Tabulaştırılan Tayyip - Cevat Kulaksız

Tabulaştırılan Tayyip - Cevat Kulaksız Bir ülke bilime ilgisiz kalır da dini ön plana alırsa biliniz ki o ülke iflah olmaz; Arap ve öteki İslam ülkelerine bir bakınız, hangisinin durumu iyi.

Tabulaştırılan Tayyip - Cevat Kulaksız
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında, onun Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı sürecinde dinsel sömürü, dini siyasete alet etme eylemi ile onu öylesine yücelten, tabulaştırmaya varan aşağıda örneklerini verdiğimiz bazı sözler ve davranışlar izliyoruz ki, duyunca insanın inanası gelmiyor. AB ye girme çabasında olan Laik TC nin bir Cumhurbaşkanı bu kadar tabulaştırılır mı? Siz hiç, değil Batı ülkelerinde, acaba dünyanın başka ülkesinde devlet başkanlarını böylesine tabulaştıran ülke insanı var mıdır, bilmiyorum. Dikkat edilirse, din ve dinsel içerikli simgeler kullanıldıkça, ona karşı tabulaşmanın da arttığı gözlemleniyor. Üstelik sanki bundan memnun olmuş bir tavır içinde görünen, bu tabulaştırma gayreti karşısında, R.T. Erdoğan’ın uyarıcı bir mesajını da duymuyoruz.  Ayrıca, Cuma namazlarını, padişahların Cuma Selamlığı gibi gösterişli kalabalıklarla kılması, bir törenlerde bağırarak “ya Allah ya bismillah” diye söylemesi ayrı dikkat çekici bir olay.  Fabrika yerine oraya buraya cami yaptırma girişimi, bilim fen ve öteki meslek okulları yerine imam hatip okullarına önem vermesi;  her türlü çocuklara tecavüz, yolsuzluk gibi olayların yoğunlaştığı dinsel vakıfları koruması ve açıkça eleştirmemesi, hele memleketinde laik TC nin Cumhurbaşkanının Kuran okuması gibi olaylarına baktığımız zaman,  sanki bu tabulaştırmaya hoşnutmuş da bunun artmasını isteyen bir tavır taşıdığı düşüncesi uyandırmakta.
Bir ülke bilime ilgisiz kalır da dini ön plana alırsa biliniz ki o ülke iflah olmaz; Arap ve öteki İslam ülkelerine bir bakınız, hangisinin durumu iyi. Bu ülkelerden amiyane ifadeyle “gâvur” dedikleri Batı ülkelerine, binlerce, milyonlarca insan neden kanı canı pahasına gitmeye çalışıyorlar ve yollarda can veriyorlar. Öyleyse, bilimi yadsıyıp dini sürekli ön plana çıkaran RTE-AKP iktidarı eğitim öğretimde yanlış yoldadır.
Bu doğrultuda, çağdaş Batı ülkelerinin liderlerine baktığımız zaman, hiç birinin R.Tayyip Erdoğan’ın bu dinsel gösterilerinin hiç birini yapmadıklarını görürsünüz. Çünkü Batı Medeniyetinin mayasında, özünde laiklik vardır, zaten laik ortamda, hür düşüncede bilim ilerler; o ülkeler laiklik gittikçe ülkelerinin bilimden, demokrasiden uzaklaşacağını, felaketlere sürükleneceklerini bilirler; çünkü laikliği kazanabilmek ve bu çağdaş uygarlığa ulaşmak için Batı, Orta Çağ boyunca dinsel bağnazlıkla savaşarak çok bedel ödemiştir. Onun için Batı’daki hiçbir lider, R.Tayyip Erdoğan’ın eline Kuran alıp gösteri yaptığı gibi, (daha doğrusu dini siyasete alet etmeyi yapmazlar), onlar da İncil alıp gösteri yapmayı hiç düşünmezler, öylesine bir lider asla seçilemez, seçim kazanamaz. Tüm bunlar da, toplumların eğitim ve kültürleri ile orantılıdır.
Ülkemizde R.Tayyip Erdoğan AKP yönetiminin bu dinsel istismarını, yürütme, yasama, yargıyı ele geçirme, öteki her türlü düzensizlik ve iktidarın laiklik karşıtı tavır ve eylemlerini gören Batı liderleri, “Türkiye 3000 yılına kadar bile AB ye giremez” gibi kesin tavırlarını ortaya koymaya başladılar.
Bu girişten sonra, bu yazıyı yazdığım 25.5.2016 günü kulağımla bizzat duyduğum, Tayyip’i tabulaştıran bir örnek olayı size anlatmak istiyorum. Bu gün bir yerde çay içerken, yanımdaki masada orta yaşlı bir bey, önümdeki gazeteyi “bakmak” için istedi. Kalkıp gideceğim sırada, gazete isteyen bu kişiyi kırmamak için verdim, masamız da çok yakın olduğu için onun isteği ile masasına vardım. Ülkemizin sorunları üzerinde sohbetimiz başlayınca, isminin Yüksel ve kendisinin emekli astsubay olduğunu öğrendiğim bu orta yaşlı kişi, R.Tayyip Erdoğan’la ilgili bana şu ilginç olayı anlattı:

“TAYYİP’İN ELİ DEĞDİ” DİYE EL YALAYAN KADIN
“-Tayyip Erdoğan ile aynı köylüyüz, hatta akrabayız da. Ankara’da dört arkadaşla bir gün konuşurken, onların ısrarı ile Tayyip Erdoğan’ın yaptırdığı sarayın yanındaki camiye gezmeye gittik. Ben dedim, arkadaşlar beni götürmeyin, ben o adamı sevmem, ayrıca onunla aynı köylüyüz, hem de akrabayız, ama gitmek istemediğim halde, arkadaşların zorlaması ile ayrıca o caminin de açılışı varmış” dediler ve gittik.
Kalabalığın arasında, tünelden mi nerden çıktı bilmiyorum, baktık birden R.Tayyip Erdoğan belirdi, yanımdan geçerken beni tanıdı, aynı köylüyüz ya, “ne haber hemşerim” diyerek elimi sıktı, yoluna devam etti.
Arkamda duruyormuş herhalde, birdenbire türbanlı bir kadın yanıma yaklaştı, elimi tuttu, “onun eli değdi” diyerek elimi yalamaya başladı, ben neye uğradığımı bilemedim, kadın elimin içini dışını yalıyordu. O kadar şaşırdım ve mahcup oldum ki anlatamam, ne yapıyorsun bacım dedim ve hemen elimi çektim.”
Yanımdaki ve hiç tanımadığım bu emekli astsubay, bunu ilkin anlatırken hiç önemsememiştim, el yalama olayına gelince ben de çok şaşırdım, adama gerçekten böyle mi oldu, dedim, o ısrarla “doğrudur” dedi.
Aman Tanrım, bu ne biçim kutsamak, böylesine bir olayı hiç duymamıştım; şaşkınlıkla ona, adınız ne, deyince “Yüksel” dedi. Soyadını sorunca adam işkillendi, çekindi soyadını bir türlü söylemedi.
El yalamak deyince aklıma Hacer Ül Esved taşını yalayanlar geldi. Kâbe yakınlarında, bütün Müslümanlarca kutsal sayılan Hacer-ül Esved denilen bir taş vardır. Bu taş, Müslümanlarca “cennetten çıkma” olarak söylenir, o nedenle Hicaz’a gidenler bu taşı mutlaka ziyaret ederler. Oysa bu taş, gökten düşen bilim adamlarının meteor taşı dedikleri bir uzay taşıdır. Kâbe’nin solunda bir çukur yer olup, Hz. İbrahim’in Kâbeyi yaparken çamur kardığı çukur diye tanınır. Burası şimdi mermerle döşenmiş olup ortasında işte Hacer-i ahar (kırmızı taş) denilen bu taş durmaktadır. Sarılık olanlar bu taşı dilleriyle yalayınca renkleri ve sağlıkları yerine gelmektedir. Yüzyıllarca milyonlarca insan bu taşa yüzünü, elini sürmekte, yalamakta idiler. Öyle ki bu taş bazen salya sümükten geçilmezdi”.
Oysa bu taş, dünyaya zaman zaman düşen, meteor denilen ve uzaydan düşen binlerce taştan biridir. Kristalimsi bu taşlar, dünyanın pek çok yerinde bulunmaktadır.
İsterseniz, Tayyip Erdoğan’ı tabulaştıran başka örnekler de verelim.
Tabulaştırılan Tayyip - Cevat Kulaksız

SU İÇTİĞİ BARDAĞA “KUTSAL EMANET” MUAMELESİ
Gezi sürecinde Erdoğan için kefen giyen yandaşları, bağlılık gösterisini dini duyguları rencide edecek boyuta taşıdı.
İstanbul Adalar AKP Gençlik Teşkilatı Başkanı Murat Gürsoy, Erdoğan'ın önceki gün Dinci Ensar Vakfı'nda konuşurken su içtiği bardağı poşetleyerek sakladığını Twitter'da ilan etti. Bu ilginç mesajın altına "Bardak - ı Şerif" yorumu yazıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dudağının değdiği bardağın, AKP Adalar Gençlik Kolları tarafından fotoğrafının paylaşılması sosyal medyada alay konusu olunca hesaptan kaldırıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ensar Vakfı 37. Olağan Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasını, aralarında Adalar AKP İlçe Teşkilatı’nın da bulunduğu AKP’li birçok teşkilat üyesi de izledi.
Erdoğan’ın konuşma yaptığı sırada kürsüde bulunan ve su içtiği bardak ise olay oldu. Cumhurbaşkanı’nın “Dudağının değdiği’’ bardağı saklayan, AKP Adalar Gençlik Teşkilatı Başkanı Murat Gürsoy, bardağın üzerine bir peçete örterek korumaya aldı. Başkan Gürsoy, bardağın fotoğrafını da twitter hesabından paylaştı ve “Ensar Vakfı’nın 37. Genel Kurulu’nda Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmalarını yaptığı sırada su içtiği bardak” diye yazdı. Paylaşım sosyal medyada alay konusu olunca teşkilat başkanı Gürsoy kendi hesabından fotoğrafı kaldırdı.

ERDOĞAN: "KULA KULLUK ETMEYİN" DEDİ, MUHTAR "ALLAH BENİM CANIMI SANA BAHŞETSİN" DİYE BAĞIRDI.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünkü muhtarlar toplantısında ilginç anlar yaşandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 25. muhtarlar toplantısında bir muhtarın sözleri damga vurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Muhtarlar toplantısında konuştu. Erdoğan, "Bir Müslüman’a Kula Kul olmak yakışmak; biz ancak rabbimizin huzurunda rükuya eğiliriz. Başka bir yerde asla" dedikten sonra, bir muhtar ayağa kalkarak "Allah benim canımı sana bahşetsin ki bu dünya batıl yaşasın" diyerek bağırdı. Salondaki diğer muhtarlar da alkışlarla destek oldu.

OSMANLI PADİŞAHLARI DA CAHİL HALK TARAFINDAN TABULAŞTIRILMIŞTI.
Osmanlı Padişahlarının hemen hepsi, Osmanlı Devleti halkını “kul” olarak görüyordu, topluma hitap ederken de “kullarım” diye hitap ediyordu. Halk köle-kul olmayı öylesine benimsemiş ve olağan haline getirmişti ki, padişaha bir derdi, bir sorunu anlatmak isten kişiler, padişaha hitap ederken de, “efendimiz biz kulların” diye başlıyorlardı. “Güce tapmak” öylesine Osmanlı toplumuna hâkim olmuştu ki, padişahları “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olarak biliyorlardı.
Fatih’in Topkapı Sarayı kapı girişinde Bâb-ı Hümâyûn” ve “Saltanat Kapısı” adlarıyla bilinir ve kapının hemen üstünde o kitabede Fatih, kendisi için “Allahın yeryüzündeki gölgesi” ifadelerini kullanıyordu. Padişahlar, halife oldukları için bu ifadeleri kullanıyorlardı desek, Fatih Sultan Mehmet Halife değildi. Yine Kanuni Sultan Süleyman Fransa Kralına yazdığı mektupta.“ben ki, Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi…” diyerek kendisi için bu söylemi kullanıyordu.
Türk halkı da öyle söylüyor, öyle biliyordu.  Ama padişahları böyle bilen, söyleyen devletin temelini teşkil eden Türk halkını, padişahlar, “etrakı bi-idrak” yani “idraksiz Türkler” diyorlar, Türk halkını dışlıyorlardı. (Tıpkı RTE nin Mesin’li çiftçiye “hadi ananı da al git” diyerek halkı aşağılaması gibi). Onun için Türk çocuklarını, Türk halkını önemli mevkilere getirmiyorlar, ne ki Türk kızları ile evlenmiyorlardı bile, padişahların çoğunluğunun eşleri Hıristiyan kökenlidir.
Toplumların eğitimsiz, Osmanlı gibi dinsel düşünceleri daha baskın olduğu devletlerde, (ne ki, RTE sayesinde artık günümüzde bile) insanların psikolojik tavırla gizli duygularında “güce tapma” düşüncesi hâkimdir. “500 yıldır bilime hiçbir katkısı olmayan İslam ülkelerine” nasıl ki cehaletin baskısı ile matbaa 270-300 yıl gecikmeyle gelmişse, toplumlar da her yönden geri kaldıkları için, yöneticileri bir tabu olarak görüyorlardı. 14 yıldır ülkemizde din ve dini değerleri kullanıp, cahil halkı kandıran RTE de, halka baskı uyguladıkça, cahil halk arasında “güce tapma” düşüncesi topluma yerleşirken, RTE de böylece tabulaşıyordu.

