Hoş Geldin 2.ci Kurtuluş Savaşımızın Bandırma Vapuru, Hoş Geldin 19 Mayıs

Şeriatçı ve şeriatçılık Ortaçağ ürünüdür.
Zamanını doldurmuştur.
Kullanım tarihi geçmiştir.
Çağdaş, uygar toplumlarda dine dayalı iktidarlar, kurumlar yoktur.
Deniz Fenerlerini göremezsiniz o ülkelerde…
Din gönüllere, vicdanlara yerleşmiştir. Din, kulla Allah arasındadır.
Kimse din alıp satmaz. Din ticareti yapmaz. Kimse Allah’la aldatmaz…
Dini kullanarak, saf, inanmış dindar vatandaşlarından bağış adı altında trilyonları toplayıp iç etmez.
Yurttaşlarını dolandırmaz.
Yeryüzündeki şeriatçı ülkelerin varlığı, o ülkelerdeki ağa, bey, ulema, molla, aşiret ve tarikat reisi gibi Ortaçağ kalıntılarının varlığından kaynaklanmaktadır. Bu ülkelerde bilimin, fennin yerini inanç almıştır.
Dinci yönetimlerin ve bu Ortaçağ artıklarının en büyük destekçisi ise emperyalizmdir.

İşte bu yüzden AKP, Obama’yı Obama’dan çok düşünmekte, Amerikan gazetelerini “Amerikan hükümetini zor duruma düşürdü” diye Amerika’dan önce eleştirmektedir.

Ve küresel sömürüye karşı çıkan, direnen, bağımsızlık mücadelesini anımsatan ne varsa, onu yok etmek istemektedir.
İşte bu yüzden, ülkemizde anıtlara çelenk koyma engellenmekte, 19 Mayıs yasaklanmaktadır. İşte bunun için Atatürk kitaplardan çıkarılmaktadır…
Çünkü Atatürk demek ulusal Kurtuluş Savaşı demektir.
Bunların unutturulması, ulusun ve ulusun geleceğini temsil eden çocukların, gençlerin belleğinden silinmesi gerekir…
Çünkü 19 Mayıs ve Bandırma Vapuru demek, tam bağımsızlık demektir.
Emperyalizme, Sevr’e, Sultanlığa, saltanata, hilafete meydan okumak demektir.
İşte bu nedenle bağımsızlık bilincini yayan, direnişi anlatan yazarlar, çizerler içeri atılmakta ya da onlara “muhtıra”lar verilmektedir…
İşte bu nedenle ulusal bağımsızlık bilincini yayan, direnişi, aydınlanmayı sergileyen tiyatrolar yasaklanmalı, özelleştirilmelidir.
Kanı, canı, kaynağı kurutulmalıdır.
Işığı kesilmelidir.
İşte bu nedenle AKP sanata, sanatçıya karşıdır. Sanatın içine tükürür…
Çünkü onlar yarasalar gibi ışıktan korkarlar.
Aydınlıktan, güneşten korkarlar.
Bilimden korkarlar.
“Hayatta en gerçek yol gösterici, bilimdir, fendir” dediği için Atatürk’ten korkarlar. Yasaklarlar.
Kendi ordusundan, subaylarından korkarlar, Amerikan ordusuna ve istihbaratına güvenirler ve 34 köylümüzün ölümüne neden olan ABD için tek laf söylemezler. Söyletmezler…
Ulustan, halktan, yurtseverlerden korktukları için korku imparatorluğu kurarlar. Amerika ile birlikte kendi ordusuna karşı tertipler düzenlerler, saltanatlarını bu yolla yürütmeye çalışırlar. İşte bu nedenle komutanları, yazarları, çizerleri, politikacıları düzmece kanıtlarla zindanlara doldururlar.
Ama korkunun ecele faydası yoktur.
Bir zamanlar İstanbul Hükümeti de İngilizlerle dayanışma içerisinde “Nemrut Mustafa Divanları” kurmuş, valileri, kaymakamları, komutanları Malta’ya sürgün etmişti.

Emperyalizmin direktifleri doğrultusunda, Beyazıt meydanında, darağaçlarında, suçsuz günahsız insanların canına kıymıştı.

Peki, sonuç ne oldu? Sonuç…
Cinayetler işlediler.
Yurtseverleri zindanlara attılar. İşkenceler yaptılar.
Zulmettiler.
“Korku imparatorlukları” kurdular. Dünyaya direk kalacaklarını sandılar.
Ama yanıldılar.
Hem de kötü yanıldılar.
Günü geldiğine, Kuvayi Milliye güçlerinin karşısında kaçacak delik aradılar.
Uşaklığını yaptıkları emperyalist devletlere sığındılar.
Yabancı diyarlarda can verdiler…
Başımıza çuval geçiren, komşu ülkelerde Müslüman kardeşlerimize tecavüz eden, yurdumuzu bölmek isteyen terörist örgüte askeri, lojistik destek sağlayan, yalan yanlış istihbaratlarla 34 vatandaşımızın ölümüne neden olan Amerikan askerlerinin zaferi için dua edenlere sesleniyoruz:
19 Mayıs’lar, Cumhuriyet Bayramları, Atatürk’ler, Hasan Tahsin’ler tüm ulusun ortak değerleridir.
Ortak mirasıdır.
Kimse onları anmamızı, mezarlarına, anıtlarına çelenk koymamızı engelleyemez.
ABD istedi diye kimse Ulusal Kurtuluş Savaşımızı unutturamaz, Cumhuriyetimizi ortadan kaldıramaz.
Önünde sonunda, babalarınız, dedeleriniz gibi, sizin de “Şeriatçı korku imparatorluğu”nuz yıkılacaktır.
Tarihte “korku” üzerine kurulan bir iktidarın sonsuza dek yaşadığı hiçbir yerde görülmemiştir…
Bandırma Vapuru yeniden Samsun’a hareket etmek üzere kalkmıştır.
Artık onu durduramazsınız.
Onu onurla, gururla selamlıyoruz ve diyoruz ki:
Hoş geldin 2.ci Kurtuluş Savaşımızın Bandırma Vapuru…
Hoş geldin 19 Mayıs…

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget