Herkes aklını başına toplamak zorundadır! - Güner Yiğitbaşı

Herkes aklını başına toplamak zorundadır! - Güner Yiğitbaşı Ülkemiz bugün, Anayasayı rafa kaldıran, fiili olarak başkanlık sistemini tesis ettiğini alenen ilan eden

Herkes aklını başına toplamak zorundadır! - Güner Yiğitbaşı
Demokrasinin gereği olarak; ister Cumhurbaşkanı olsun, ister Yargıtay yüksek hakimi olsun, herkes; aklını başına toplamaya, demokrasinin yazılı olan veya yazılı olmayan tüm kurallarına, yürürlükteki anayasa ve yasaların tüm hükümlerine uymaya, kendisinde üstün bir güç bulunduğu düşüncesine kapılmamaya mecburdur.

Peki ülkemizdeki bugünkü manzara nedir?

Ülkemiz bugün, Anayasayı rafa kaldıran, fiili olarak başkanlık sistemini tesis ettiğini alenen ilan eden, tarafsızlık ve anayasaya bağlılık yeminine bir saniye dahi riayet etmeyen, keyfine göre takılan,ilga ettiği anayasada yer alan bir hükme göre, vatana hiyanet dışında -bundan suçlanarak Yüce Divana gönderilmesi de Meclisteki oylamada sayı itibariyle mümkün değildir-tüm eylem ve söylemlerinden dolayı yargı önünde hesap vermekten muaf ve sorumsuz olan, bu sorumsuzluğuna, mecliste bulunan emri altındaki AKP milletvekillerinin oylarıyla Yüce Divana gönderilmesinin imkansızlığına güvenerek ve bundan güç alarak, bu anayasa ve yasa tanımazlığı nedeniyle haklı olarak kendisini eleştiren herkesi, cumhurbaşkanına hakaret etmekle suçlayarak mahkemelerde süründüren, kendisinin seçip atadığı, her isteğini yerine getirmesine rağmen, yine de kendisine yaranamayan ve hoşuna gitmeyen AKP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olan DAVUTOĞLU'nu görevden çekilmeye zorlayan, içeride ve dışarıda, hoşuna gitmeyen önüne gelen herkese laf yetiştirerek eleştiren ve aşağılayan, yargıya ve yasamaya  baskı yapan,rüyasında görse inanmakta zorlanacağı bir şekilde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından başlayarak,AKP Genel Başkanlığı, Milletvekilliği, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı koltuklarına otuma şeref ve onuruna mazhar olmasına, maddi olarak da ülkenin sayılı zenginleri arasına katılmasına rağmen, doyumsuzluk hastalığına yakalanarak, bu dünyadan göçüp gitmeden önce,bu ülkeyi; yasama, yürütme ve yargının da tamamen kendisine bağlı ve kendisinin kontrolü altında olacağı tek adam olarak idare etmek için başkanlık sistemini getirme hırsıyla yanıp tutuşan ve kendisinin yanıp tutuştuğu bu hırsının ateşiyle ülkeyi de yakan ve yakmaya devam eden bir kişi tarafından idare edilmekte ve ne acı ve üzücüdür ki,bu anayasa ve yasa tanımaz kişiye karşı, halkımız organize ve demokratik bir tepki koyamamakta, tüm anayasal kuruluşlar da sessiz kalarak bu kişinin değirmeninine su taşımaktadır.

Ana muhalefet partisi elinden geldiğince bu fiili yönetime karşı çıkmakta ve eleştirmekte ise de, diğer muhalefet partisi MHP lideri ve üst yönetimi, parti içinde gelişen muhalefetin olağanüstü kongre için tüzüğe göre topladıkları yeterli imzaya rağmen, olağanüstü kongreyi yaptırmamak için, antidemokratik eylem koymakta ve bu nedenle de iktidardaki AKP'ye yanaşmaktadır.

MHP lideri BAHÇELİ, son günlerde yaptığı üstü kapalı konuşmalarıyla, AKP ile işbirliği içinde olduğunu göstermiş ve MHP Olağanüstü Kongresinin yapılması için, temyiz mercii olarak kararı dört gözle  beklenen Yargıtay'ın;MHP kongresiyle ilgili kararını Mayıs ayı içinde vereceklerini belirten bugünkü açıklamaları ile Sayın BAHÇELİ'nin; dün, Yargıtay'ın vereceği karara saygılı olacaklarını açıklayan beyanları karşısında, 15. Mayıs.2016 günü MHP Olağanüstü Kongresinin yapılmayacağı kesinleşmiş olup, maalesef saray'ın baskısı altında olan yargının en üst kuruluşu Yargıtay'ın, 15.Mayıs dan önce vermesi gereken kararı verip açıklamamak suretiyle, saray'ın baskısı altında olduğu konusunda kuvvetli şüpheler oluşmuştur.

Kim ne derse desin, ülkenin içinde bulunduğu çok acı ve üzücü gerçek manzara budur.

Her türlü olumsuz bu koşullara rağmen, herkes çok iyi bilmelidir ki; bu ülke, insan hak ve özgürlüklerine dayalı,demokratik ve laik sosyal bir hukuk devletidir ve böyle kalacaktır.

Hukuk ve anayasa ihlallerine, ülkemizin içine düşürüldüğü anayasası rafa kaldırılmış fiili durumuna rağmen, halkımızın göstermekte olduğu bu sessiz duruşu ve hoşgörüsü, asla kimseyi aldatmamalıdır. Bu ülke sahipsiz değildir, sıfatı ve makamı ne olursa olsun, hiç kimse;Türkiye Cumhuriyetinden, anayasa ve yasalardan üstün değildir, ister Cumhurbaşkanı, ister Başbakan, Bakan, Hakim, Savcı, Yargıtay Üyesi olsun, herkes, ama herkes, akıllarını başlarına toplamak, anayasa ve yasalara saygılı olmak zorundadır.

Bunun başka yolu yoktur!

11/05/2016
Güner YİĞİTBAŞI 

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget