Sıkılıp Çöpe Atılan Bir Limon - Güner Yiğitbaşı

Sıkılıp Çöpe Atılan Bir Limon - Güner Yiğitbaşı Kendi düşen ağlamaz, diye çok güzel bir atasözümüz vardır. Bu nedenle DAVUTOĞLU kendi hatasının sonuçlarına katlanmak zorundadır.

Sıkılıp Çöpe Atılan Bir Limon - Güner Yiğitbaşı
DAVUTOĞLU'nun parti içindeki yetkilerinin elinden alınması, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

DAVUTOĞLU da çok üzgün, dün grup toplantısında yaptığı konuşmasında, kendisine yapılanlara karşı sesini yükselterek üzüntüsünü ve sitemini açıkça dile getirmiş ve istifa sinyalleri vermiştir.

Bize göre,DAVUTOĞLU'nun; üzülmeye ve kendisine karşı yapılan bu kabalık karşısında istifa etmeyi düşünmeye ve de istifa etmeye hakkı yoktur, zira AKP'nin başına demokratik bir seçimle hak ederek ve yarışarak gelmemiş, Tayyip Bey tarafından tek taraflı bir irade ile bu makama getirilmiş olup, bu nedenle, kendisini o makama getiren anayasa ve yasa tanımayan kontrolsuz  irade ve gücün, senin işlevin sona erdi, artık sen bana yaramazsın, seni kovuyorum demesini beklemek ve kovuldun komutunu aldıktan ve istifaya zorlandıktan sonra, sessiz ve sedasız bir şekilde istifasını vererek ayrılması gerekmektedir.
Bu hep böyle olmuştur. Bir benzetme yapacak olursak, buna idare hukukunda şekil muvaziliği prensibi denir. Yani, bir makama hangi usullerle gelmişsen, o makamdan da aynı usullerle ayrılmak zorundasınız.

DAVUTOĞLU, sanırız Tayyip Bey'i bizden çok daha iyi tanır ve onun bitmeyen siyasi ihtiraslarını, parti ve ülkenin yönetiminde tek adam olma arzsunu bizlerden çok daha iyi bilir ve bilmek zorundadır.

Tayyip Bey cumhurbaşkanı seçilerek Anayasa gereği hukuken AKP Genel Başkanlığından ayrılmak zorunda kalınca, Anayasayı takmayarak, AKP'nin başında fiilen kalacağını, partiyi istediği gibi tek başına yönetmeye devam edeceğini düşündüğü için, partinin başına, kendisinin fiili olarak partiyi tek başına yönetmesine ses çıkarmayacak, kendisine biat edecek bir emanetçi genel başkan aradı ve o zamanın koşullarına göre de,kendisine en yakın hissettiği, kendisine piyonluk yapacağı ve ne derse itiraz etmeyerek yerine getireceği düşüncesiyle, AKP kongresinden önce, AKP Genel Başkanı olarak DAVUTOĞLU'nu belirledi ve atadı.Yasa gereği formalite olarak yapılan AKP Kongresinde parti delegeleri usulen oy kullanarak bu atamaya resmiyet kazandırdılar.

DAVUTOĞLU, bu şekilde demokratik bir seçimle, yarışarak,yasalara ve hukuka uygun olarak AKP Genel Başkanlığına ve ona bağlı olarak da Başbakanlığa  getirilmediğini, kendisine Tayyip Bey tarafından özel bir don biçildiğini,bu donun içinde hareket etmek zorunda olduğunu,kendisini o makamlara getiren tek adamın emir kulu olduğunu, AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerini yaparken o tek adamın emir ve talimatlarının dışına çıkamayacağını çok iyi bilerek, kendi hür iradesini, özgürlüğünü, insanlık ve meslek onurunu  ipotek altına aldırma koşuluyla bu makamlara getirildiğini, peşinen kabul etmiştir.

DAVUTOĞLU, bu nedenle istifa edemez, istifa müessesesi hak edilerek, demokratik yollarla atanarak veya seçilerek gelinen makamlardan, bir nedenle ayrılma gereği duyan kişilerin başvurabilecekleri onurlu ve demokratik bir davranış şeklidir. DAVUTOĞLU; istifa etme hak ve yetkisine ve hatta özgürlüğüne sahip olmadığı için,tek adamla birlikte kapalı kapılar arkasında yapacağı gizli görüşmeler sonunda istifa etmeye zorlanarak kovulacağı günü beklemek durumundadır.

Kendi düşen ağlamaz, diye çok güzel bir atasözümüz vardır. Bu nedenle DAVUTOĞLU kendi hatasının sonuçlarına katlanmak zorundadır.

AKBULUT ve DAVUTOĞLU Vak'aları; umarız bundan sonrası için, yozlaşan demokrasimizin düzelmesine bir katkı sağlar ve siyasilerimiz bu vak'alardan ders çıkararak, kimsenin piyonu, maşası ve sonunda da sıkılarak çöpe atılan limonu olmazlar inşallah.


04/05/2016

Güner YİĞİTBAŞI 

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget