mıdır? Öğrenmek zor. Ama kesin olan bir şey var. O da 11 can kül olmasına rağmen İş Sağlığı Güvencesi Taslağı’nın hâlâ Bakanlar Kurulu’nda beklemekte olması.
Günlük 40 lira yevmiye için naylon çadırda yanmayı göze alan emekçiler adına...
Müstakil bir İş Sağlığı Güvencesi Yasası’na sahip olmadığımız her gün başına iş kazalarında kaybedeceğimiz üçer işçi adına.. Ve yine her gün başına sakat kalacak beşer işçi adına..
Bu 4 bakandan tek bir dileğimiz var:
Lütfen tasarıyı, sendika ve meslek örgütlerinin önerilerini de dikkate alarak düzenleyin ve imzalayın. Hiçbir şey insan hayatından kıymetli değildir.
‘Türkiye, Afganistan olur mu?’
Soru, İngiliz İşçi Partisi Milletvekili Andrew Love’a ait.
CHP’nin parti içi eğitimden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı geçen hafta bir konferans için Londra’daydı. İngiliz İşçi Partisi milletvekilleriyle görüşmesinde Türkiye’de eğitim konusunda yaşanan tartışmalar ve AKP iktidarının kesintisiz eğitimi 4+4 diye ikiye bölme ısrarı gündeme geliyor. Eğitimle ilgili sivil toplum örgütlerinin birinci kaygısının, yeni sistem ile kız çocuklarının okullaşma oranının düşmesi tehlikesi olduğunu aktaran Sarı’ya, Taliban’ın kız çocuklarına okulları yasaklayan anlayışını anımsatarak karşılık vermiş İngiliz vekiller.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP grubunun parlamento aritmetiğinin avantajıyla muhalefet ile demokratik uzlaşmaya yanaşmadan hareket ettiğine dikkat çeken Sarı, “Bu iktidar sadece toplumsal muhalefetten çekiniyor. 2008’de Sosyal Güvenlik Yasası gündemdeyken de emekçiler meydanlara çıkınca bazı maddelerde istenen revizyonu kabul etmek durumunda kaldılar. Şimdi de tasarıdan rahatsız olanlar olarak sesimizi yükseltmeliyiz. Tasarının Genel Kurul’a inmemesi için toplumsal muhalefet gücünü göstermeli” diye konuştu.
Sivil toplum örgütlerinin dün Kızılay’da başlattığı protestolar, hükümet uzlaşma arayışına girmediği sürece artarak meydanları dolduracak gibi gözüküyor.

Yorum Gönder