Ey Tayyip, bu kadar cinayet yeter - Tünay Süer

Ey Tayyip, bu kadar ölüm yeter diyorum. Derhal sıkıyönetim ilan edilmelidir. Evlatlarımızın kahpece öldürülmelerine daha ne kadar duyarsız kalacaksın?

Ey Tayyip, bu kadar cinayet yeter - Tünay Süer
Kanla başlayan 1 Mayıs…
Her gün gelen şehit haberleriyle içimiz kan ağlarken bari 1 Mayıs’ta kötü haber almayalım, köleleştirilmek istenen işçilerimiz seslerini duyurabilseler diye düşünüyordum.
Dikkat ederseniz dünyada işçi bayramı olarak kutlanan bu günde bizim işçilerimiz için bayram sözcüğünü özellikle yazmadım.
İşçilerimizin hakları ellerinden alınmış, taşeron işçi var edilmiş ve patronlar paraları istif ederken onlar, ya işlerinden çıkartılmışlar ya da cüzi bir paraya çalışmak durumunda bırakılmışlar.
Evine günlerdir ekmek götüremeyenler, çocuklarına okul harçlığı veremeyenlerin acılarını biliyorum.
Başkanlığım sırasında arkadaşlarımla birlikte nerede işçi grevi var oraya gidip dertlerini ağızlarından dinliyorduk.
Uzayıp giden, bitmeyen mahkeme davalarını izliyorduk.
Türkiye’de işçilik demek kölelik deme durumuna geldi.
Bu durumda nasıl bayram kutlanabilir?
Oysa işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan 1 Mayıs birlik dayanışma ve haksızlıklara mücadele günüdür.
Dünyada birçok ülkede resmi tatil olarak ilan edilen bu gün, bizde ya yasaklanır ya da olaylar çıkartılır.

1 Mayıs 1977 üzerinden 39 yıl geçti.
DİSK 1976 1 Mayıs'ında Taksim'de başarılı ve kalabalık bir miting düzenlemiş, gerek işçilerin gerekse devrimci gençliğin katıldığı miting olaysız sona ermişti.
1977 1 Mayıs'ını çok daha görkemli bir mitingle yine Taksim'de kutlamaya karar verilmişti.
Taksim Meydanında o gün yaklaşık beş yüz bin kişi toplanmıştı.
Davullu zurnalı müzik eşliğinde halaylar çekiliyor o gün bayram havasında kutlanıyordu.
Birden bire halkın üzerine ateş açıldı.
Büyük bir panik başlamış ezilenler ve kurşunlara hedef olanlardan 34 can yok olmuştu.
Yüzlerce kişi yaralanmış ve alan savaş alanına dönmüş, adeta katliam yaşanmıştı.
Her ne kadar sol görüşler arasındaki farklılıkların bu durumu yarattığı ( sol ve Maocu gruplar arasındaki derin hesaplaşma)söylense de tarihe kanlı 1 Mayıs olarak geçen o gün için kimisi, Gladio merkezli işletilen plan, kimisi askeri darbe hazırlığı kimisi de, resmi olarak kanıtlanamayan bilgilere göre olayın planlayıcısı CIA diyordu.
Çünkü The Marmara Oteli üst katlarından ateş açıldığı, Oteli’n bir gün önceden boşaltıp buraya Amerika’dan getirilen CIA ajanları yerleştirildiği doğruydu.
Kalabalığa ateş açılmışken polisin ateş açanlara değil kalabalığa saldırması, Kazancı Yokuşuna doğru kaçmaya çalışan kitlenin üzerine panzerleri sürmesi ve yokuşu bir kamyonun tıkamış olmasının sırrı halen çözülmüş değildir.
Yokuştan kaçmaya çalışan vatandaşlarımızın panzerler altında ezilmeleri ve orada can vermeleri asla unutulmadı.
Bunun için Taksim işçi ve emekçilerin yanısıra insanlık olarak çok önemli bir alandır.
Belirli bir kitlenin Kazancı Yokuşuna gidip ölenlerin anısına karanfiller bırakılması dışında
bu yıl yine orada toplanmaya izin çıkmadı.
1977 kanlı 1 Mayısı sır olarak kaldı.
Feci olayın üzerine gidilmedi ve failler bulunmadı.
Çünkü birileri bulunmasını istemedi…
Ne demiştik, Türkiye yasaklar ülkesi oldu ve korku imparatorluğuna dönüştürüldü.
Yalan değil.
                                                           ***

Hiç bir iktidar döneminde işçinin bu kadar ezildiğini görmedik.
Ve hiçbir iktidar döneminde ayyuka çıkan iktidar zenginlerini ve rantları da görmedik.
Ülkemiz yasaklar ve yoksulluk yaşarken öte yandan her gün gelen şehit haberleri ile adeta bir deprem yaşıyor.
Bu sabaha Mardin’den gelen acı haberle başladık.
05.45'de Nusaybin Çağçağ Caddesi yakınlarında yola yerleştirilen el yapımı patlayıcıyı etkisiz hale getirmeye çalışan güvenlik güçlerimize ateş açılmış. Roketatar ve uzun namlulu silahlarla yapılan saldırıya güvenlik güçlerimiz de karşılık verirken, çatışmada 3 askerimiz şehit olmuş 14 askeriz yaralanmışlar.
Bitmedi…
Birkaç saat sonra Gaziantep Emniyet Müdürlüğü binasına saat 09.30 da bomba yüklü araçla teröristlerin saldırı düzenlediğini iki polisimizin şehit olduğunu 6 polis ve 3 kişinin yaralandığını öğrendik.
Hükümet yayın yasağı getirdiği için orada yaşananları tam bilemiyoruz.
Bu sabah uğursuz sabahlardan teki herhalde…
Lanet olsun…
İstanbul’da Taksim’e çıkmak isteyen kitleye polisin çok sert müdahale yaptığını ve 11.15 sularında Tarlabaşı’nda karşıdan karşıya geçmek isteyen bir vatandaşımızın TOMA altında kalarak hayatını kaybettiğini duyduk.
Evet, bu sabah uğursuz bir sabah…
                                                      ***
Bunca şehit haberi iktidarı hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Sabah sokağımdaki fırına gittim.
Bu havalarda astımım beni çok sıkıştırıyor ve yürürken nefes nefese kalıyorum.
Fırının önüne kadar zar zor yürüdüm.
Biraz soluk almak için durdum.
O sırada sakallı bir adamla ve fırıncı ile konuşurken şehitlerden bahsettim ve ne kadar üzüldüğümü anlatmaya çalıştım.
Sakallı adam “eh ne yapalım ölmüşlerse ölmüşler” demez mi bana…
Kanım çekildi adeta.
Onu oracıkta boğabilirdim…
Ama o zavallılardan tekiydi.
Beyni çok güzel yıkanmıştı.
Ona gerekli cevabı verdim, kem küm etti.
Hemen dönüş yaptı. Öyle demek istemedim filan.
İşte bunlarda hükümetiyle, cumhurun başı ile zihniyet böyle...
Kendilerinden olmayanlar can verse ne olur vermese ne olur?
Bizler kınalı kuzularımızı kaybetmekle acılar çekerken onların umurunda değil.
O zaman bu hükümeti istifaya zorlamalıyız.
Bunun için ne gerekirse yapmalıyız.
Ey Tayyip, bu kadar ölüm yeter diyorum.
Derhal sıkıyönetim ilan edilmelidir.
Evlatlarımızın kahpece öldürülmelerine daha ne kadar duyarsız kalacaksın?
Kim olursan ol, yeteri biliyorsan, artık YE-TEEER!

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget