Çözüm yeri Meclis dediğine göre Başkan Cemil Çiçek, CHP grubu ant içerek parlamento çalışmalarına fiilen katılırsa, tutuklu milletvekilleri sorununun çözümleneceğine inanıyor, demektir.
Bu inancı son iki konuşmasında yinelediğine göre; ant içme olayı kapanırsa Başbakan RTE, Meclis Başkanı’nın bulduğu, bulacağı çözüm formüllerine karşı çıkmayacak demektir.
Bu olasılığı dün Hürriyet’teki haber gündeme getirdi.
Habere göre CHP Grup Başkanvekillerinden Akif Hamzaçebi, Başkan Çiçek’i ziyaretinden sonra “olumlu izlenimler” aldığını söyledi.
Daha sonra ana muhalefetten kulislere çarpıcı bir cümle yansıdı:
Çiçek ana muhalefete; “Sorunun çözümünde inisiyatifi ben alıyorum. Bana güvenin. Bu doğrultuda sizleri yemin etmeye davet ediyorum” dedi.
***
Geçmişi ve RTE’nin adayı olarak başkanlığa gelişi bir olasılığı güçlendiriyor.
Meclis Başkanı; Başbakan ile ters düşerek CHP’ye güvenceler verme riskini göze alamayacağına göre...
...daha önce Başbakan ile ilkesel bir mutabakata vardı: Önce CHP ant içecek!
Olası mutabakatı doğrulayan bir diğer öğeyi dün Vatan’daki yazısında Güngör Mengi şöyle açıkladı:
“Dün kendisiyle (Çiçek’le) konuştum. Hükümet programı görüşmelerine CHP milletvekillerinin yemin etmiş, hak ve yetkilerini kazanmış olarak katılacakları bir tabloyu hedefliyor.”
Cemil Çiçek dün başkanlık divanının toplantısına CHP ve BDP temsilcilerini çağırmadı. Bu davranışıyla sorunun çözümündeki öncelikli koşulu, ant içme koşulunu bir kez daha açıklamış oluyor.
***
Bu gelişmelerin ışığında doğal olarak CHP’nin izleyeceği politika önem kazanıyor.
Ana muhalefetin ant içmemekte direnmekten vazgeçebilmesinin tek koşulu tutuklu ama halk oylarıyla seçilen milletvekillerinin tahliyelerinin sağlanması, Balbay ile Haberal’ın Meclis’e gelerek ant içmeleri.
Kuşku yok, CHP de ant içerek Meclis çalışmalarına fiilen katılmayı ve tutuklu milletvekilleri sorununun bir an önce çözümlenmesini istiyor.
Ne var ki, bugüne kadar iktidardan sorunun çözümüne olumlu yaklaşım görmediği gibi, 15 Temmuz’a kadar beş oturuma ant içmeden girerlerse vekilliğin düşeceğini öngören, “tehdit ve şantaj” diye niteledikleri yanıtlar alan CHP...
...inisiyatif alarak sorunun çözümü üstlendiğini söyleyen, AKP’li ve AKP liderine yakınlığı bilinen Meclis Başkanı ile karşılaştı.
Kuşkusuz kimi akla takılan sorular hâlâ konuşuluyor.
CHP; AKP’nin (RTE’nin) Meclis Başkanı aracılığıyla verdiği güvenceyi kabul edecek mi?..
...yoksa -bir söylentiye göre- Meclis Başkanı’ndan ant içmeden önce çözüm içeren önerilerini açıklamasını mı isteyecek?
...Ve CHP ya ant içecek ya da?..
***
Oysa tutuklu, ama halkın seçtiği milletvekilleri sorunu artık çözümlenmeli.
Çözümlenmeli ve böylece ulusal iradenin her şeyin üstünde olduğu kanıtlanmalı.
Sorun çözülsün derken, örneğin bir an önce tahliye edilerek Meclis’teki görevine başlamasını istediğim ve beklediğim Balbay’la (tabii diğer tutuklu milletvekillerinin katılımı ile) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, çok daha renkli günler yaşayacağına inancımdan söz ediyorum.
Yeni bir anayasa yapılırken:
12 Haziran’da İzmir milletvekili seçilen, -dün itibarıyla- 853 gündür mahpus, milletvekili seçildiğinden düne dek 25 gün, toplam 129 gündür tek başına hücrede yaşayan Balbay kadar...
...ne AKP’li, ne CHP’li hiçbir vekil... Meclis’te milletin kürsüsünden özgürlüğün ve demokrasinin anlamını, değerini milletine anlatamaz.
Artık yetti.
Ne yapacaksak yapınız.
Bay Başbakan, Bay Genel Başkanlar; inatlaşmalar, küfürler, hakaretler geride kalsın.
Üstlendiğiniz sorumluluğun gereğini yerine getirin.
Hiç değilse, ulusal iradenin üstünlüğünü... egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu kanıtlayın!
Yorum Gönder