ERDOĞAN: “PEYGAMBER EFENDİMİZİ BİLE DESTEKLEMEYENLER OLDU."DEDİ
Ta 1400 yıl önceki Arabistan’daki Peygamberle kıyaslama ve teşbih yapıyor. Her konuşmasında dini siyaset etme davranış ve eylemini görmekteyiz.
“Peygamber efendimizi bile desteklemeyenler oldu. Bizi de yüzde 52 destekledi.”
Başbakan Erdoğan söylemiş bu sözü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde az oy aldınız eleştirilerine cevap olsun diye söylemiş. Bir teşbihte bulunmuş ama ne demek istemiş meçhul. İslam peygamberi ile kendisi arasında yaptığı teşbih yapması dinsel sömürüden başka ne olabilir.
O mevzu da, insanlara Erdoğan’ın; dinin gereği, emri, koruyucusu ve hatta olmazsa olmazı gibi sunulması. Eğer ortada dört başı mamur bir algı operasyonu varsa, o da budur sanırım. Televizyon ekranlarından bazı adamların çıkıp Erdoğan’a oy vermeyen kâfirdir mealinde coşmaları, din adamı diye, kanaat önderi diye toplumda öyle ya da böyle Kabul gören bazı adamların da aynı makamdan sürekli yayın yapmaları. Mitinglerde ayıltılan kadınlar, rahmetimiz gazabımızı aşacak beyanları vs vs.
Bu arada, sosyal medyada her gün bir yerlerden çıkan Erdoğan’ın hikmetleri konulu kıssaları, hikâyeleri falan saymıyorum bile. Görülen rüyalar, yok Azrail gelmiş de izin istemiş de, namaz kılmış sonra uyutulmadan ameliyat masasına yatmış da. Daha birçok böyle doğaüstü yakıştırma ve yakıştırmaya ya da teşbihe bile gerek duymadan açık açık söylenen “Erdoğan halifedir” açıklamaları.
Tabulaştırılan Tayyip - Cevat Kulaksız

ERDOĞAN'A AÇIK ÇAĞRIDA BULUNDU: “ZEVCESİ OLMAK İSTERİM”!
Bir belediye çalışanı kadın, Twitter'dan Erdoğan'a açıkça seslendi ve "Reis-i Cumhurumuz uygun görürse onun zevcesi olabilirim" dedi.
İstanbul'daki Sancaktepe ilçe belediyesinde çalıştığı iddia edilen Meryem Gündoğmuş'un bu tweetleri olay oldu. Gündoğmuş'un sözlerine Twitter'da tepki yağdı.
@meryemselimg adlı adresin sahibi olan Gündoğmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "eğer kabul ederse kendisinin zevcesi olabilirim" diye yazdı. Gündoğmuş, gelen tepkilere ise "cahilsiniz" diye yanıt verdi.
Tepkilere kulak tıklayan Gündoğmuş, yaptığının Cumhurbaşkanı'na da saygısızlık olduğunu anlamadı.
Gündoğmuş'un Twitter'daki paylaşımları şu şekilde oldu:
- Reis-i Cumhurumuz dün bir genci köprüde intihardan kurtardı. Hz. Muhammed de olsa aynısını yapardı. Sen ne yüce insansın reisim.
- Reis-i Cumhurumuz uygun görürse onun zevcesi olabilirim. Sahabe hazretleri de cihat eden Peygamber efendimize zevcelerini ikram etmişlerdir.
- Cahil cahil konuşacağınıza açın da biraz kitap okuyun. Sapkınlık olarak nitelediğiniz şey bir nezakettir. İkram diyorum ikram.
Sivas derneklerinde yöneticilik de yaptığı belirtilen Meryen Hanım, sosyal medyada belirttiğine göre televizyon spikerliği ve sunuculuğu dersleri de alıyor.

CUNHURBAŞKANI R.T. ERDOĞAN İÇİN “ÖLÜRÜM” DEDİ.
Hakemleri rehin aldı… Erdoğan aradı.’Senin için ölürüm’ dedi ve bıraktı… Sporun kara günü…
Trabzonspor ile Gaziantepspor’un 2-2 berabere kaldığı maçın son anlarında yaşanan ‘penaltı’ pozisyonu sonrası hakemler Avni Aker(Trabzon) Stadı’ndan 4 saat boyunca çıkarılmadı. Bordo-mavililerin başkanı Hacıosmanoğlu, “Onun için ölmeye hazırım” dediği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın araması üzerine hakemlerin stattan çıkarılmasına izin verdi.
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Yöneticilerime, ‘Trabzon’un misafirperverliğini gösterin. Sabah ben gelene kadar o hakem, o stattan çıkmayacak” dediğini ancak, saygı duyduğu, gönül bağı bulunduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini arayıp “Türkiye, hem dünya genelinde büyük rezillik yaşamayalım. Ama yanlışların da hesabı sorulacak” sözleri üzerine hakemlere en ufak fiziki müdahalede bulunulmadan kenti terk etmelerine izin verdiklerini söyledi”
RTE yi tabulaştıran, pek çok örnek var ama yazıyı uzatmamak istemiyorum.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

SONNOTLAR
 1 Tabu nedir?
Polinezya dilinde bir kelimedir. Genel olarak ilkel yerlilerin kutsal saydığı eşya veya şahıs, ya da hareketlerdir.
Bu yerlilerin inanışına göre tabu özelliği başkasına da geçer, mesela bir kimse, tabu sayılan bir puta dokunursa kendisi de tabu olur ve kutsallık kazanır. Etnologlar tarafından Polinezya dillerinden alınıp kullanılmaya başlanmıştır. "Kutsal" nesnelerde olduğu gibi çelişkili bir yapısı vardır, iki karşıt anlamı da taşır. Hem "kutsal" hem "kirlenmiş" şeyler tabu olabilirler. Örneğin "kirlenen" kişiler, nesneler "kutsal" olandan ayrı tutulmalıdır. Kaynak: http://tabu.nedir.com/#ixzz49m6ztitF

 2 İngiltere Başbakanı Cameron: Bu hızla giderse Türkiye 3000 senesinde ... Bugünkü ilerleme hızıyla bunun gerçekleşme ihtimalinin belirmesi bile on yıllar alacaktır" dedi. ... Bugünkü ilerleme hızıyla AB'ye girmeleri, 3000 yılı civarında olur... "Türkiye için 'Kampı koruyabilir ama çadıra giremez' denilemez http://www.hurriyet.com.tr/ingiltere-basbakani-cameron-bu-hizla-giderse-turkiye-3000-senesinde-abye-girer-40107426.)

 3 Cevdet Paşa Tarihi Hikmet Neşriyat Cilt 3,Sf: 19–20
 4 http://www.gercekgundem.com/siyaset/192933/su-ictigi-bardaga-kutsal-emanet-muamelesi

5 http://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-kula-kulluk-etmeyin-dedi-muhtar-allah-benim-canimi-sana-bahsetsin-diye-bagirdi-111202.html

6 http://www.yakuter.com/ben-ki-sultanlar-sultani/

7  http://blog.radikal.com.tr/politika/erdogan-peygamber-efendimizi-bile-desteklemeyenler-oldu-69312

8 http://www.haber3.com/erdogana-acik-cagrida-bulundu-zevcesi-olmak-isterim-3754060h.htm#ixzz49mADxm4C

9  http://www.taraf.com.tr/hakemleri-resmen-rehin-aldi-erdogan-aradi-senin-icin-olurum-dedi-ve-birakti-sporun-kara-gunu/

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget